PAYLAŞ

Coğrafi keşiflerin üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen gezginlerin bitmek bilmeyen keşfetme arzusu devam ediyor. Şartların ne olduğunu önemsemeden kendi şartlarını  yaşam biçimine döken İzmir’den Güneş AKDOĞAN yol arkadaşı Sandrine CHAMUSSY ile Balkanlar’da kendi rotalarında keşiflerini sürdürüyorlar. Güneş Akdoğan ile yolculuklarının yeni durağı Arnavutluk’un Tiran kentinde görüştüm.

Kısaca hikayenizi anlatırmısın.. Yolculuğa birlikte mi başladınız?

Ben yolculuğa Ocak 2012 ayında yalnız olarak başladım. Başlangıçtaki hedefim 21.yy’da Evliya Çelebi misali seyyah olunur mu sorusunu deneyimlemek, keşfetmek ve yaşadığımız dünyayı anlamaktı. Ilk durağım Sırbistan’ın Rudnik kasabasında bulunan Porodica Bistrih Potoka oldu. Burası yazar ve avangard tiyatro yazarı Bozidar MANDIC’e ait 35 yıllık bir komün.
Şubat ayının ortalarinda ortak bir arkadaşımız sayesinde Sandrine CHAMUSSY de bize katıldı.
Aranızdaki arkadaşlık dostluğa ilerledi. Mart ayında birlikte yola devam etmeye karar verdik.
Sandrine Fransa’dan Sırbistan’a kadar yürüyerek gelmiş. Bana da yürüyerek seyahat etme fikri oldukça çekici göründü. Rotamızı ve hedefimizi belirledik ve 17 Mart 2012 tarihinde Sırbistan’ın Uzice kentinden birlikte yürümeye başladık.

Güneş Akdoğan Aylarca Yürüyor

Ne zamandır yollardasınız, yola çıkarken neyi amaçladınız ?

Gün itibarı ile 168 gündür seyahat halindeyim. Bunun 2,5 ayı sabit komünde geçti. 3 aydır da yürüyerek seyahat halindeyiz.
Birincil amacım Evliya Çelebi misali seyahat ederek Dünya’da neler oluyor, insanlar nasıl yaşıyor, ne yiyor ne içiyor sorularına cevap aramak.
Bunun yanında ise vize uygulamasına karşı durarak Türkiye vatandaşlarına vize uygulamayan ülkelere seyahat ederek Dünya turu yapılabileceğini göstermeye çalışıyorum.
Bir diğer hedefim ise mümkün olduğunca düşük bir bütçe ile bu seyahati gerçekleştirip özellikle gençleri seyahat konusunda cesaretlendirmeyi istiyorum.

Yola çıkmadan önceki hayatınız nasıldı?

Çocukluğum boyunca bisiklet üzerinde oradan oraya gezer haldeydim.
10 yılda 4 fakültede eğitim gördüm. Ankara ünv. Veteriner hekimlik, ege ünv su ürünleri müh, açık öğretim turizm otel işletmeciliği ve uzak eğitim yönetim bilişim sistemleri.
Ankara’da iki sene kadar dağcılık klübünde kamplara katıldım.
4 sene kadar bir motosiklet firması için Çin’de sürekli olarak fabrikaları ziyaret ettim.
Ege ünvde okurken Yelken, tüplü dalış dersleri ve yat kaptanı ehliyeti aldım. Bu sayede Slovenya’dan Izmir’e bir yelken maceram oldu.
5 yıl boyunca motosikletim Yamaha YBR125 ile Izmir’den Ankara, Marmaris, Çeşme gibi yerlere seyahat ettim.
Son 8 yıldır da fotoğrafçılık ile ilgileniyorum.

Sandrine: Fransa’da farklı şehirlerde ve hastanelerde hemşire olarak görev yaptım. Görevim gereği çok farklı yerlere seyahat etme şansını yakaladım. Tam bir sene önce birkaç arkadaşım ile birlikte Fransa’dan yürüyerek seyahate başladım.

Gezgin / seyyah olmak sizin için nedir?

Anlamaktır. Yaşadığımız dünyayı, insanları, kültürleri, farklılıkları ve benzerlikleri anlamaktır.
Farkında olmaktır. Sınırların, farklılıkların, ülke ve milletlerin aslında hiç farklı ve gerekli olmadıklarının farkında olmaktır.
Keşfetmektir. Insanlara dayatılan turist damgasını, paket programları bir kenara atıp özgürce ve içinden geldiği gibi yer değiştirmek, görülmeyeni görmek, keşfetmektir.

Rotanızı yürüyerek gerçekleştiriyorsunuz ? Bunun en kötü yanları nedir?

Çantamın ağırlığı. Birbirinden farklı iklimlerden geçtiğimiz için 4 mevsime uygun malzeme taşımak zorundayız. Mart ayının son haftasında şort, tshirt ile yürürken Nisan ayında yarım metre karda yağmur eşliğinde yürüdüğümüz oldu.
Zaman zaman su sıkıntısı cektigimiz de oluyor. Çantamızda kişi başı 3lt suyumuz var. Yavaş hareket ettiğimiz için 4km’lik mesafe 1 saat anlamına geliyor. Su, yiyecek planlamasına aşırı dikkat etmek zorundayız.

Keşke başlamasaydım dediğiniz oldu mu?

En zorlu anlarda bile durumu reddetmek yerine kabullenmeyi tercih ediyorum. Sonunda ölüm yok ya, olsa ne olur ki 🙂
Benim kararım, pişmanlıktan muaf.

Ya Sponsorlar

Yolculuk yürüyerek bile yapılsa bir bütçe işi. Tamamladığınız da size ne kadara mal olacak? Sponsorlarınız var mı?

Bugüne kadar kişi başı günlük ortalama bütçemiz 5€ (15tl) civarında. Şehirlerde konakladığımız zaman bütçemiz biraz zorlanıyor haliyle. Bu bütçeye zaman zaman mecburi aldığımız teknik malzeme (mat, kıyafet vs) dahil.
Maddi anlamda bizi takip edenler zaman zaman küçük miktarlarda destek oluyorlar.
Bir kısım teknik malzememiz ise Izmir’de bulunan Kent Izmir Diş Polikliniği tarafından karşılandı.
Web sitemizin hostingi ise 10 yıldır kesintisiz hizmet aldığım Vargonen  tarafından karşılanmaktadır.
Bunun dışında oldukça pahalı olan şehirde konaklamak, internet bağlantımız, malzeme ve özellikle de ayakkabılarımız için herhangi bir sponsorumuz yok.
Çektiğim fotoğrafların baskılarını, anı olarak kartpostal, tshirt gibi ürünleri web sitemde satışa sunarak ek destek bulmayı umut ediyorum.

Başında planlamadığınız ancak yola çıktıktan sonra en büyük ihtiyaç dediğiniz bir malzeme var mı?

Güneş Akdoğan: Kaliteli çanta 🙂
Yola çıkarken gayet ucuz fiyata aldığım çantam yol boyunca hem sırt sistemi olarak sıkıntı yaratmakta hem de sağından solundan patlak vermekte. Adam gibi kaliteli bir çanta almış olmayı isterdim.
Yola kot pantolon ile çıktım. Büyük hata. Yağmurda kilolarca su topluyor, rahatsız ve kurumak bilmiyor. Yolda kotumu adam gibi trekking pantolonu ile değiştirdim.

Sandrine: Fransa’dan yürüyüşe başladıktan sonra Alpleri geçerken batona ihtiyaç duydum. Daha sonra düz zeminde bile baton kullanmak oldukça faydalı oldu.
Yola çıktığım zaman yanımda bilgisayar yoktu. Yolda nasıl olsa denk gelir, ihtiyaç duymam diyordum fakat fotoğrafları düzenlemek, blog yazmak gibi aktiviteler zorlu olmaya başlayınca bir laptop almak zorunda kaldım.

Karşılaştığınız en büyük zorluklar ne oldu?

Güneş Akdoğan: Bosna Hersek’te Vişegrad – Ustipaca arası ve Karadağ’da Piva kanyonu boyunca çadır kuracak yer olmadığı için 20km’den fazla yolu bir günde geçmek zorunda kaldık. Bu yollar üzerinde bulunan onlarca tünel ise olayın bonusu idi.
Karadağ’da köyler arası mesafeler hem uzun hem de boş. Sadece merkezi köylerde bakkal mevcut. Bu yüzden sürekli olarak çantamızda en az 4-5 günlük yiyecek taşımak zorunda kaldık.
Aynı sıkıntı su için de geçerli. Karadağ’da yollarda çeşme bulmak imkansız. Kimi günler susuz bir şekilde saatlerce yürümek zorunda kaldık.

Sandrine: Aralık ayında Karadağ‘ın Niksic kentinden Savnik yönüne yürümek en büyük zorluktu. Aşırı soğuk, kar fırtınası ile karşılaştık. Bu tür duruma uygun malzemem de yoktu. Hatalı rota seçimi sonucu hayatımı tehlikeye sokabilirdim.

Güvenlik

Güvenlik konusunda hiç endişe duydunuz mu ? rahatsız edici bir durumla karşı karşıya kaldınız mı?

En çok merak edilen konu güvenlik. Yola çıkarken heryerde insanın insan olduğu gerçeğini kabul ederek hareket ettik.
Gariptir ki yol boyunca herhangi bir sorun yaşamak bir yana çok güzel iletişim ile yerel halktan çok büyük destek gördük.

Türkiye’li gezginlere bakış açısı nasıl?

Geçtiğimiz tüm ülkelerde Türklere karşı inanılmaz bir sempati söz konusu. Bunun en büyük etkeni ortak tarihimiz ve politik, ekonomik ilişkilerimiz. Sınır polislerinin beni her seferinde “Arkadaş” diyerek karşılaması inanılmaz keyifli.
Geçtiğimiz her yerde benden önce Türk gezgin görüp görmediklerini soruyorum insanlara. Tek tük olduğunu öğreniyorum. Bana kalırsa Balkan coğrafyası Türk gezginler için harika bir bölge.

Diğer gezginlerle karşılaşıyormusunuz?

Yürüyerek seyahat edenlerin birbiri ile karşılaşması çok küçük ihtimal. Daha çok bisiklet ve motosikletle seyahat edenlerle karşılaşıyoruz. Genelde Hollanda’lı ve Fransız’lar bisikleti tercih ediyor. Alman’lar ise motosiklet ve karavan ile seyahat ediyor.

Konaklama işi bu yolculuğun en değişken konusu sanırım. Nereler de konaklıyorsunuz?

Hava kararmadan bir saat öncesinde çadır kuracak yer aramaya başlıyoruz. Genelde tarlaların kenarları, otlaklarda çadır kuruyoruz. Bunun yanında yol kenarında, küçük kasabada ara sokakta, ev bahçesinde çadır kurduğumuz da oldu.
Zaman zaman bizi gören ve kahve içmeye davet edenler oluyor. Biraz sohbetin ardından evlerinde ağırlayan yerel vatandaşlar oluyor.Altta yer alan video konaklamalarımızla ilgili görüntülerden oluşuyor.



Planladığınız başka bir gezi var mı?

Güneş Akdoğan: Yürüyüş rotamızı Makedonya, Uskup veya Kosova’ya kadar planladık. Buradan sonra hedefimiz yelkenli tekne veya kargo gemisi ile okyanusu aşarak Güney Amerika’ya ulaşmak.

Sandrine: Rusya’dan TransSiberya treni ile Moğolistan üzerinden Çin’e gitmeyi istiyorum.
Bu konuda kesin kararı henüz vermedik. Rüzgâr ne tarafa eserse.

Rotanızı sona erdirdikten sonra ne yapacaksınız?

Sona ereceğini hiç düşünmüyorum açıkçası. Kalan ömrümü seyyah olarak keşfetmeye ayırmak asıl hedefim.
Çok uzun vadeli planlar yapmaktan kaçınıyorum. Yolda seyahat halinde iken insanın karşısına ne çıkacağı belli olmuyor. Çoğunlukla gün içindeki ruh halime göre hareket etmek hoşuma gidiyor. Gezimizin bir sloganı var .. Gez , Gör ve Anla!..

Yolunuz açık olsun!.

Güneş AKDOĞAN gezisini kaleme aldığı blogundan detaylara veriyor. Ayrıca rota süresince desteğe ihtiyaçları olduğundan her türlü , küçük büyük demeden katkılara daima açık.

Booking.com

2 YORUMLAR

  1. Gezgin arkadaşlarımızın yolu açık ve uzun olsun. Çok güzel işler yapıyorlar. Keşke sponsorluk yapabilen firmalar bu arkadaşları keşfetse de sponsor olsa!

    • Aslinda bu arkadaslara ulasmak zor degil !. Sorun bizim ulkemizde ki sponsorluk anlayisiyla ilgili. Birkac kurumsal olma savasinda ki firmanin sosyal sorumluluk projelerinden ibaret. Umarim dunyanin belli basli ulkelerindeki sponsorluk gozuyle bakan firmalar cikar ve bizden sonraki nesile katkilarini yaparlar!.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here