PAYLAŞ

Bloglara yorum yazmak da aslında bir tür mikro blogger olmak gibi diye düşünüyorum. Araştırmalarda yıllardır rastlarız “Ülkemizde kitap okuma oranı gelişmiş ülkelerin ….  kadar gerisinde” diye. Oysa ki ülkemize gelen herhangi bir yabancı büyükşehirlerdeki kitapevlerine baksa, belki Türkiye’de yaşayan herkesin yazar olduğunu ya da en azından okuyucu kitlesi kadar yazar(!) olduğunu sanabilir!

Yine aynı araştırmalar gazete okumadığımızdan da bahseder. Sonuç şudur aslında. Sadece gazete ve kitap değil, birçok şeyi okumamakta direnen bir toplumuz.

Okumama sorunu her ne kadar eğitim ve kültür ile ilgili olsa da, aslında ekonomi ile de büyük ilişki içerisindedir. Hele ki ülkemizde!

Her kahvehanede, berberde ve bekleme amaçlı salonların bulunduğu yerlerde bulunan gazeteleri yüzlerce kişi okur aslında. Buralarda bir kaç yıl öncesine ait dergiler bile bekleyenler tarafından, neredeyse sayfa sayfa taranır.

bloglara yorum yazmak

Aslında Bedava Okunacak Çok Şey Var

Otobüs, vapur gibi toplu ulaşım araçlarında, yanındaki veya karşısındaki kişilerin gazete ve dergilerini okuyan bir kitle de var Türkiye’de.

Hatta ben yanındaki insanın kitabını yan gözlerle okuyan (Kitaba 200. Sayfada dahil olan) insanlar bile görüyorum. Yani aslında “Türk insanı okumuyor” tespitinin sonucu, okunacak şey bedava olunca bir hayli değişiyor!

Sanırım aslında biz okumayı değil de, okunacak şeylere para vermeyi yani onlara harcama yapmayı pek sevmiyoruz.

Neyse zaten bahsetmek istediğim konu da bu değil. Ancak önce okumak ve sonrası ile ilgili bir şeyler yazmak istediğimden buradan başlamak zorunlu oldu.

Artık bu bedava okuyacak bir şeyler lazım diyen kitlenin elinde büyük bir olanak var. İnternet üzerinde ücretsiz olarak okunacak binlerce haber portalı, tematik blog ve çeşitli konularda yayın yapan web sitesi bulunuyor. Sosyal medya hesapları anlık tüketimde yüzbinlerce bedava içerik üretiyor. İşte bu nedenle bu eko okuyucular hızlı bir şekilde sınıf atlayıp, şimdi bir de “eko-yorumcu” kimliğine büründüler.

www.kesfet.tv ‘de bulunan çok sayıdaki içeriğe yine çok sayıda yorum geliyor. Kimi link eklemek için yapılan yorumlar olsa da, gerçek okuyucuların ve gerçekten konuyla ilgilenenlerin yorumları hem çok şey katıyor siteye hem de bu satırların yazarı olarak beni çok sevindiriyor.

Zaten ana amacın “paylaşım” olduğu bir modelde, bunu karşılıklı yapmanın keyfi işi çok kaliteli hale getiriyor.

Bloglara Yorum Yazmak

Ancaaak.. kimileri var ki!

Bunların kullandıkları dilden, sahip oldukları tarzdan bahsetmeye bile gerek duymuyorum.

Hadi onları böyle kabul edelim desek, bu defa da tesadüf olarak yaşadığı bir şeyi hayatın doğruları gibi kabul etmeleri, aslında teknik olarak yaşanan bir aksaklığı blog sahibine bildirirken “hakaret” ederek söylemeyi marifet görmelerine bazen katlanamıyorum. Hakaret içermeyen eleştiri dozunun yükseklerinde gezinen yorumların tamamına yer veriyorum. Ama bu hakaret etme tavrımız nedir, gerçekten anlamıyorum. Bloglara yorum yazmak bu şekilde olmamalı

Buradan sonrasını sadece ilgili kişi/kişilere yazıyorum. Zaman ayırıp, okuyan herkese de sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.

Sadece Sana Yazıyorum;

Sevgili arkadaşım;

Burası -içeriklerin birçoğunda defalarca belirttiğim gibi- bir gezi blogu.

Yani gezi kültürü ve seyahat trendlerine dair paylaşımların yapıldığı “kişisel” bir yayın.

Bir “Gezi ve Seyahat Manifestosu” tadında okuyabileceğin(!) “hakkımızda” sekmesinde, bu sitenin ne olduğunu açıklamaya çalışmıştım.

Sanırım senin anlamayla ilgili bazı sıkıntıların var. “Yok değil! Ben de normale yakınım, bazen anlayabiliyorum” diyorsan ise aklındakileri benimle elbette ki paylaşabilir, eleştirebilir veya değerlendirebilirsin.

Ancak gördüğüm kadarıyla senin durumun pek böyle değil. Senin tarzın ve yorumunun seviyesi yerlerde olduğu sürece, kontrolden geçip yayınlanmayacak bir saçmalığa emek sarfetmiş olacağını –sadece emeğe saygımdan ötürü- belirtmek istiyorum.

Madem emek harcamaya ve insanlara hakaretler dizmeye meraklısın, o zaman sen şöyle yapabilirsin.

Hemen kendine bir blog açıp orada “müthiş içeriklerine” yer ver mesela? Çünkü bu sayfalarda senin iki cümleyi bir araya getirirken içine yazdığın seviyesiz kelimelere müsaade etmeyeceğim. Sanırım toplum içinde kabul görmeyen bir durumun var. Bu özel durumundan ötürü, senin için-dost tavsiyesi şeklinde- bunu bir daha belirtmiş olayım.

Yani aslında şöyle de diyebiliriz ; “Yok dostum, burası sana göre olan, senin tarzına uygun bir yer değil! Ama sadece beceremediğin şeyler için değil. (Yani yazmak için falan). Yoksa buyur oku, bak, gez, gör! Belki ufkun açılır, belki sen de birşeyler öğrenirsin. Ama yazıların altına eklediğin yorumlarda kullandığın bu dille, ben sana bu sayfalarda yer vermeyeceğim.”

Not: Tüm kesfet.tv paylaşımlarına yorum yazan dostlarımın yorumlarına yer vermeye devam edeceğim gibi, hepsini de bütün içtenliğimle tek tek yanıtlamayı sürdüreceğimi bilmenizi isterim.

Booking.com

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here