Ortaçağ eserleri denilince akıllara sürekli olarak Avrupa geliyor. Avrupa’nın hemen her ülkesinde bulunan ve günümüze bir şekilde ulaşmış olan ortaçağdan kalma yapılar nedeniyle bu elbette çok normal! Ancak Ortaçağ döneminin önemli bir coğrafyası da Anadolu topraklarıydı. Üstelik Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun hakimiyeti ve kutsal topraklara yapılan Haçlı Seferleri döneminde kurulan haçlılara ait bir çok kale, yerleşim yerleri ve hatta Haçlı Devletleri, Anadolu topraklarında birçok izler bırakmış. Bunlar arasında kuzey, kuzeydoğu ve doğudan gelenler de eklenince, tarihin sayfalarında kaybolmuş daha neler bulunduğunu muhtemelen henüz bilemiyoruz.

Böylesi bir coğrafya üzerinde Ortaçağ döneminden kalma eserler bulunması aslında kimseyi şaşırtmamalı. Ancak belki de geçen uzun bir ara dönemden sonra geriye kalan pek bir şey olmaması, böylesi bir düşünceyi bizlerden almış gibi görünüyor. İşte, maalesef uzun yıllar gözardı edilerek bir köşede kalan bu değerlerden biri Erzurum‘da bulunuyor. Bir Ortaçağ şatosu!

Erzurum’da Dağlarla Çevrili Bir Ortaçağ Şatosu

Oltu ilçesine yaklaşık 34 kilometre uzaklıkta bulunan ve çok zengin bir tarihi kültürel mirasa sahip olan, eski ismiyle Hovak, yeni adıyla Alatarla Köyü, dağlarla çevrili zorlu coğrafi yapısına rağmen, eski çağlarda bugünkünden çok daha büyük ve görkemli zamanlar geçirmiş.

İşte o zamanlardan kalma, çevredekilerin daha çok “kale” olarak adlandırdıkları stratejik konumda bulunan yapı tipik bir ortaçağ şatosu görünümünde. Yani en azından ondan geriye kalanların bize anlattıkları bu şekilde!

Alatarla Şatosu Saklı Hikayelerle Dolu

Alatarla Köyü’nden 3 kilometre uzakta Akdağ eteklerinde bulunan yapı, ön cephesiyle tüm vadiye hakim bir konumda bulunuyor. Kalenin üzerinde bulunduğu kayalıklar, vadiden yaklaşık 50 metre yükseklikte yer alıyor. Ön cephenin iki yanından 2 kule ile desteklendiği ve 25 metre yüksekliğinde bir girişe sahip olduğu anlaşılıyor.

Alatarla Şatosu
Ön Türkler sitesinden alınmıştır

Ortaçağ şato-kale yapıları konusunda araştırma yapan uzmanlar, bu tip yapılarda girişin hemen üzerinde üçgen biçimli kızgın yağma dökmek için yapılmış mehfezlerinin bulunmasının mimari bir gelenek olduğunu belirtiyorlar. Alatarla Şatosu’nda da aynı uygulama gerçekleştirilmiş. Ancak bu düzenek sadece giriş kapısında değil diğer duvarlarda da bulunuyor. Böylesi savunma önlemleri de bölgenin henüz bilmediğimiz hikayelerle dolu olduğunu gösteriyor. Bunlardan biri de; yapılan araştırmalarda rastlanan duvar izleri, çok sayıda niş ve burçlarda bulunan kalıntılardan yola çıkılarak, şato içerisinde Topkapı Sarayı‘nda olan hazine odasına benzer bir bölümün olduğunun düşünülmesi!

Alatarla Oltu

Oltu’nun bu dikkat çekici Şato – Kale kompleksi aynı zamanda hem ikamet hem de savunma yapısı olmasıyla, bölgede yaşayan toplumun, 12 – 15. yüzyıllar arasında içerisinde bulunduğu Ortaçağ’ın feodal düzenini gözler önüne seriyor.

Bölgenin Ortaçağ Dönemindeki Tarihi

Tarihi ve arkeolojik araştırmalara göre köyün eski adı olan Havok, ismini milattan önce bin yıllarında bölgeye yerleşen eden Tav-ok (dağ-ok) lardan alıyor. Bölge, sonrasında ise Orta Asya – Kafkas kökenli halkların göçlerine ev sahipliği yapıyor. Şatonun da Kafkas kökenli Gürcü asıllı beylere ait olabileceği düşünülüyor.

Bölge halkı Pagan inanışa sahip. Roma ve Doğu Roma dönemleri ile Hıristiyanlığa geçen yöre halkı 16. yüzyıldan sonra ise İslam inancının etkisi altına girmiş.

Alatarla Hovak Şatosu

Alatarla Şatosuna Nasıl Gidilir?

Burası Oltu ve Uzundere arasında kalan bir bölge. Sanki doğa olarak tamamen tecrit edilmişçesine dağlarla çevrili. Oltu’dan gelirken bir dağ yolu ile giriliyor. Önce İnci Köyü sonrasında ise Alatarla Köyü’ne ulaşıyorsunuz. Köye girişte vadide akan Çatak Çayı’nın karşısında bulunan kayalığın üzerindeki Alatarla Şatosu‘na kısa bir yürüyüşle ulaşabiliyorsunuz.

BİR YORUM BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin..
Buraya adınızı girin..