Yol terapisi veya yolculuk terapisi diye bir başlık yazdıran ne olabilirdi bana? Bu aralar bahaneler aramaya başlayıp yine hareketsizliğin doruğuna ulaşmak mı? Ya da bilinçaltımdaki bahanelerin her plana ve projeye sanki engeller çıkarıyorlar gibi yapmaları mı? Belki de maddi ve manevi bağlar ile sorumluluklarımın durduk yere beni kilitlemesidir bu başlığı attıran..

Yol Terapisi

Bunu yaşayan elbette ne ilk kişiyim ne de yeryüzündeki tek kişi. Ancak içimdeki depresif kalkışma da tam bu nedenden başlıyor sanki! Düşünüyorum var mı bir çıkış yolu diye ya da tedavi! Bir terapi olmalı mesela isminde hikayeler barındıran, bir çözüm olmalı “yol terapisi” kıvamında olan..

yol terapisi

Yolculuk İhtiyacı ve Yol Terapisi

Hayatın belli bir dönemini öyle ya da böyle geçip, yüklenilen sorumluluklar altında yine de herşeye rağmen bütün “iç” savaşları göze alıp “yola çıkmak” gerekiyor. Daha önce de denediğim, belki yapmak için çok zorlandığım ama her defasında da gerçekleştirdiğim gibi.

Sanırım hayatın bütün bunları düşünüp karar almak ve planlar yapmak için çok kısa olduğunun farkına varalı çok oldu artık. Hatta kısa olup olmadığını bile “tanım” anlamında bilemiyoruz! Neye göre kısa veya uzun, algılarımız zamanı nasıl çözüyor? O da tamamen bir soru işareti!. Buna rağmen saçma sapan sorunları zaman isimli saçmalıkla eşleştirip egoların tavan yaptığı planlara yol almaya devam ediyoruz. “Gelecek” çok ama çok endişeli, “geçmiş” ise hiç yaşanmamış bir masal kadar süslemeli oldu artık.

Düşünce tembelliği vücuda yayılmaya başladıkça, bedensel hareketler bundan etkileniyor! Neyi, ne kadar düşünebileceğimizi bile ince ince zihnimize kodladıkları için, sadece gelecekle ilgili ekonomik planlar yapabilen, organ olarak bir beyine sahip olsak da sadece inandırılmışlığımızla onu iyi kullandığını düşünen değişik bir türe evrildik.

Farkında olmadığımız düşüncelerimiz planlarımızı yapıyor, arada bir kaçamak hayalleri kurarken, ayıldığımızda bir diğer “doğru” olarak belleğimize atılmış olan düşünce, kurduğumuz bu hayallere engel olmak için duvarlar örülüyor zihnimizin bir yerlerinde.

Sadece Senin Algın!

Er ya da geç! Hayatımızın her anında bahsi geçen bu zaman ve “erken-geç” tanımlamaları, sadece senin algılarına bağlı bir olgu. Gerçekte sen ne engel olabiliyorsun bir şeye, ne de çare bulabiliyorsun ona. Mahalle baskıları, etraf ne der? düşünceleri, iç dünyanın endişeli haykırışları, bilinçaltında bulunan ama farkında olamadığın engeller koca birer cesaretsizliğe dönüşüyor ve bırakıyor seni olduğun yere..

Adeta çöküyoruz dizlerimizin üzerine..

Bütün bu iç baskılar dışa vururken öne sürdüğümüz zaman yokluğu, şikayet ettiğimiz işimizden izin alamama bahanesi, maddi kaygıların oluşturduğu geleceğe dönük panik hali, ailemiz ve daha pek çok konuyu saran hastalıklı bahanelere verilmiş şahane isimler olarak su yüzüne çıkıyor. Doğruyu telaffuz bile edemiyoruz.

Bunun bir tedavisi olmalı, insan ruhunu tedavi eden bir yol hali gibi. Peşindeyim yine.. Neyin zor olduğunu artık ben de pek bilemiyorum.

Aslında çok da önemsemiyorum. Yol terapisi deyip geçiyorum..

Booking.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin..
Buraya adınızı girin..