PAYLAŞ

Seyahat blogları ve sosyal medya diye başlayarak birkaç kelam edelim. Günümüzde dünyadaki standartlara ulaşamasa da, seyahat ile şehir ve yaşam kültürü üzerine yayın yapan dergiler, televizyon kanallarında gezi programları ve günlük gazetelerde şehir kültürü, yeme-içme sayfaları ile seyahat ve tatil eklerimiz var. Bu yayınlar ve yayın süreçleri birçok sektörde olduğu gibi -en basit yönüyle- hitap ettiği okuyucu kitlesinin yanında reklam verenlerin bu yayınları desteklemesi ile işliyor.

Yani işin özünde sponsorlar ile yayınlara reklam veren kuruluşlar ve destekleyenler bulunuyor. Okuyucunun ilgisini artırabilmek için bu yayınlarda değerli yazar ve fotoğrafçıların yanında içerik katkısı veren birçok kişi de yer alıyor. Zaman zaman güzel de işler çıkarıyorlar, ellerine sağlık olsun.

Seyahat Blogları ve Bloglar ile Sosyal Medya Her Yerde

Son dönemde yeni dönem profesyonellerinin(!) çok sevdiği tabiriyle “Yeni Medya” isimli web üzerindeki bloglar ve sosyal medya araçlarının başlangıçtaki sempatilerinin büyük medya kuruluşları nezdinde pek kalmadığı hissediyorum artık.

Sosyal medya uygulamaları, web siteleri ve blogları da kapsayan ve gelişen teknoloji ile yayıncılığın her çeşidini hızlı bir süreçte içeriklerine katarak yoluna devam eden bütün oluşumlara, “kağıt yayıncılığı” ve geleneksel televizyonlardan mücadele edilecek büyük rakipler gözüyle bakıldığını seziyorum. Bu hem iyi hem de acayip birşey açıkcası!

seyahat blogları ve sosyal medya

Yeni Medyanın büyük medya grupları için -bugün de fazlasıyla hissedildiği gibi- bu hız ile devam ederlerse önümüzdeki yıllarda reklam gelirleriyle ilgili büyük ticari kaygılar doğuracağı apaçık ortada. Medya topluluklarının kocaman reklam pastalarını, bir kaç amatör(!) insanın “domain ve hosting” masraflarının dışında yatırım yapmadan oluşturduğunu düşündükleri yapılara kaptırmama isteğini elbette anlıyor ve saygı duyuyorum.

Şimdiki mücadelenin ana noktasını -tekrar başlayan- bloglar ve web siteleri ile sosyal medya kullanıcılarını görmezden gelmeyi tercih etmek oluşturuyor. Ancak işin veya problemin aslı, durumun pek de öyle görmezden gelinip yokmuş gibi davranılarak engel olunabilecekmiş gibi olmaması sanırım!

Tiraj Raporları – Etkileşim – Tıklanma?

Dün tiraj raporlarını yayımlayıp bunu satış, pazarlama ve reklam gelirine çevirmeyi düşünen anlayış, bugün kendi gazetelerinde tam sayfa olarak, online mecralarının ne kadar “tık”landığını duyurmaya çalışıyor. Demek ki herkes doğru yolda! Hedef belli; basılı yayından online üzerine kayan reklam pastasından pay kaptırmamak. Böylesi büyük yapılar için de bundan daha doğal bir şey olamaz tabii.

Gezi ve Seyahat Blogları ile Influencer’lar

Ülkemizde web siteleri ve blogların özellikle tematik yayıncılık alanında oldukça başarılı işler gerçekleştirdiklerini düşünüyorum.

kesfet.tv olarak bende kendi kategorimi, “Gezi rehberi, seyahat kültürü, şehir yaşamı ve trendleri” üzerine kurdum. Herhangi bir kurum ve kuruluş altında değilim. Ulaşım araçlarını kullanıyor, adım adım geziyor, lezzetleri tadıyor, yazıp fotoğraflayıp paylaşıyorum. Bundan zevk alıyor ve kendi yaşamımdan an’lar sunuyorum. Turizm sektöründe geçen profesyonel iş hayatımın tecrübeleriyle bakış açımı da, avantaj olarak görüp farklılıklardan yana kullanıyorum. Her an kesfet.tv ile bağlantıdayım. Yani blogumdan uzaklaşmıyorum. Okuyan ve takip eden kimse varsa sürekli iletişimde kalıyorum. İşsiz bile kalsam o anda ana işim kesfet.tv oluyor.

Anlatmak istediğim şu. Öncelikle bizler ticari kurumlar değiliz. İki ay reklam alamadığınızda siz benim yaptığım gibi devam edemezsiniz. Hadi gelin artık bırakın şu görmezden gelmeyi, onbinlerce tematik bloga bu kadar uzak durmayı. Faydalanın mesela?

Biz size elbette rakip değiliz! Olamayız.. Sizin devasa büyüklüklerinizle, plazalarınızla, holdinglerinizle nasıl mücadele ederiz ki! Ama bu rakip olamama durumundan daha da öte birşey var! Görmezden gelinirken sanıyorum şu unutuluyor; Hani sizin yayınlarınızı satın alıp, okuyup, takip eden ve reklam verenlere sunduğunuz o çok güvendiğiniz araştırma sonuçlarındaki kitleniz var ya? İşte o kitle de aslında bizlerden oluşuyor. En azından bu durum bile görmezden gelmemek gerektiğini gösteriyor gibi.

Gelecekte güç kimde mi olacak? Eğer bunu bir kaç sene önce sorsaydınız komik bulur ve cevabımı çok net verirdim. Ama şimdi inanın tahmin bile edemiyorum..

Booking.com

3 YORUMLAR

  1. Üstat bence görmezden gelme nedenlerinden biri de hafiften bir tepeden bakış…
    Tipik “her şeyi ben bilirim, sen kimsin ki?” tavrı.
    Sözgelimi dijital kameralar bu kadar yaygınlaşmadan önce fotoğrafçılıkla uğraşan pek çok Ağabey (Gerçek fotoğrafçıları, zanaatkar ve sanatçıları tenzih ederim) burunlarından kıl aldırmazlardı. Ama dijitaller çıktı, hele de DSRL’ler daha satın alınabilir oldu bir de baktık cidden iyi fotoğraf çeken bir sürü insan var. O çakma fotoğrafçı abiler bir baktılar ki sandıkları kadar iyi değillermiş…
    Keza ben bir sürü köşe yazarı okurum. Politik konularda yazan sıradan blogger’lara baktığımda, okuduğum ve çoğu köşe sahibi hasbelkader ünlü olmuş yazardan çok daha iyi yazan onlarcası var. (iyi yazmaktan kastım yazım dillleri, Türkçe’yi kullanmaları, ne yazdıkları da değil üstelik. “Ne yazdıkları” na girersek ortalık karışır☺
    Genel anlamda medyaya baktığın zaman pek iyimser şeyler düşünemiyorum ben zaten ama zamanla işler düzelecektir diye düşünüyorum. İyimser olmak istiyorum☺
    Zaten tirajları dibe vurmuş olan her türlü yazılı medya ve salak diziler dışında izlenmeyen görsel olanı kaçınılmaz bir şekilde gerçeği görecektir.
    Deveye boynun eğri demişler, nerem doğru ki demiş misali…

    • Özellikle fotoğraf konusunda anlattıkların harika bir tespit üstad. Gerçekten de taa Babiali döneminden beri bir tepeden bakış var. Bunu çoook eski Günaydın dönemlerinden beri bilirim.
      Yazdıklarından çok yazamadıklarısorun olan bir modelin zaten bir süre sonra teklemesi çok doğal olacak gibi geliyor bana da.
      Deve’yi ben çok haklı buluyorum 🙂
      Teşekkürler..

  2. Hep aynı konuya geliniyor, kafalardaki ön yargılar ve pay denen kavramın kırılması gerek. Egonun profesyonel hayatta uzak tutulması gereken bir kavram olmasına rağmen yayın sektöründe kendisini fazlasıyla hissettiriyor. Ben de yol boyunca çektiğim fotoğraf ve videoları bedava, hibe olarak sağlamak için ne kadar uğraştığımı bir bilseniz. Aldığım cevapları gördükten sonra vazgeçtim, değmezmiş dedirttiler. Bu durumda kim kazandı kim kaybetti acaba…
    Siz gibi paylaşım ve destek kavramını anlamış ve bunu yayınında uygulayanlara teşekkürler.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here