PAYLAŞ

Agios Yorgis için yörede, yaşlılık dönemine gelen ve o yaşa kadar günahların içinde bir hayat süren korsanların, işledikleri bu günahlardan arınmak ve son dönemlerini bu ada üzerinde ki manastırda geçirdikleri anlatılır. Ege kıyılarında gezilecek yerler diye yola çıkmamın en önemli amacı denize girebilmekti elbette. Her ne kadar profesyonel hayatım gereği İstanbul’dan bir süre uzaklaşıp, milyonlarca insanın deniz, güneş, kum üçgeninde ziyaret etmek için akın akın geldiği Antalya’da, denize bir kaç adımda yaşıyor olsam bile Ege kıyılarına ulaştığımda denize girmenin tadını alabiliyorum. Bu defa Cunda Adası gezilecek yerler listesinin en başındaki Patriça koyu hedefimde!

patriça koyu

“Deniz ve yüzmek” göründüğü kadar basit kelimeler değildir aslında. Bu kelimeler “Yaz Tatili” anlayışının şifrelerini oluşturur. Tatilden döndüğünüzde “Öyle bir deniz vardı ki!” cümlesi, sizi dinleyenlere bu denizin “nerede” olduğunu düşündürecek ve not aldıracak kadar çekici olmalıdır.

Cunda Adası ve Patriça Burnu veya Patriça Koyu

Tabii ki abarttığım yerler olmasına rağmen, Akdeniz’de denize girilebilecek yerler kısıtlıdır benim için. Bir çok insan ciddi paralar ödeyerek gerçekten muhteşem, yıldız sayılarını benim bile sayamadığım(!) lüks ve konforlu otellerde ve onların bulunduğu kıyılarda tatillerini ve denize girme eylemlerini gerçekleştiriyorlar. Ancak dedim ya, belki de tarz ile alakalı bir durum olmasından ve işimin konunun tam da içinde bulunmasından dolayı ben bulduğum zamanları başka kıyılara kaçmak için de kullanıyorum. Akdeniz’de Kaş’a kadar olan bölümde, sadece bir kaç koy ve yerleşim yeri benim deniz tatilleri için gerçek tercihlerim olabiliyor. Hatta kimi zaman kıyıya çok yakın olmama rağmen bir kaç denize girebilmek adına bahsi geçen yerlere doğru günübirlik 300 km.yol yapıyorum.

Cunda Patriça Koyu’na Nasıl Gidilir?

İşte bu düşüncelerle uzun süredir gitmediğimden tadını(!) unuttuğum Cunda Adası’nı turladım geçenlerde. Gitmeyenler ve merak edenlere denize girmek adına birkaç da not tutuverdim alışkanlıklarla. Buyurun işte Cunda adası çevresine yolunuz düşerse hiç kafanızı karıştırmadan denize girebileceğiniz herkesin hemfikir olup, her gidenin de iyi bildiği yerler.

Konaklamanızı Cunda Adası‘nda yapıyorsanız -ki öylesini tavsiye edin derim- işiniz daha kolay. Araçla gidebileceğiniz iki yol olmasına rağmen biz Cunda merkeze yakın bir yerde konakladığımızdan merkezin içinden geçerek gidilen yolu tercih ettik. Nereye giderken mi? tabii ki Patriça koyuna (Pateriça)

Saat 19:00 – 00:00 arası araçlara kapalı olan merkezin içerisinden bu saatler dışında araç ile geçilebiliyor. Hemen limanın yanında Ayvalık olarak kıvrılan yolu takip ederek ilerlediğinizde, aşıklar tepesi ismi verilen yerde göreceğiniz değirmen, aslında Rahmi KOÇ vakfı tarafından restore edilerek yenilenen ve içinde ki kitapları bağışlayan Muhtar KENT’in emekli büyükelçi olan babası merhum Necdet H. KENT’in ismi verilmiş bir kitaplığı da bulunan Agios Yannis kilisesinin harabeleri. Bu eski kilise şimdi kalıntıları bulunan ve yeniden inşa edilen değirmen ile birlikte, hem harika bir manzara izleyebileceğiniz bir yer, hem bir müze hem de birşeyler içebileceğiniz bir cafe olarak ziyaretçilerini bekliyor. Sağda ki bu yapıyı ve emek verenleri selamlayıp, hemen göbek diyebileceğimiz kavşaktan sola dönüyoruz. Zaten hemen burada da bir değirmen var ve onunda altında yön levhaları bulunuyor.

Denize Girmek Bu Kadar Güzel Olur

İşte bundan sonrası yolun hali pek de geldiğiniz yol gibi değil. Kısa bir mesafe gittikten sonra yol tamamen toprak ve hava şartları ile coğrafi konumdan dolayı oldukça bozuk bir yol haline geliyor. Denizin de hemen kıyısında olduğundan eğer buralarda denize girme teşebbüsünde bulunursanız araçların kaldırdığı toz bulutlarına hazırlıklı olun. Bu nedenle en doğru yer yolun sonuna kadar gitmek.

Patriça Koyu, Ayvalık ve Cunda Adası düşünüldüğünde ıssız ve yasayla korunduğu belli olan, dönemsel yapıların dışında “yeni” adına hiçbir yerleşimin olmadığı hatta çivi bile çakılmadığı ve bunlar olmadığından hiçbir atık bulunmayan bir denize sahip adeta eski zaman sahili!..

Gerçekten öylesine özlenen yerlerden ki, zamanında yüzüne bile bakılmayıp, bugün kıyılarına yapılan yazlıklar, oteller, tesisler yüzünden denize bile girilemez olan yerlerden uzak işgalcilerin uğrayamadığı bir koruma alanı!

Patriça koyu’nda yaşamış olanların yerleşim birimleri 1. ve 2. Köy olarak adlandırılıyor. Ancak şu anda hepsi terkedilmiş yapılar olarak duruyorlar. Sadece iki tane derme çatma denilebilecek Beach havası verilmiş ancak tabii ki ciddi anlamda eksiklikleri olan özel plajın bulunuyor. Patriça koyu, bu plajlara ücret ödemeden de denizinden yararlanabileceğiniz bir dolu alana sahip. Biz de öyle yaptık. Ancak yine de belirteyim bu plajlardan Bıyıklı Beach, giriş ücreti olarak kişi başı 25 TL. alıyor. Bunu da aracınızı park ederken park olarak kullandıkları alanın önündeki görevli tahsil ediyor. Kendi deyimleri ile tüm aktiviteler bu fiyata dahil!. (Tüm aktivitelerden ne kastettiklerini, etraf çok ıssız göründüğünden sordum. Şezlong, Şemsiye ve Tavla, Okey v.s gibi oyunlar olduğunu belirttiler.) Loca dedikleri hasır kaplı deniz kıyısındaki bölümler ise 50 TL.

Hemen yanında bulunan diğer plaj ise girişi ücretsiz olarak tabela asmışlar. Orada da aracınızı park edip içeriye girince şemsiye ve şezlong ücreti olarak ödeme yapılıyor diye belirttiler. Fiyat aynı.

Biz de aracımızı plaja 100 metre kadar yakın bir yerde sahil kenarına park ederek hemen önüne hasır ve havlularımız ile bir gezgin tecrübesi olarak portatif şemsiyemizi kurduk. Hani denize girilen bazı yerleri betimlemek için söylenir “Git git dizine gelmiyor!” diye. İşte Patriça tam da orası!

Bitmeyen, sonu gelmeyen bir masal gibi.. Git git bitmiyor Patriça.

Patriça’nın Adası

Patriça’da koyun tam ortasında dingin suların çevirdiği bir ada var. Güvercin adası. Adanın üzerinde ıssızlığın arasında çok şeyler anlatan bir de manastır bulunuyor. Agios Yorgis Manastırı isimli bu yapının ortaçağ sonuna doğru inşa edildiği sanılıyor.

Agios Yorgis için yörede, yaşlılık dönemine gelen ve o yaşa kadar günahların içinde bir hayat süren korsanların, işledikleri bu günahlardan arınmak için son dönemlerini bu ada üzerindeki manastırda geçirdikleri anlatılır.  Ne derece doğru bilinmez ama Patriça’ya bakıldığında, doğruluk payı yüksek bir hikaye olduğu hissi sarıveriyor içinizi.

Cunda’ya Selam isimli yazımda da belirttiğim gibi “ne olur buraları koruyalım” dilek ve düşüncesi, Patriça’yı böyle ıssız ve sakin görünce daha da kuvvetli hale geliyor.

Denizini, havasını ve dinginliğini emanet aldığım Patriça’ya elime aldığım bir avuç kumunu denize savurarak veda ettim. Cunda adasi gezinizde Patrica gezilmesi gereken yerlerin başında geliyor.

Booking.com

2 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here