PAYLAŞ

Hani gezen birilerini görünce, yazılarını okuyunca, bir fotoğrafa bakınca, dünyanın bir köşesinde harika manzaralarda çekilmiş bir video izleyince “Vay be! Ne kadar Şanslılar! Ne güzel tuzları kuru, benimde onlar gibi sorunum olmasa, yok şu olsa, yok bu olmasa v.s” gibi bir hesaplaşma ve bahaneler sıralaması yapılıyor ya! İşte yine aynı noktaya gelip “Bir dur be kardeşim!” demek geldi içimden. Neden mi? Hele iki dakika bir otur, anlatayım. Bir seyahat programı izledim ve bu yazıyı ondan sonra yazdım.

Kalmayı Seçen Sensin

Önce senden başlayalım. Artık sen fazla kafanı takma böyle şeylere olur mu? Bundan sonra şöyle düşün. Seçimlerini yapan biri olarak gidememeyi değil, kalmayı seçen sensin. Gittiğinde hiçbirşeyin aynı kalmayacağından, elindekileri (Oysa ki hiçbirinden memnun olmadığını söylüyorsun heryerde) kaybedeceğinden, rahatının bozulmasından insani bir duygu olarak korkuyorsun. Bu çok doğal ve aslında dünyada milyarlarca “senden” var.

Herşey bir arada olsun istiyorsun ve neyi seçmen gerektiğinden de henüz çok uzakta hissediyorsun ya kendini.. İşte öyle hissetme.. Biraz akışa bırak, doğru olan seni bulur nasıl olsa. Hadi gel artık yorma kendini. Sen seçimlerini yapan biri olarak, olduğun yerde kalmaya, fotoğraflara ve videolara bakmaya, yazılar okumaya ve şimdiki hayatını sürdürmeye devam et. Hem bu da hiç fena bir fikir değil! Birçok insanın “an”ları yaşamak için yollarda olduğu sırada sen geleceğini planlıyor ve sıkıntı yaşamamak için önlemini alıyorsun. En çok alkışlanacak şeylerden biri de bu. Gerçek anlamda en büyük fedakarlıkları yapan sensin, çünkü “hayat çok kısa” ve sen buna rağmen büyük bir fedakarlık yapıyorsun. Onun için sana büyük saygı duyuyorum.

Seyahat Programı

Ama bir de saygıyı ya da şu anda adını bulamadığım, ifade edemediğim duygularımı da paylaşmak istiyorum.

Ferrarisini satan bilge hikayesini bilirsiniz. Bir de onların gezgin versiyonu var. Bir ara zamanınız olur da okurum derseniz buradan ulaşabilirsiniz.

Hani dedik ya az önce, senin fedakarlıkların daha büyük diye! Bir an için senin de umursamaz, şanslı, tuzu kuru, benim gibi biri olduğunu hayal edelim. Yani şu anda çantanı toplayıp, kafanı bulandırmadan “gitmek” isteseydin, gider miydin? diye düşünelim. Yok yok heyecan yapma! Sadece düşünüyoruz.

Gezmek İçin Herşeyin Var mı?

Şuradan başlayalım. Şöyle bir düşünürsek; Nasıl olsa herşeyin var değil mi gezmek için? Hemen aklına maliyetler, fiyatlar, harcamalar geldi değil mi? Hayır konumuz maalesef o değil! Ama üzülme, neredeyse herkes “Herşey” kelimesini senin anladığın şekilde yani sadece maddi olarak ele alıyor. Ben senin sağlığından, sıhhatinden bahsetmek istedim. En çok ihtiyacın olan şeylerden. Yok yok hayır, sadece yolda olduğunda değil, kaldığında da ihtiyacın olan hani.

Sana birinden bahsetmek istiyorum. Şu şanslı olduğunu düşündüğün gezginlerden biri.

Farklı Bir Seyahat Programı

1975 yılında doğan, hayatında dünyayı ve dünyaya ait hiçbirşeyi görememiş olan ama yollara düşen, bunu bir belgesel haline getiren ve kırk küsur ülkede inanılmaz maceralar yaşayan Sophie’yi duydun mu? İnan bende tanımıyordum. Bir belgeselde denk geldim. Sonra izledim onu, dinledim. Onun göremediklerine baktım belgeselde. O gezdi, ben baktım. Bir çok bakan insanın göremediği bir dünyada yaşadığımız halde.

Başkasının anlattıkları, hissettikleri ve diğer duyularıyla yollarda olan Fransız gazeteci Sophie Massieu’nun yaşadıklarını izlemek, göremediklerini görebilmek farklı şeyler hissettiriyor insana. Tutuluyorsun bir an. Senin ekrandan izleyip onbinlerce kilometre öteden “Ne kadar harika” dediğin yeri , Sophie orada olmasına rağmen göremiyor.

TRT Senin Gözlerinden

“Through Your Eyes” seyahat programı “Senin Gözünden” ismiyle TRT kanalında yayınlanıyor. Sophie ile ben geç tanıştım, çünkü bölümler birkaç yıllık. Ama sonra arayı kapatmak için internette bulduğum bölümlerini izledim. Köpeği Pongo ve Sophie anlatılması pek güç bir işi yapıyor.

Ne dersin? O da çok şanslı mı sence?

 

Booking.com

2 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin..
Buraya adınızı girin..