Pazar günleri gazete okumak, dergi tadındaki ilave konulara rastladığımdan her zaman keyifli olmuştur benim için. Bu pazar da gazeteleri karıştırırken Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde son sayfada Adalara aşık oldum başlığıyla Sahrap Soysal isimli hanımefendinin “Bir Pazar Masalı” köşesini okudum.

Sahrap Soysal ve Bir Pazar Masalı

Kendisini tanımamama rağmen Yunan adaları kelimeleri ilgimi çekince okumaya başladım.

Kabaca Yunan adalarındaki havayı, tadı aktarmaya çalışmış. Buna elbette bir sözüm yok. Dileyen dilediği gibi anlatır, bahseder. Hele ki amiral gemisinin(!) ilavesi bir de köşe vermiş ise elbette bir bildikleri vardır!

Sahrap Soysal

Benim dikkatimi çeken konu, yazarların kendi yazdıkları yazılarda kendileriyle çelişmeleri konusunda dikkatsiz olmaları.

Mesela Sahrap Soysal, Yunan adalarının çekiciliğinin devam etmesi ve turizmin canlı kalmasını, “aile bağlarının kuvvetli olmasına, geleneksel lezzetlerin devam ettirilmesine ve halkın birbiriyle geleneklerini devam ettirerek, eğlenerek yaşadıklarına” bağlayarak şöyle yazmış ”Bütün işletmelerde anne, baba, dede, çoluk çocuk birlikte çalışıyorlar. Bütün restaurantlar aile işletmesi. Örneğin Rodos adası’ndaki meşhur Tamam Restoran’da anne ve büyük kızı mutfakta harikalar yaratırken, baba ve diğer üç kızı serviste müşterilerin gönlünü fethediyor. Küçük Marathi Adası’nda balıkçı Stavros balıkları tandıra sürerken karısı Maria cevizli revani yapıyor. Oğulları ise servis masaları düzenliyor. Bu restoranlardaki samimiyet ce güler yüzlü ev sahipliği, geleneksel yemeklerin hala yapılıyor olması ada turizmini canlı tutmanın can damarı” 

sonrasında da;  “Tabii Yunan adalarını gezerken bende bir heves, bir heves anlatamam. O kadar heveslendim ki, Bozburun’daki Kamelya Adası’nı gözüme kestirdim bile. Gidip oraya yerleşmek, Anadolu’nun kaybolmaya yüz tutmuş yapmak ve herkese yedirmek istedim. Ama daha yapılacak çok iş var. Bir kere bizim evin oğlanlarını sağlıkla ve hayırlısıyla yuvadan uçurmam gerek. Belki yıllar sonra, torunlarım gelip adadaki mutfağımda bana yardım ederler. Olamaz mı?” diye eklemiş.

Sahrap soysal

Aslında Yunan adalarının, toplumdaki ada kültürünün oluşmasının cevabını da kendi vermiş.

Başarıyı bağladığı “değerleri” kendi hayatından sildikten sonra “Daha yapılacak çok iş var, sonrasında belki torunlarım gelirler” diye kendi tanımladığı kaybolmaya yüz tutan değerlerin bir dolu bahaneye sıkıştırıp gözardı edilmesini yazmış.

Yani bahsettiği heveslerini gerçekleştirdiğinde yine kaybolmaya yüz tutacak bir projeye adım atmış olacağını yazmış.

Bir yazının içinde toplum olarak kurbanı olduğumuz bir olguyu, hayallerimize engel olan bahane üretmeyi ve bilinç altımıza kazınan “Birgün….” diye başlayan tanımlamaları aktarmış.

Pek mi etmiş, etmemiş mi? bilemem v e hatta çok da ilgilenmiyorum ama sonunda kimseye pek birşey anlatmamış geldi bana.

Not: Yukarıdaki içerik erkutozen.com sitesi için yazılmıştır. Yazının orijinali için tıklayarak siteye gidebilirsiniz.

BİR YORUM BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin..
Buraya adınızı girin..