PAYLAŞ

Aspendos hakkında bugüne kadar çok şey anlatıldı. Ancak antik dünyadan bahsederken, bugün üzerinde yaşadığımız coğrafyanın o dönemde ne kadar büyük bir yer kapladığını ve yine o dönemler için bilinen dünyanın merkezi olduğunu anımsamadan olmuyor. Hakkında çok şey bildiğimizi sanmamıza rağmen, bugün hala gizem dolu bir dünya konuyu saklayan “Antik Dünya” kalıntıları arasında parlayan bir yıldız olan Aspendos Hakkında Her Şey.

Aspendos Hakkında Her Şey

Her ne kadar biz Aspendos‘u genelde “tiyatro” olarak bilsek de, Aspendos veya Belkıs, Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan “antik tiyatrosuyla meşhur” bir antik kenttir.

Aspendos Hakkında Her Şey

Aspendos, Serik ilçesinin 8 kilometre doğusunda, Köprüçay’ın dağlık bölgesinden düzlüğe ulaştığı yerde milattan önce onuncu yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin en zengin kentlerinden biri olarak biliniyor. Aspendos biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuş.

Aspendos’un Tarihi

Madem yazının başlığı Aspendos Hakkında Her Şey gibi kapsayıcı bir anlam taşıyor. Öyleyse tarih, mimari, sanat gibi konuları çok detaylandırmadan(!) anlatmak gerekiyor.

Coğrafyacı Strabon ve Pomponius Mela, Aspendos’un Argoslularca kurulduğunu yazmışlar. Bölgeye milattan önce 1200’lü yıllardan sonra Yunan göçleri olmuştur. Oysa etimolojik olarak Aspendos adının kaynağının Yunanlılardan önceki yerli Anadolu dili olduğu konusunda önemli çalışmalar yapılmıştır. Aspendos kazılarında bulunan milattan önce 5 ve 4. yüzyıla ait sikkelerde kentin ismi Estwediya olarak geçer. Asitawadia ya da Asitawada, milattan önce sekizinci yüzyılla tarihlenen Hitit hiyeroglif yazıtlarında yer almaktadır. Kentin isminin büyük olasılıkla bu isimle bağlantılı olduğu görüşleri hakimdir. Yani kent Argoslu koloniciler tarafından kurulmaktan çok, onlar burada daha önceden bulunan yerleşim yerini ele geçirdikten sonra geliştirmişler diye açıklanabilir.

Aspendos Hakkında Her Şey

Roma’nın Gözde Kentlerinden Aspendos

Deniz kıyısında olmamasına karşın, gemiler Eurymedon Irmağı aracılığıyla kente kadar sokulabiliyordu. Bu nedenle ilkçağda önemli bir ticaret yolu üzerinde “merkez” durumuna gelerek zengin bir kent olan Aspendos, milattan önce 5.yüzyılın başlarında, Side dışında gümüş sikke basabilen tek kentti.

Kent aynı zamanda Atina Deniz Birliği’nin de üyesiydi. Büyük İskender’in ele geçirmesinden sonra, bir süre Ptolemaiosların yönetimine geçen kent, daha sonra da Bergama Krallığı’nın egemenliğine girdi. Bergama Kralı III. Attalos’un vasiyeti üzerine de milattan önce 133 yılında Roma İmparatorluğu’na katıldı. Roma döneminde gözde bir şehir haline geldi. Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’da gerilemesinden sonra Bizans döneminde de önemini sürdürmeye devam etti.

Günümüzde ziyaret edilen Aspendos yapılarının pek çoğu Roma dönemine ait olmakla birlikte, surlar ve kullanılmış bazı yıkıntıları duran binalar gibi yapılar Helenistik döneme tarihleniyor. Yani Aspendos gezisi esnasında pek görülemese de aslında şehrin tarihi daha eskilere dayanıyor.

Aspendos, 13. yüzyılda Selçuklu Türklerinin bölgeye hakim olmalarından sonra da Aspendos’da yerleşimi devam eden birimlerden biri olmuş. Kentin önemli bir simgesi olan milattan sonra ikinci yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilen Aspendos Tiyatrosu da işte bu nedenle bu kadar iyi korunarak günümüzde kullanılabilir bir halde karşımıza çıkmış.

Aspendos Hakkında Her Şey

Akdeniz’in En Güzellerinden Biri: Aspendos Tiyatrosu

Aspendos antik kentinin günümüzde en popüler antik yapılar arasında yer alması ve en çok ziyaretçi çeken ören yerlerinden biri olmasının sebebi, elbette ki yukarıda da bahsettiğimiz bugüne kadar korunmuş olan bu muazzam tiyatro binası.

Aspendos Tiyatrosu, Akdeniz’in bütünü diyebileceğimiz bir alanda antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde korunarak gelen açık hava tiyatrolarından biri olarak gösterilir. Bu tiyatro aynı zamanda Anadolu’daki Roma Tiyatrolarının da günümüze “sahnesi ile ulaşabilen” en eski ve tek sağlam bir örneğidir.

Aspendos Hakkında Her Şey

Aspendos Tiyatrosu’nun mimarı Aspendos’lu Theodorus’un oğlu Zenon’dur (Xenon). Roma İmparatorluğunun beş iyi imparator döneminin dördüncüsü olan Antonius Piu zamanında yapımına başlanmış, beş iyi imparator döneminin son imparatoru Marcus Aurelius zamanında da tamamlanmıştır (138-164). Aspendos Tiyatrosu, yapıldığı tarihlerde, kentin yerli tanrıları ile imparatorun ailesine sunularak bir onur vesilesi olmuş.

Selçukluların Kullandığı Aspendos Tiyatrosu

Aspendos Tiyatrosu ve bölge yerleşim yerleri, Selçuklular tarafından kervansaray ve saray olarak kullanılması, bazı ihtiyaçlar ile ekler inşa edip yapıyı onarmalarından dolayı, ülkemizin en ilginç ve önemli antik yapılarından birinin günümüze kadar korunarak gelmesini sağlamış. Aspendos Tiyatrosu, Selçukluların çeşitli amaçlarla başka hizmetler vermesi için düzenlemeler yaparak kullandıkları tek Roma tiyatrosudur.

Aspendos Tiyatrosu, ilk yapıldığı dönemlerdeki ihtişamı ve güzelliğinin yanı sıra Selçukluların bıraktıkları önemli, fakat hemen göze çarpmayan izlerle de yapıyı büyüleyici kılıyor.

Aspendos Hakkında Her Şey

Aspendos Tiyatrosu Mimarisi ve Özellikleri

Aspendos Tiyatrosu Roma mimarisi tiyatro tipinin özelliklerini taşıyan bir yapı. Her ne kadar cavea’nın (oturma basamakları) bir bölümü yamaca yaslanıyor olsa da, Aspendos, üst bölümünün serbest kemerler üzerinde yükselmesi, parados’ların (sahne yanlarında bulunan giriş) üstünün örtülü olması ve analemma duvarlarının (oturma basamaklarını iki yandan sınırlayan duvarlar) cavea’ya paralel olması ile cavea’nın yarım daire planlı olması gibi Roma tiyatrosu mimarisinin bilinen özelliklerini taşıyor.

Kuzey ve güney parodos kapılarının üzerindeki Latince ve Yunanca yazıtlar; tiyatro ve sahne ile sahne binasının bütün masraflarını, A. Curtius Crispinus’un vasiyeti uyarınca, A. Cirtius Crispinus Arruntianus ile A.Cirtius Auspicatus Tirinnianus karşıladıklarını yazıyor. Sahne binasının üst sütün sırasının kaidesindeki daha kısa yazıtta da sadece yaptıran iki kişinin isimleri geçiyor. Sahne binasının güney duvarındaki konsol üzerindeki yazıtta ise, bu yapının mimarının Theodoros’un oğlu Zenon (Xenon) olduğu yazıyor.

Aspendos Hakkında Her Şey

Kaynaklara göre burada daha erken dönemde başka bir tiyatro olduğu biliniyor ancak daha önceden burada olduğu sanılan bu tiyatronun tümüyle şimdiki Aspendos Tiyatrosu yapısının altında kaldığı düşünülüyor.

Aspendos’un sahne binası, ahşap sahnenin ve onun gerisindeki duvarı süsleyen heykeller ile sütunların dışında neredeyse eksiksiz bir şekilde günümüze ulaşmış. İki uçtaki merdivenler ve cavea’yı taçlandıran 58 sütun ve kemerden oluşan galeri yakında zamanlarda onarımlar geçirdi.

En Çok Seyircilere Önem Verilmiş

Aspendos’un inşaasında kullanılan ana malzeme kalitesiz bir tür konglomera (kum-çakıl karışımı) olmakla birlikte, oturma sıraları, döşemeler ve kaplamalarda mermer kullanılmış. Aspendos’un bu özelliği ile de halka önem veren bir yönetime sahip olduğu sanılıyor.

Aspendos Hakkında Her Şey

Seyirciler tiyatroya iki yandaki kapılardan ve yamaçtaki iki küçük kapıdan (şimdi kapatılmış) giriyorlarmış. Sahne binası uzun ve dar. Orijinal yüksekliğini korumuş. Dışarısında beş kapı, bunların üzerinde de dört sıra pencere yer alıyor. En üst pencere dizisinin üstünde ve altında taşkın bloklar sıralanıyor. Bloklara açılmış olan deliklere birer direk dikiliyor ve bunların yardımıyla gerilen büyük bir tente seyircileri güneş ve yağmurdan koruyormuş. Gerçekten o dönemler için harikulade detaylarmış bunlar.

Çok katlı olan sahne yapısının yatay elamanları ise günümüze ulaşmamış. Sahne yapısının esas sahneye fon oluşturan duvarı da çok zengin bezemelere sahip. Bunlardan doğrudan duvara gömülü olanları yerinde duruyor. Diğerleri ise maalesef..

Aspendos Hakkında Her Şey

Nefes Kesen Detaylar

Sahne yapısının biri diğerinin üstünde yükselen iki sıra sütunla süslendiği, sütunların aralarında nişlerin yer aldığı, bu nişlerin alınlıklarının ise daha küçük sütunlar tarafından taşındığı ve nişlerin içinde heykellerin durduğu biliniyor.

Aspendos Hakkında Her Şey

İkinci sütun dizisinin üzerindeki büyük alınlığın merkezini ise bitkisel sarmallarla çevrelenmiş Dionysos figürü kaplıyormuş. Sahne düzleminde beş kapı (Sanatçılar bu kapıları kullanarak sahneye çıkıyorlarmış), onların da altında daha küçük kapılar sıralanıyormuş. (Gladyatör oyunları için de vahşi hayvanlar bu kapılardan salınıyorlarmış)

Aspendos Hakkında Her Şey

7.01metre ileriye doğru çıkan sahnenin, yüksekliği 1.6 metre uzunluğunda. Sahnenin yan duvarlarının üst kesiminde, dış kenardan arka duvara doğru eğimle uzanan oyuklar bulunuyor. Bu oyuklar, sesi yansıtmaya yönelik bir ahşap çatının sahneyi örttüğü hakkındaki görüşlere ipuçları veriyor.

Aspendos Hakkında Her Şey

Orkhestra (koroya sanatçılara ayrılan yer), Roma tipine uygun olarak yarım daire biçiminde. Döneminde de tabanı taş döşeliymiş. Taş taban döşemesinin bir bölümü halen yerinde olduğu gibi duruyor.

Paradosların üzerinde loca işlevi gören prohedria (ayrıcalıklı kişi/protokol koltukları) bulunuyor. Tek diazomalı (oturma basamaklarını yatay bölen yürüyüş yolu) cavea’nın üstünde daha sonra eklenmiş kemerli galeri ve diazoma’nın aşağısında  21, yukarısında ise 20 oturma sırası yer alıyor.

Aspendos Hakkında Her Şey

Aspendos Tiyatrosu cavea’sının, 15-20 bin kişilik oturma yerine sahip olduğu düşünülüyor. Bazı oturma yerlerinde, sahibini işaret eden isimler kazılı. İsimli oturma yerlerinden birinin en üst sırada olması ilginç detaylardan biri. Cavea’nın alt oturma sıraları 10 merdivenle 9 cuneaya, üst oturma sıraları 21 merdivenle 20 cunei’ye (merdivenle parçalara ayrılan oturma bölümleri) bölünmüştür.

Aspendos Hakkında Her Şey

Antik Dönem Sonrası Aspendos Tiyatrosu

En parlak dönemlerini Roma İmparatorluğu’nun hakimiyetinde geçiren Aspendos Tiyatrosu, yüzyıllar sonra Selçuklu egemenliğine giren bölgede yer almış.

Sahne binası Selçuklular döneminde ikametgâh olarak kullanılmış, bazı takviye ve tamir görmüş dışı ise sıvanmış. Cephesindeki koyu kırmızı zikzak desenli sıva bu dönemden kalma. Alaeddin Keykubat, sahnenin büyük merdiven kulesinin içini figürlü çinilerle kaplayıp köşk haline getirmiş. Bunların izleri halen görülebiliyor. Buradan çıkan çiniler ise Antalya Arkeoloji Müzesi‘nde sergileniyor.

Cumhuriyet döneminde ise Mustafa Kemal Atatürk‘ün 1930 yılında Aspendos’u ziyaret edip “onarılıp yeniden kullanılması” direktifini verdiği biliniyor.

Büyüleyici bir geçmişe ve antik ihtişama sahip Aspendos Tiyatrosu, günümüzde her yıl yüzbinlerce turistin ziyaret ettiği bir ören yeri, ayrıca on binlerin programlı olarak düzenlenen uluslararası müzik, opera ve bale gibi etkinlikleri izlediği bir yer olmaya devam ediyor.

Aspendos’un Hikayeleri

Aspendos Antik Tiyatrosu’nun çeşitli öyküleri de bulunuyor. Bunların birçoğu birbirine benzese de, mitolojik ve döneme ait anlatı özellikleri taşıyan hikayelerden biri şöyle anlatılır.

Aspendos Hakkında Her Şey

“Aspendos kralının bir zamanlar herkesin evlenmek istediği çok güzel bir kızı vardır. Kral kızını kime vereceğini bilemediği için halka, “Her kim halkımız ve tanrıların bize bahşettiği bu muhteşem kentimiz için en yararlı şeyi yaparsa kızım ona armağanımdır” diye duyurur.

İki mimar diğerlerinden bir adım daha öne çıkar yaptıkları muhteşem eserlerle. Bu mimarlardan biri Aspendos’un hala hayranlık uyandıran su kemerlerini inşa eder. Diğeri ise yine günümüzde de kullanılan tiyatroyu.

Kral, kilometrelerce uzaktan su getiren Su Kemerlerini inşa eden mimarın kızını hak ettiğini düşünür. Ne de olsa kentin en önemli ihtiyacını gidermiştir. Kızı da bu mimarla evlenmelidir.

Sanatçı ruhlu güzel kız ise babasının bu kararını öğrendikten sonra babasına yalvarır “Babacığım ne olur tiyatroyu bir kere daha görelim, kararını öyle ver.”

Baba kız tiyatroya giderler. Tiyatronun en üstüne çıkıp tonozlu galerinin olduğu yerde hem gezinip hem tartışırlar. Birbirlerini ikna etmeye çalışmaktadırlar.

Bu sırada tiyatroyu inşa eden mimar orkestra alanına gelmiş, kral ve kızının orada olduğundan habersiz kendi kendine konuşmaya başlamış. “Kralın kızı benim olmalı, kralın kızı benim olmalı.”

Mimarın geldiğinden habersiz, tartışmakta olan baba kız da sohbetlerini kesip bu sese kulak vermişler. Başlarını çevirdiklerinde aşağıda orkestrada bir adamın elleri arkada, başı öne eğik dolaşırken, mırıldandığını görmüşler.

“Kralın kızı benim olmalı, kralın kızı benim olmalı.”

Kral, tiyatroyu yapan mimarın neyi başardığını işte tam da bu sırada anlamış. Bu akustiği verebilen bir mimar her şeyi başarabilir diye düşünmüş. Kızına hak vermiş ve düğün de bu tiyatroda yapılmış.

Aspendos Tiyatrosu Hakkında Dünyadan Görüşler

İtalya, Fransa, Dalmaçya ve Afrika‘da amfitiyatrolar, Mısır ve Yunanistan‘da tapınaklar, Girit’te saraylar görmüş olabilirsiniz. Antik çağdan günümüze gelen kalıntılara belki doydunuz veya belki onlardan hiç hoşlanmadınız. Ama Aspendos’taki tiyatroyu henüz görmediniz” D. G. Hogarth – 1909

“Ben kendi adıma, tiyatronun içerisine ilk girdiğim an benliğimi saran hayranlık duygusunu asla unutmadım: Bu daha önce gördüğüm hiç bir şeye benzemiyor.” George E. BEEN

Booking.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin..
Buraya adınızı girin..