PAYLAŞ

Seyahat günlükleri notlarımdan birini daha aktarıyorum. Her zaman olduğu gibi seyahat günlükleri öylesine hallerim benim. Bu defa da Yolda Olmak halini yazdım.

Seyahat Günlükleri’nden.. Yolda Olmak..

Tutku, anlama ihtiyacını doğurur.. Yanına merakları ekler ve yola çıkarır.. Keşfetmek için diyarları.. Seyahat günlüğü yazılarında bu defa yolda olmak durumu var.

Hayallerim var hikayeler arasında kalan. Sonunu biliyormuşçasına yürüdüğüm ve bir yerlerine serpiştirdiğim hikayelerin arasında kalan. Hayat isimli, milyarlarca benzeşen ama çok azının kesiştiği hikayedeki hayallerim.

Uzak Olma, Uzakta Olma Dürtüsü

Yine bir uzak olma dürtüsünü zamanın uzaklarında yaşanan hikayelerin yanına giderek -hem de kendi hikayemin en zor anlarını anlatan bölümüne uğrak yaptığım bir anda – geri çeviremedim. İzin verdim ona. Her zamanki gibi yollara vurma anının heyecanını hissetmek istedim.

Düşüncelerin ağır bastığı yerlerdir yolculuklar. Her defası farklı düşüncelere gebedir. Düşüncelerin an be an düşlere dönmesidir yolda olmak. Belki de farkında değiliz ama bir yerlerde saklı kalan düşler, bizim yola çıkmamızı beklerler her zaman.

Her ulaşım aracında kurulan düşler, yalnızlıkla, aracın sesiyle, manzarayla veya kulağınızda çalan şarkıyla coşar, dışarıya vurur ve çepeçevre sarar sizi. Günlük yaşamınızda aklınıza gelmeyen bir dolu şey yanıbaşınızda olur yollarda. Düşlerde kalırsanız güzeldir. Hayallerinizi dolaşır ve hatta gizli saklı hazineler bulursunuz. Düşlerden bir adım ötesine karanlık düşlere yani kabuslara geçmiyorsanız herşey yolundadır aslında. Yol aldığınız kadar, düşlerinizde de mesafe alırsınız.

“Her şeye rağmen yollarda olmak”dan çok, “her şeyle yola çıkmak” kimi zaman gereksiz olduğunu farkedemediğin yüklerini bıraktırır gittiğin yerlerde. O bahsettiğin “rağmen”, aslında yanına aldıklarındır. Yükünü boşaltır, ihtiyacın olanları alır, aklını, huzurunu, yüreğini dindirerek devam edersin yollara.. Kendi yoluna..

yolda olmak

Seyahat Sanatı

Beni yazı yazmak için itekleyen noktalar olur yol sırasında. Otel odası yazı yazdırır mesela bana. Şehrin içinden geçen kanallar, birilerinin şiirlerine yön verir, trenin camından baktığınızda gördüğünüz ovaları bazı kimseler notalara dönüştürür.

Kısaca yaşamı görmeye başlarsınız yollarda. Seyahatiniz bir sanata dönüşebilir. Tabii ki kendinizi yollara bırakıp seslere, renklere, hislere açık olursanız..

Yolculuğun terapi olduğuna inanan benim gibi insanların karşısına hastalıklı bir yapı olarak sunulan “yer değiştirme psikolojisi” konur kimi kitaplarda. Oysa ki, seyahatten uzak kaldığımda unutamadığım yolların beni unutabileceğini düşünmek bile hastalık yaratabilecekken, karşıma bunun konmasına anlam veremem, cevap bulamam. Üstelik küçücük bir düş hareketiyle içimi kıpır kıpır yapan yeni hayallere yapmayı planladığım yolculuklar, yaşam sevincimin üzerine sevinçler ve güçler katarken!

Belki de seyahatlerde, bulunduğun yerde olmanın hiçbir zorunluluk hissi yaratmamasından kaynaklanan bir rahatlıkla sahiplendiğin yerlerin büyüsüdür o an ki haller.. Kimbilir?

Böylesi bir hal düşürüyor yine yollara.

Herşeyle yola çıkıp, “ben” ile geri dönebilmek için belki de. Farkında olduğum halde farkına varmak istemeden. Uzak zamanların insanlarının bastığı topraklarda onların izlerinin yanıbaşında.

Duymak, hissetmek ve kaşif ruhumu beslemek için..

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here