PAYLAŞ

Hepimizin hemfikir olduğu bir konu var sanırım; “Uçaklar, yolculuk esnasında mesafeleri kısaltmaları ve belirli bir konfor oluşturmaları nedeniyle ve sağladıkları diğer çeşitli avantajlarla yüksek oranda tercih edilen bir ulaşım aracı halindeler.” Buraya kadar bir problem yok. Ama ya şu havaalanı eziyetleri? Havaalanında yaşadıklarından memnun olan kaç kişi var etrafta? Uçak yolculuklarını bir bütün olarak düşünüp havaalanında yaşananları da kattığımızda gerçekten uçak yolculuğu konforlu mu? Uçak yolculuğunun yarattığını sandığımız bu “avantajları” yaşamak için katlanılan havaalanı eziyetleri benim için artık “bunalmaktan nefrete” dönüşen bir aşamada diyebilirim!

Teknolojinin getirdiği imkanlar sayesinde hem araştırma yapmak hem de ekonomik uçak bileti almak adına bir çok avantajlarımız var artık. Ancak benim sorunum da bundan sonrasına ait. Yani tüm bunları halledip artık havaalanına gitme durumunda olduğumuzu farzederek anlatmaya başlayayım.

Nerede Bu Havaalanları?

İsminin neden “hava” olduğu konusunda çeşitli düşüncelerim olmasına rağmen(!) devamlı olarak kullanmak zorunda olduğum havaalanına ulaşım bölümü bu hikayenin başlangıç noktasını oluşturuyor.

Bu alanlar “havalarından” olsa gerek! şehir dışı denilse de aslında çok daha uzaklara neredeyse şehirlerin sınırlarına kuruluyorlar (istisnalar ile anlamsız ve çirkin büyüyerek havaalanını şehrin içine katan megapoller hariç) Bu nedenle yani şehirlere bu kadar uzak olmalarından dolayı, bu uzun yolu aşmak ve olası bir yol hali olumsuzluğunu bertaraf edebilmek adına erkenden ama çoook erkenden hareket ediliyor.

Zaten “uluslararası kaideler” gereği en az iki saat öncesinden havaalanında olmamız istendiğinden, herkes gibi bizler de her zaman erkenden orada oluyoruz. Ya da olmaya çalışıp perişan haller alıyoruz.

Havaalanı Park Yeri Ücretleri ve Ulaşım

Öncelikle havaalanlarındaki yüksek park yeri ücretleri ve seyahat süremizi göz önüne alarak kendi aracınızla buraya gelmek neredeyse imkansız gibi. Uçak biletinden fazla bir park yeri parası ödememek için taksi, dolmuş, otobüs veya havaalanı yer hizmetleri şirketlerinin servislerinden faydalanmak en mantıklı olanı gibi geliyor her defasında. (Hani business uçak yolculuğu yapacakları bile metrobüslerde sürünürken gördüğümden söylüyorum.)

Bu şekilde geldiğimizi düşünüp kente uzak olan havaalanına ya otobüs ya da dolmuşlar ile “indi bindi” şeklinde bir eziyetle ulaşım söz konusu olabiliyor. Ya da bir miktar (bazen koca bir miktar) fazla ödemeyi göze alırsanız taksiyle ulaşabiliyorsunuz.

Neyse, bir şekilde alana ulaşıyor ve eşyalarımızı araçtan indirip “eğer” herhangi bir terslik olmaz ise, önümüzde bulunan bazen iki hatta üç saat sürecek eziyet kısmına doğru yelken açıyoruz.

Havaalanı Güvenlik Kontrolleri

Eşyalarınız ile havaalanına gelmenin bir takım yazılı olmayan cezaları var! “Güvenlik endişesi” adına yapılan bu kontrollerde uygulanan doz her ülkeye göre farklı olabiliyor. Her şeye hazır olmanızda fayda var!

Ülkemizdeki uygulamaya göre bir uçak yolcuğu yapmak için, iki defa X-REY isimli cihazdan geçip üzerimizdeki tüm metal eşyaları, çantamızda bulunan tablet veya dizüstü bilgisayarımızı, kemerimizi ve artık daha ne varsa çıkarıp plastik leğenlere bırakmak durumundayız. Yani Saat, kalem, çakmak, kemer, telefon v.s. nispeten küçük leğenlere bırakılıp elektronik kapıdan geçiliyor.

ucak yolculugu havalimani

Genelde çantanın içinde olduğundan bazen aceleden aklınıza gelmeyen dizüstü bilgisayarınız varsa da yoksa da  orada bulunan güvenlik görevlisi yine de bunları leğene koymanızı(!) rica ederek tekrar geçmenizi belirtiyor. Bu nedenle bu tip bir durumda zor anlar yaşamamak için çantanızı yerleştirirken bilgisayarınızı kolay çıkarılabilecek bir yere koyun. Ya da siz bilirsiniz!

Teknolojiyi plastik leğenle tanıştırdıktan sonra onu da bir ekmeği fırına verir edasıyla cihaza yerleştirip karşı tarafa geçiyorsunuz.

Bitti mi? Tabii ki hayır! Bir durun hele. Daha yeni başlıyoruz. Ne demiştik? Uçak yolculuğu konforlu bir yolculuktur”

Uçak Yolculuğu? Tükendim Tükendim Tükendim Artık!

Geçtiniz ama bu geçiş güvenlik görevlilerini ikna etmemiş olabilir. Bu nedenle kapıdan çıkan komik sesler adına siz bir suçlu, görevli de ulusal bir kahraman edasıyla birbirinize bakarken kollarınızı açıyorsunuz ve görevli sizi tepeden tırnağa arıyor. Siz aranırken kalabalık nedeniyle geçen herkes eşyalarını toplamaya uğraşıyor. Sizin de gözünüz leğenin içindeki eşyalarda tabii. Ama o sırada bir görevli “ayakkabılarınızı cihaza koyup tekrar geçin lütfen” diyor. Yıkıldığınız an bu an işte. Uçağa mı yetişeceksiniz, eşyalara bakacaksınız yoksa ayakkabılarınızı çıkarıp mavi naylonlarla mı gezdiğinize yanacaksınız. Hadi hepsini yaptığınızı farzedelim. Bu defa da leğene koyduğunuz dizüstü bilgisayarının başında “Saygı nöbeti” tutan bir görevli sizi bekliyor olabilir. “Lütfen bilgisayarınızı çalıştırır mısınız?” Pili yok falan demeyi aklınızdan geçirmeyin size elektrik prizi de buluyorlar.

Bitti mi sandınız? Maalesef! Unutmayın konforlu bir uçak yolculuğu yapacaksınız..

Şimdi de garip bir makinede sanki ısıtılmış bir sıcaklığı olan şu parfüm testi yaptığımız ince uzun kağıtlara benzer bir maddeyi ellerinize belinize falan sürüp makinede değerlendirmeye verecekler. Maazallah herhangi bir madde ile iletişiminiz olmuş olabilir! Artık bir süre için temiz sayılırsınız. Herşey uygunsa buyurun geçin.

Aman tanrım! Sonunda havalimanındayım.. Sevincinizi bence en sona saklayın çünkü daha çok işiniz var.

Ha bir de unutmamamız gereken birşey var! Elbette bunların hepsi “Bizim için” yapılıyor!

ucak yolculugu

Hemen C/in Yaptırmalıyım

Madem ilk güvenlikten geçtik hemen ekranlardan kontuarınızı öğrenip c/in işlemleri için ilgili kontuara yöneliyoruz.

Eğer yoğun bir saat veya uçak ise ciddi bir sıra ile karşılaşmak kaçınılmaz olabilir. Büyük veya ulusal havayolları, bir çok uçuşun uçağa kabullerini aynı desklerden yaptıklarından oralarda daha yoğun bir sıra olabiliyor.

Kontuar görevlisi, pasaport veya nüfus cüzdanı v.s kimlik belgelerini isteyip eşyalarınızı uçağa yollamak için yandaki banda koymanızı rica ediyor. Asıl amaç bagajınızı tartıp belirlenenden fazla ağırlık var ise kilogram başına tahsil edeceği miktarı belirlemek tabii. Sonrasında kabine bir bagaj alacaksanız onu etiketliyor ve ağır olan bagajınızı acayip gürültüler şeklinde oradan oraya vurarak götürecek olan bantın düğmesine basıyor. Güle güle bagaj!

Evet artık yanınızda ağırlık yapan bagajınız yok. Yani daha rahatsınız ve uçağınızın kalkmasına eğer bir gecikme yok ise bir süre zamanınız var. Seçeneklerden biri eğer uluslararası bir uçuş yapıyorsanız, pasaport kontrolünden geçip alışveriş bölümlerinde parfüm, sigara, alkol standlarına bakmak veya havalanında bulunan restoran veya kafe gibi yerlerde zaman geçirmek. Ancak sanırım bu yiyecek içecek mekanlarının uluslararası kuralları koyan kuruluşlarla bir komisyon anlaşması var. Böylesi fahiş fiyatları başka bir şekilde açıklamak çok zor çünkü. Bir küçük suyu beş lira ödeyerek alabileceğiniz ender yerler hep havalimanlarında bulunuyor.

Havalanlarında Zaman Geçirmek

Zaman geçirmek için ne yaparsanız yapın, alana geldiğiniz an havalimanı güvenliği için yapılan kontrolün daha detaylısı uçağa binmek yapılacağından ikinci eziyet bölümünün sizi beklediğini unutmayın.

Bu kontrolde önce biletiniz uçuş kartınız ve kimliğiniz bir görevli tarafından “Mmmm evet .. Hmmm” şeklinde eşleştiriliyor.

Sonrasında ilk girişteki kontrolün benzeri ve sizi bekleyen leğenlerinizle birlikte oluyorsunuz. Buradaki kontrol daha hassas olduğundan cihazın ötmeme şansı neredeyse çok az. Eğer öterse ayakkabılarınız dahil yine çıkartılıyor ve onları da fırına veriyorsunuz röntgeni çekilsin diye! Sizi hala yakalayamadılarsa(!) uçağa götürecek ilgili kapıyı buluyor ve oraya doğru yönleniyorsunuz.

Kapıyı bulunca uçağa geçeceğinizi zannetmeyin tabii. (Eğer geç kalma gibi bir durumunuz varsa elinizde kemeriniz, ayakkabılarınızın çözülmüş bağcıkları ile koşturarak gittiğiniz kısmı geçiyorum) Uçağa geçeceğiniz kapıda bulunan görevliler yine uçuş kartınız ve kimliğinize sahte bakışlarla baktıktan sonra gerekli işlem yapılıyor ve uzunca bir koridor körüğünden içeri giriyorsunuz.

Tabii ki bu bazen olabiliyor! Çünkü belki de uçak körükte olmadığından, çok kısa olan ancak neden öylesine hiddetle kullanıldığına bir anlam veremediğim garip şekilli otobüslere geçmek var işin ucunda.

Uçak yolculuğu gibi bu kadar eziyeti müthiş konforlu bir yolculuğu ve güven duygusu ile açıklamak, işin en kötü kısmı bence. Uçak yolculuğu ile zaman kazanma konusunu, evden çıkıştan varacağımız yere ulaşmamız arasındaki süreyle kıyaslarsak özellikle “kısa süreli” yolculuklarda, inanılmaz bir zaman kaybı var aslında.

Hele büyük şehirlerde! bir saatlik yolculuk için beş veya altı saatlik eziyet sizi bekliyor olacak havaalanlarında.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here