PAYLAŞ

Sürekli gezdiğim yerleri yazıp, resimleyip, paylaşmaya çalışıyorum. Bütün bunları yaparken de hayatımı sürdüğüm “Normal” olarak isimlendirebileceğim zamanlarda geçerken alıcı gözle bakmadığım bir dolu detay ve mesaj görüyorum. Bu gördüklerim de gezmek ve görmek arasında farklar olduğunu tekrar tekrar hatırlatıyor bana.

Bazen yaşadığınız şehirlerin verdiği görüntüleri, kentin bütününü bildiğinizden veya bildiğinizi sandığınızdan gerçek anlamda göremiyorsunuz. Gezgin olmanın gereklerindendir derler “yerel olmak ve yerel tatlara farklı bakmak” için. Aslında her gün yaşadığımız şehir de dahil olmak üzere, hiçbir ‘an’ımız ve bize dekor olan etrafımızdaki hiçbir şey hiç de sıradan değil!

Baktığımız ile gördüğümüz arasına giren “hayaller” herşeyi anlatabiliyor bazen. Tabii ki yine uyanık ve farkında olabiliyorsak..

Hani yazarın dediği “Müziği duymayanlar, dans edenlere deli gözüyle bakarlar..” kısmı işte tam da bu farkında olabilenleri anlatıyor.

İster başkaları için deli olalım, ister kendimiz için adı konmamış herhangi bir şey! Ama mutlaka müziği duyanlardan olalım. Bırakın deli desinler bize! Asıl onlar göremediklerine, kaçırdıklarına yansınlar..

Şimdi şehirde dolaşırken biraz etrafa bakalım mı?

  • Mesela ben bazen açıklarda demirlemiş olan bir korsan gemisi görüyorum. İçerisinde filikalarına binip karaya çıkmayı bekleyen korsanlar ve denizciler gözükmese bile..

  • Bazen de üzerinde bulunduğum kara parçasının hareket ettiğini sanıyorum. Bir cruise gemisinde tam yol gidiyor muşum gibi geliyor.

  • – Kaplumbağalar uçar mı?

– Tabii ki uçmaz! Bütün bunları nereden çıkarıyorsun?

– Mmm.. Anladım! (Peki uçmuyorlarsa o gölgesi ne ola ki?)

  • Kimi zaman da bir teknenin ismi oluyor hayallerim. Oysa bakıyorum tekne deniz de bile değil! Sahi sen nereye bakıyorsun?

 

Diyeceğim şu ki; Yaşadığın yere iyi bak..

Sahi oralara müziğin sesi geliyor mu?

BİR CEVAP BIRAK