PAYLAŞ

Edirne bir Balkan gezisi için yurtdışına çıkmanızı gerektirmeyen bir şehir! Balkan coğrafyasının Trakya’nın tamamında hissedildiğini ve Edirne’de gerçekten zirve yaptığını söylemem gerek. Edirne’de gezilecek yerler arasından çok özel bir duraktan bahsetmek istiyorum. Bugüne kadar Edirne’de ne yapılır veya Edirne’nin gezilecek yerleri nerelerdir? konusunda pek çok şey duymuşsundur. Evet o okuduğun duyduğun şeylerin hepsini yap ve gör. Ama bazen o kadar çok şey arasında gözden kaçan noktalar ve belki de şaheserler oluyor. Edirne’de bu şaheserlerden birden fazla bulunuyor.

Sırlarla Kaplı Şaheser

Edirne, denildiğinde görülmesi gereken yerler arasında ilk önerilenlerden biri Mimar Sinan’ın “Ustalık Eserim” dediği Selimiye Camii‘dir. Selimiye Camii elbette görülmesi gereken, Edirne’nin ve Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biridir.

Ama ben Edirne’ye kadar gitmişken, görülmesi gereken önemli bir eserden daha bahsetmek istiyorum. Çok etkileyici, biraz gizemli ve sanki sırlar dolu bir eser. Eski Cami veya Ulu Cami.

Edirne şehir merkezinde meydan denilen semtte yer alan Eski Cami, Edirne tarihinin de ilk büyük eseri olarak biliniyor. Böylesi büyük bir eserin yapımı ve yapanlar hakkında çok bilgi bulunmaması çok ilginç. Belki de caminin 1403 yılında inşaasına başlanması emrini veren 1.Süleyman olarak bilinen ve Edirne’de padişahlığını ilan eden Emir Süleyman Çelebi’nin Fetret devri denilen dönemin şehzade padişahı olmasındadır. Kimbilir?

Eski Cami’nin tarihine bir göz gezdirirsek caminin 1403 yılında yapımına başlandıktan sonra 1414 yılında (yani fetret devri sona erdikten sonra) bitirildiğini görüyoruz. Sonraki yüzyıllarda hem yangın hem de depremlerde bir takım zararlar gören eser, Osmanlı döneminde 1754 yılında ve Cumhuriyet döneminde 1924 ve 1934 yılında onarımlar geçirmiş.

Eski camii gerçekten tüyleri diken diken yapıyor. Nedenini tam olarak bilmiyorum ama kapısından içeri girildikten itibaren beni etkisi altına aldı. Kapı duvarlarından itibaren içerideki sütunlarda ve duvarlarda bulunan hat sanatının güzel örnekleri burayı çok görkemli kılmış. Bursa Ulu Camii ile de benzerlikler taşıyan Eski Caminin duvarlarındaki yazılı eserler 18.yüzyıl ile 20.yüzyıl arasında çeşitli tarihlerde zamanla yazılmış.

Mimar Sinan kadar şanslı olmayan bir mimarı var. Konyalı Hacı Alaaddin, isminin günümüzde pek bilinmezliği içerisinde olağanüstü bir eser çıkarmış. Dedim ya; belki de fetret devri talihsizliği!

Eski Cami ya da Ulu Cami yazarak anlatılması çok zor olan eserlerden biri. Çünkü insanın üzerinde bıraktığı etkisini kelimelerle ifade edebilmek çok zor. Bilmiyorum ama Eski Cami’yi görünce, ülkemizin en önemli, farklı ve anlamlı eserlerinden biri olduğunu farkettim.

Vaaz Kürsüsünde Bir Saygı Detayı

Dokuz parçalı dokuz kubbe ve beyaz duvarları üzerindeki hat yazıları ile içeride oluşan atmosfer sizi bir anda sarıveriyor. Vaaz kürsüsü, Sultan 2.Murat’ın Edirne’ye davet ettiği ve geldiğinde ondan etkilenip burada vaaz vermesini sağladığı Hacı Bayram-ı Veli’ye duyulan saygıdan dolayı asırlardır imamlar tarafından kullanılmıyormuş.

Ayrıca camiinin içerisinde, minberin hemen sağında bulunan ve Kabe’den getirildiğine rivayet olunan “Rükn-u Yemani” (Kabe taşı) duyulan saygının ve dileklerin odak noktası olmuş durumda. Ayrıca cuma ve bayram hutbelerinin kılıç ile okunması da, manevi bir haz veriyor.

Evliya Çelebi gezilerinde ziyaret ettiği camiden “Birinci Mehmet Çelebi” ismiyle bahsetmiş. Edirne Ulu Cami ya da bilinen ismiyle Eski Cami hakettiğinden fazla ilgi gösterilmesi gereken olağanüstü bir nokta. Hayatınızda en az bir kez de olsa burayı ziyaret edin. Mutlaka etkileneceksiniz ve böylesi bir eseri ziyaret etmekten keyif alacaksınız.

BİR CEVAP BIRAK