PAYLAŞ

Nasıl seyahat ederseniz edin neredeyse bütün gidilen yerlerde mutlaka gezilip görülmesi adeta zorunlu hale gelmiş ve deyim yerindeyse “olmazsa olmaz” denilen noktalar var. Bu yerler turizm hareketleri ile ne kadar kalabalıktan ve alışveriş zorlamalarından bunaltan sevimsiz bir hal alsa da, burun kıvrılıp “Aman canım görmesem de olur..” denecek yerler de değil üstelik. Zaten öyle olsalardı bu kadar turist kalabalığı buraları ziyaret etmek için dünyanın her tarafından akın etmiyor olurdu. Bu nedenle Tayland’ın başkenti Bangkok’a kadar gelip Tayland gezilecek yerler listelerinin devamlı müdavimi “Yüzen Çarşı”yı görmeden dönmek ayıp olur diye düşündüm.

Sabahın erken saatlerinde yüzen çarşıya doğru yola koyuldum. Neden erken saatte derseniz aslında bir tür zorunluluk sayılabilir. Çünkü hem kaldığım otelden bir süre yol gitmem gerekecek hem de yüzen çarşı öğleden sonra kapanıyor. Yani Damnoen Saduak Floating Market kısaca yüzen çarşı sabah erken saatlerden öğleden sonraya kadar açık olan bir yer. Bu nedenle yüzen çarşıyı görmek için zamanınız kısıtlı.

Bangkok Yüzen Çarşıya Nasıl Gidilir?

Yüzen çarşıya gitmek için önce araçla sizi oraya taşıyacak olan kanal kıyısındaki kayıkhane benzeri yere gitmeniz gerekiyor. Ben de öyle yaptım. Kanalın kıyısına giden araçlardan birine atladım. Aracın içinde olduğumdan ve bilmediğimden dolayı yolların bana çok şey ifade etmemesinden dolayı sanki şehrin bir bölümünü gereksiz yere dolaşmışız gibi geldi. Bir süre sonra Taylandlıların liman dediği derme çatma tentelerle ve iskeleyle yapılmış olan kanalın kıyısındaki yere geldik.

Hemen bu noktada bir kişinin oturabileceği genişlikte ancak uzun olan ve aslında hiç de güvenli görünmeyen teknelerden birine atladım. Bu tekneler, bir hayli kirli bir renkte olan kanal sularında oldukça kalabalık ve hızlı ilerleyen bir tekne trafiğinin içerisinde gayet usturuplu hareket eden birer ulaşım aracına dönüşmüşler.

Kanalda bu tekneler için hızlı sayılabilecek bir süratte ilerlerken sağda solda birçok ev göreceksiniz. Bunların birçoğu sanılanın aksine ekonomik durumu daha iyi olan kişilere aitmiş. Aslında evlerin görünümlerinden bunlar anlaşılabiliyor. Yani bazı evlerin bakımlı ve pahalı oldukları ilk bakışta bile belli olurken kimi evlerin durumunun da içler acısı olduğunu görüyorsunuz. Zengin kesim gelir seviyesi daha az olan yerleşimcilerin evlerini satın alıp kendileri için ikinci konut haline getiriyorlarmış.

Bu kısa su yolculuğunun en güzel tarafı fotoğraf çekmek için müthiş bir rota üzerinde ilerlemesi ve önünüze nefis kareler oluşturacak sahneler çıkartması. Hele bir de şu acayip şekilli kayığı bir formula pilotuymuş gibi süren tekneci rahat dursa daha da müthiş kareler çıkacak.

Kanalın bazı yerleri normal bir karayolu gibi kıvrılıyor, virajlar alınıyor ve etrafı seyrederken çevrede bulunan çok sayıda buda heykeli de adeta bizi selamlıyor.

Ve Yüzen Çarşı

Yolculuk devam ederken birden meyve sebze dolu kayıkları süren çoğunluğu yaşlı Taylandlı satıcıları görmeye başladık. Bazılarında ise Tayland usülü yemekler pişiyordu. Siz yemeklere bakarken ucuz uzakdoğu ürünleri satan bir başka kayık tezgah halinde önünüzden geçiyor. İşte bu görüntüleri gördüğünüz anda yüzen çarşıya geldiniz demektir. Yüzen çarşının girişi adeta bir meyve sebze hali gibi. Kamyonlar yerine kayıklarla mal getiren ve kayıklarda ürünlerini satan onlarca Taylandlı bildiğin bir trafik yaratmışlar burada.

Yüzen çarşı, hem su üzerine kurulu ahşap sabit bir platform üzerindeki alanda kurulu hem de teknelerde su üzerinde satıcıların bulunduğu bir pazar alanı.  Burayı 50-60 yıl önce görsem ağzım açık kalırdı. Ama bugünün turistik kolaylıklarıyla sadece keyifli, ilginç ve hoş geldi.

Biraz eskiyi düşündüğünüzde tamamen mistik kokular taşıyan bir yer. Ancak en başta da dediğim gibi günümüzde turistik bir nokta olmuş. Ama buna rağmen ülkenin her yerinde yasayla korunan organik tarım ürünü özellikle meyveler iştah açıcı.

Yüzen çarşı, alışveriş amaçlı gidilmesi gereken bir yerden çok, gezi amaçlı görülmesi gereken farklı bir deneyim. Burada yapılması gereken en keyifli iş satıcılarla konuşmak, onların ikramlarından tatmak ve resimlemek. Atmosferin keyifliliğinin yanında yüzen çarşının spesiyalitesi olan ızgarada yiyeceğiniz bir muz ve yanında taze tropik meyveler, “iyi ki buradayım” dedirtiyor!

Bangkok’da Pazarlık Yapmak

Bangkok yüzen çarşıda alışveriş yapmak isterseniz elbetteki satıcıların hepsiyle pazarlık yapın. Ama şunlara da dikkat edin; Pazarlık yapmak burada bir kültür ve aynı zamanda çok fazla para harcamanın önündeki kurtuluş yolu. Çok büyük bir paradan açılan pazarlıkların ilk teklifin 10’da 1’ine bittiği bir yer Bangkok.

Taylandlı satıcılar turistlere kendilerini iyi hissettirmek için ilk fiyatları çok yüksek tutup ve sonra çok zor indirim yaptıklarına inandırmak ve alışverişin fiyatını cazip kılmak için pazarlık esnasında sizi oldukça zorluyorlar. Hatta pazarlıktan vazgeçtikleri de oluyor. Gerektiğinde siz de vazgeçin! Etrafta atacağınız bir kaç turdan sonra aynı tezgahın önünden tekrar geçerseniz sizi davet ediyorlar ve orta yolu bulmaya çalışıyorlar. İşte asıl olay bundan sonra başlıyor. Yani pazarlık kısmı!

Satıcıyla aranızda çetin bir pazarlık başlıyor. Öncelikle burada günlük kurlara çok hakim olmanız gerekiyor. İlk vurdukları nokta bu kur konusu. Hepsinin elinde bir hesap makinesi, hızlı hareketlerle fiyatı yazıp, çarpıp bölüp size gösterip duruyorlar.

Ne yapın edin yerel para birimi Baht’ı önce dolara, sonra TL’ye çevirmekle uğraşmayın. Sizin için önemli olan yerel para biriminin Türk Lirası karşılığı olsun. Yoksa siz çok iyi pazarlık yaptığınızı zannedip aslında hiç birşey yapmamış olduğunuzu kur farklarından hesap şaşırtmacalarından dolayı oradan ayrılınca anlayabiliyorsunuz.

Yüzen çarşı, Bangkok’a gittiğinizde mutlaka gezilmesi gereken yerlerden biri. Bu keyfi almadan dönmeyin.

BİR CEVAP BIRAK