PAYLAŞ

Tolga CANDUR’un kaleminden Bilecik‘in gezilecek yerleri listesinin ilk sırasındaki Bilecik Söğüt gezisi notlarını okumaya devam..

Bilecik Söğüt Gezisi

Ertuğrul Gazi türbesi ilçenin biraz dışında kalıyor. Bilecik’ten gelen minibüsleri bekleyebilirim ya da yürüyebilirim. Yürüyerek 20dk falan sürer demişlerdi gözleme yediğim çadırda sorduğum zaman. Tabii ki yürümeyi tercih ediyorum bende. Sonuçta sac ocakta pişmiş taze gözlememi mideye indirmiştim ve enerjim tavan yapmış durumdaydı. Tek sorun vardı tam gözümün üstüne kocaman bir yağmur damlası düşmüştü, sonra kulağıma ve ardından omzuma. Ama karar verildi bir kere o yol yürünecek… Tek başıma ne zaman bilmediğim bir yerde yürüsem aklıma  Nazım Hikmet’in şu şiiri gelir.     

“yürümek;
yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..
yürümek;
dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..
………….”

Ve ekliyorum arkasından, yağan yağmura inat, kaçışmadan ya da saklanmadan yürümek..

Bilecik Söğüt gezisi

Yağmur benim bu inatçı tavrımı görünce 10dk yağıp duruyor bende hafif bir ıslaklıkla yürümeye devam ediyorum.

Söğüt’ün sokakları dar, düzenli ve kaldırım taşı döşenmiş yani klasik küçük ilçe görünümünde. Önüme sırasıyla Osmanlı eserleri çıkmaya başlıyor. Örneğin Söğüt Müzesinde Ertuğrul Gaziye ait eserler ve çevreden toplanan etnografik eserler sergileniyor. Söğüt’te ayrıca çelebi Mehmet Camii (1420), Hamidiye Camisi (1915), Kütahya çinileri ile bezeli Kaymakam Çeşmesi (1919) ve kilise görülebilir. İnönü Savaşları Zafer Anıtı ise Söğüt Metris tepe’de bulunmaktadır. Söğüt’ün tanıtımı için çok uğraşıldığı her halinden belli oluyor. Girdiğim her binada tanıtım broşürleri ve detaylı anlatımlar mevcut. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim müze ve çevresini 30dk boyunca gezdim, bir tek ben vardım.

Bilecik Söğüt gezisi

Ellerinde Pazar arabaları ve çantalarıyla yürüyen insanları görünce dedim ki buralarda Pazar kurulmuş hemen oraya gitmeliyim. Söğüt’ün düzenli olduğunu söylemiştim biraz önce aynı şekilde pazarı da kurulmuş. Hemen köylülerin sattığı tarafa geçip Bozöyük kirazı alıyorum bir kilo. Napolyon denilen kiraz çeşidi vardır ya bilirsiniz. O  zaman bunun adına da bir Osmanlı padişahının adı konmalı bence, Napolyon’dan eksiği yok fazlası var.

Bilecik Söğüt Gezisi

Söğüt sokaklarında biraz daha dolaştıktan sonra yine sora sora Bilecik minibüslerinin yerini buluyorum. Zamanım iyice azaldı 1 saat sonra tren gara gelecek. Gerçi şimdiye kadar hiç zamanında gelen tren görmedim onun için rahatım. Rahat olmama rağmen yine kendimi durduramadım ve şoföre “minibüs ne zaman kalkar” diye sordum. Aldığım cevap literatüre müşteri kaçırmadan nasıl zaman söylenir olarak kayıt edilmeli. “yarım saatte bir kalkar ama dolması lazım”.

Minibüs umduğumdan daha erken doldu ve Bileciğe doğru yola çıktık. Şu yaşantımda sevmediğim bir şey varsa geçtiğim bir yoldan 2.defa geçmektir. Nedense aynı yerden geçmek zaman kaybıymış gibi geliyor. Ama bu yolculuklarım için hiçbir zaman geçerli olmadı bu kuralım. Her defasında farklı bir şey gözüme çarptı, farklı bir düşünce belirdi zihnimde. Sonra anladım ki bu şehir hayatımda sürekli aynı yaşantımdan sıkıldığım için kendimce oluşturduğum bir kural. 30dklık minibüs yolculuğunun nasıl geçtiğini anlamadan Bileciğe ulaştık. Yol kenarında indim ve yine yürümeye başladım, dolana dolana çukurda kurulmuş olan Orhan Gazi Camii ve Şeyh Edebalinin türbelerine geldim. Bu yokuş yürüyerek çıkılacak gibi değil dönerken kesinlikle otostop çekeceğim.

Bilecik Söğüt gezisi

Bilecik Söğüt Gezisi Şeyh Edebali

İşte beklediğim kalabalık buradaydı. Otobüsler dolusu insan akın akın geliyordu ziyarete. Caminin çevresi o kadar düzenli yapılmıştı ki o kadar huzur doluydu ki, bahçede ağaç gölgesine oturan insanın kalkmasına imkan yok.

İmparatorluğun kurucusu Osmangazi’nin kayınpederi, Anadolu’daki ilk ahi şeyhlerinden bir din büyüğü olan Şeyh Edebali’nın türbesi Orhangazi Camii’nden 50 metre uzakta, bir kayanın üzerindedir ve Orhangazi tarafından yaptırılmıştır. Bilecik’teki en eski cami, dik bir tepenin yamacındaki Orhan Gazi Camisi’dir. Bu caminin ilginç yanı ise minaresinin ana binadan 30 metre uzaklıkta küçük bir kayanın üzerine inşa edilmiş olmasıdır. Bu caminin kubbesi kurşunla kaplı olduğu için halk arasında “kurşunlu camii” olarak ta anıldığını öğreniyorum yazılı olan tabelada. Camii ve türbe her ne kadar çukurda da kalıyormuş gibi olsa da vadinin içinde eşsiz bir manzarası var. Biraz oturup o manzarayı seyrediyorum, ufak ufak notlar karalıyorum defterime. Aslında şehir merkezinde ki saat kulesini de görmek istiyordum.

Bilecik Söğüt gezisi

Tarihi ipek yolu kenarında 2.Abdülhamit tarafından yaptırılan tarihi saat kulesinin uzaktan fotoğrafını çekmek zorunda kalıyorum. Saatime gözüm takılmasa zamanın nasıl geçtiğini fark edemeyeceğim nerdeyse. Trenin gara gelmesine son 15dk biraz daha hızlı davranmam lazım. Adımlarımı sıklaştırıp türbenin önünde otostop çekmeye başlıyorum. Daha ilk boş gelen araba duruyor ve yukarıya şehir merkezi yoluna kadar çıkartıyor beni. Buradan da gara giden bir minibüs bulmam kalıyor geriye. Onu da bulduktan sonra trenin geliş saatini 10dk geçmiş bir şekilde gara varıyorum.

Bilecik Söğüt gezisi

Her ne kadar zamanında gelmeyeceğini biliyorsam da ya geldiyse diye telaşlanmıyor da değilim. Neyse ki trenin daha gelmediğini söylüyor görevliler. “Ben zaten tahmin etmiştim” diyorum içimden. Ama birde şöyle bir durum var ki, çantam koyduğum yerde yok.

Yine gidiyorum gişe görevlisinin yanına içeriye odaya koyduklarını söylüyor bana. Bende elimde ki kirazın yarısını onlara verip birde teşekkür ediyorum. Sonra oturup treni beklemeye başlıyorum, sanki biraz yorulmuşum oturunca anladım. Aynen dediğim gibi oluyor ve tren saatinden tam 30dk geç geliyor. Seviyorum seni TCDD, erken gelmede ben beklemeye razıyım. Yolumuz uzun Şimdi ki durak İstanbul..

Booking.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin..
Buraya adınızı girin..