PAYLAŞ

O yürüyerek balkanlar turu gerçekleştirdi. Güneş AKDOĞAN, beş ay süren ve yaklaşık bin kilometre yürüyerek gerçekleştirdiği yolculuğundan döndü. Yolculuğu sırasında kesfet.tv olarak  görüşme imkanı bulmuş tüm içtenliği ile bizlere macerasıyla ilgili detaylar anlatmıştı. Şimdi kısa bir dinlenme molası için evine döndü. Hem Balkanlar’dan hem de yeni planlarından konuştuk.

Yürüyerek Balkanlar

Bir seyyah projesini tamamladın. Başlarken kurduğun hayallerin ile sonunda gerçekleştirdiklerin birbirinden farklımıydı?

Tamamen farklıydı diyebilirim. Yola çıktığım günler aklımdan geçen tek başıma gönüllü olarak çalışacağım yerlere seyahat etmekti. Açıkçası bu seyahatin amacı biraz da kaçmaktı. Sandrine ile tanıştıktan sonra birlikte yürüyerek seyahat etmeye karar vermek tüm gidişatı değiştirdi. Fakat temelde “Önemli olan varılan nokta değil, yolda yaşananlardır” kavramı ile yola çıkmıştım. Seyahatim de tam bu noktada düşlediğim gibi öngörülmesi zor gelişmelerle bu noktaya geldi.

Biraz sayılardan bahsedelim. Ne kadar oldu tam olarak gecen sure, yürüdüğün mesafe, harcadığın para v.s ?

Seyahatim 2 Ocak 2012 günü başladı. Sandrine ile Mart ayından itibaren toplamda 5 ay süreyle yayan seyahat ettik. Bu sürenin her günü yürüyerek geçmedi tabii ki. 1 ay Tiran’da gönüllü bir projede görev aldığımız için durduk, olumsuz hava şartları dolayısıyla 2 hafta kadar tatil yaptık, çok beğendiğimiz yerlerde veya aşırı yağış sebebiyle aynı yerde 2-3 gün fazladan konakladık. Yaklaşık 1000 km yolu yayan olarak katettik. Kişi başı da 830-850 EURO kadar bir harcamamız oldu. Bu harcamalara Ohrid gölü üzerinde yamaç paraşütü, aldığımız teknik ekipman, konaklama, GSM harcamaları gibi her türlü harcama dahil.

yürüyerek balkanlar

Bu kadar süre içerisinde ciddi bir fotograf ve video arsivine sahip olduğunu belirtmiştin. Degerlendirilecek mi tum bunlar?

“National Geographic ve Atlas dergileri fotoğraflarım yayınlamak istiyorlar!” – Şaka! 🙂 Her fotoğraf çektiğimde bu hayalimi canlı tutmaya çalışıyorum. Şaka bir yana tüm yol boyunca çok yavaş hareket ettiğimiz için fazlasıyla fotoğraf ve video kaydetmeye vaktimiz oldu. Çektiğimiz fotoğrafları çok yakında fotoğraf baskı, kartpostal ve benim için en özeli foto-kitap olarak hazırlayacağım. Fotoğraf ve seyahate ilgi duyanlar için çok farklı yerlerde çektiğim, kişisel olarak çok beğendiğim fotoğraflarıma erişme fırsatı doğacak. Böylece gelecekteki seyahatlerime katkı sağlayarak daha fazla üretme amacındayım. Videolarımız ise şimdilik elimde duruyor. Ara sıra elimden geldiğince ufak videolar hazırlayıp seyahatimiz boyunca başımızdan geçenleri paylaşmaya çalışıyorum. Bu konuda hedefim ise elimdeki videolardan belgesel, kısa film vs… hazırlamaya gönüllü, özellikle radyo-sinema bölümü öğrencisi birilerine ulaşabilmek. Açıkçası videolarımızı Creative Commons Lisansı ile hiçbir kazanç gözetmeden ilgilenecek arkadaşlarla paylaşmaya hazırım.

Gezdigin, yurudugun gecen süre yeterli miydi? Yoksa “Artık Yeter!” dedin mi?

Uskup, Makedonya’ya vardığımız gün Sandrine ile birbirimize dönerek “Çok çabuk bitti!” dedik. Gerçekten de ikimizin ortak fikri o an için ne kadar da çabuk vardığımızdı. Fakat şöyle bir durup düşünüyorum da aslında her gün, her saat ayrı bir aksiyondu. Çok yavaş ilerlemenin avantajı da bu oluyor. Günler çok yoğun yaşanıyor. Her dakikamız dolu dolu geçti. Yol boyunca hiçbir zaman yeter demedik. Arnavutluk’un Guritop bölgesinde dağlık-ormanlık alanda kaybolduğumuz zamanlarda bile yeter demedik. Zaman zaman isyan ettiğimiz, hatta bağıra bağıra olan bitene küfür ettiğimiz bile oldu. Bu durumlarda en büyük motivasyonumuz merakımız oldu. Acaba bir kaç km sonra ne yaşayacaktık? Acaba nerede hata yaptık ve kendimizi zor duruma düşürdük? Bir sonraki gün kimlerle tanışacaktık ve neler görecektik? gibi sorular hep ilerlememizi sağladı.

Uzun yürüyüşler iyi bir fikir mi senin icin hala?

Yürümek her zaman iyi bir fikirdir. Süresi, mesafesi hiç önemli değil. İlkokuldayken bile otobüse binmek için 2-3 durak ileriye yürürdüm. Eve döndüğümde çoğu zaman otobüsten erken inerim, canım sıkıldığında en güzelidir yürümek. Kendimle yalnız kalmamı sağladığı için. Olan biten her ne varsa daha iyi anlayıp, daha sağlıklı kararlar almamı sağlıyor yürümek. Bu yüzden bunun sonu olmaz, olmamalı.

Korktuğun oldu mu hiç?

Olmaz olur mu 🙂 Hangi birini anlatayım ki. Hayatımda doğal ortamında canlı yılanı ilk defa Karadağ’da gördüm. Sabah 9’da daha gözümü yeni açtığım vakitlerde yürümeye anca başlamıştık ki bacaklarımın arasından 2 metreye yakın kol kalınlığında bir yılan geçti. Arnavutluk’ta kamp yaptığımız bir gün sabah uyandım ve çadırın içinde tam kafamın üstünde kocaman zehirli bir örümcek gördüm. Bütün gece çadırda birlikte uyumuşuz haylazla. Çok dik ve kaygan kayalık bir bölgedeki keçi yolundan yürürken de korktuğum oldu. Sırtımızda 20 kg çanta ile hiç akıl karı olmayan bir yoldan gitmek zorunda kaldık. Ayağımız kaysa veya bileğimiz burkulsa muhtemelen yüz küsür metreden aşağıya doğru süzülürdük. Korku hissetmekten çekinmemeli insan diye düşünüyorum. Korkmayan kişilerin başına hep bir işler gelir. Yerinde ve dozunda korku hissetmek insanı temkinli hareket ettirerek olabilecek sıkıntıların önüne geçebiliyor. Bütün bu seyahat boyunca da korkumla uyumlu hareket etmeyi ve en zor durumlarda bile sakinliğimi korumayı öğrendim diyebilirim.

Yol boyunca Sandrine olmasaydı eğer, yine ayni rotayı mı izleyecektin?

Kesinlikle hayır. Aynı durum Sandrine için de geçerli. Benim Sırbistan’dan sonraki hedefim Hırvatistan‘a ulaşmaktı. Sandrine’in ise Rusya’ya giderek Trans-Siberya ekspresi ile seyahat etmekti. Sırbistan’da tanışmamız ve benim bir gün “Gel haydi Tiran’daki arkadaşımı görmeye gidelim” diye şaka yapmam birlikte yürümemize sebep oldu.

yürüyerek balkanlar

Sosyal medyadan yol boyunca kopmadığını gördük. Nasıl sağladın ve bu çok maliyetli mi?

Bende Android sistemli bir cep telefonu var. Ufak bir netbook almıştım fakat 2. ayda ekranını çatlatıp emekliye ayırdık. Sandrine’de ise bir laptop var. 21. yy’da hele ki Avrupa’da internet erişimine ulaşmak oldukça kolay ve ekonomik. Ülkelere göre farketse bile GSM şirketlerinin internet bağlantı paketleri var. Sırbistan’da bu pahalı olsa da diğer ülkelerde oldukça uygun fiyatlı. Bunun yanında hemen hemen her yerleşim yerinde kablosuz bağlantı bulunabiliyor. Birçok kez kullanıma açık kablosuz bağlantı yakaladık. Zaman zaman GSM üzerinden bağlantı satın aldık.

“Gunde beş Euro ile dunyayı geziyorum!” iddialı bir cümle.. Arkasında mısın hala?

Kesinlikle arkasındayım. Aslına bakarsanız buna ben de şaşırdım. Şimdi geriye dönüp bunu nasıl başardığımıza bakıyorum da bana da ilginç geliyor. Aslında bu seyahati illa günlük 5 EURO ile yapalım diye bir kasıntıya girmedik. Sadece mümkün olduğunca giderlerimizi düşük tutmaya çalıştık. Bir tür deneydi bizim seyahatimiz. 5 EURO genel olarak uzun süreli seyahatler için gerçekten de çok düşük bir rakam. Normal şartlarda günlük 10 EURO gerekli bir miktardır. Bu miktarı düşürmek için bir çok ödün vermek zorunda kaldık. Rahatımızdan ödün vererek sürekli çadırda konakladık. Kendi yemeğimizi pişirdik. Hazırladığımız pilavın, makarnanın hallerini görseydiniz herhalde halimize acırdınız. Barda, kafeteryada gereğinden fazla yiyip içmedik. Bütün yolculuğu tek bir pantolon ve şortla tamamladım. Sandrine’in pantolonu oldukça eskidiği için birçok kez yırtıldı ve artık dikiş tutmaz hale geldi. Son 1 ayda yırtık pantolon ile yürüdü. Yeri geldi otelde konakladık, yeri geldi Ohrid gölü üzerinde yamaç paraşütü ile de uçtuk.

Bunlar ve daha fazla konularda ödünler verdik. Ödün vermediğimiz tek konu yemek ve keyfimiz oldu 🙂 Bütün mesele harcamalarınızı, ihtiyaçlarınızı iyi analiz edip uygun bir şekilde yönlendirmektir.

yürüyerek balkanlar

Bildiğim kadarıyla farklı bir projen daha var. Tren ile.. Bu yolculuk hangi hayallerin üzerine?

Ankara’da üniversitede öğrenciyken bol bol trenle seyahat etme fırsatım oldu. Trenler genel anlamda çok konforlu, sakin ve insanların birbiri ile iletişim kurdukları keyifli bir ulaşım aracıdır. Biz de Türkiye’nin büyüklüğü, görülecek çok yer olması ve vaktimizin kısıtlı olmasından dolayı (Sandrine’in vize süresi) trenle seyahat etmeye karar verdik. Bu seyahatin dolaylı amacı ise özellikle gençlere ve seyahat etmek isteyenlere yerel bir rota çizmek, ilham vermek. Interrail’ı duymayan kalmamıştır. Bu bilet ile Avrupa’da 1 ay seyahat etmek için öncelikle Dünya’nın en pahalı pasaportuna 500 TL vermek gerekir. Ardından vize için mantığa sığmayacak belgeler toplanacak, konsolosluk, sigorta vs… derken 200-300 TL masraf yapılacak. Avrupa’da hayat pahalı. 1 ay boyunca en az 1000-2000 TL de yolda harcanacak. Toplamda kaba taslak 1800-2500 TL masraf ile 1 aylık seyahat yapılacak. Tabii buradaki en büyük engel ise bu kadar uzun süreli Schengen vizesi almaktır. Bu kadar engel yüzünden ben de dahil bir çok kişi Interrail hayali kurar durur. Ancak hayal kurar ve DURUR! Durmak yerine alternatiflere yönelerek farklı bir deneyim hoş olmaz mı sizce de?

Tren ile yapılacak bir yolculukta Türkiye doyurucu bir seçim mi?

TCDD’nin aylık TUR KARTI uygulaması var. 190TL gibi bir fiyatla satılıyor. Bir ay boyunca tüm trenlerde bedava ulaşım sağlıyor. Tren hatlarımız muhteşem olmasa da oldukça tatmin edici güzellikte. Hatlar boyunca hiç aklınızdan geçmeyecek güzellikte yerler mevcut. Trenlerimiz büyük çoğunlukta oldukça konforlu. Bu deneyimi yaşamak ve keşfetmek adına yola trenle devam etmek istedik.

Sponsor konusunda gelişmeler var mı, ya da destekler?

Genel olarak kesfet.tv olarak sizler ve Sırtçantalılar sürekli destek gördüğümüz oluşumlar. Bunların yanında Pug Design bir sırtçantası, YDS birer çift bot, Ankara’dan eski bir dostum yeni bir çadır ile seyahatimize ihtiyaç duyduğumuz teknik malzemeler ile destek veriyorlar. Ayrıca İstanbul merkezli bir baskı firması ile önümüzdeki günlerde fotoğraf kitabımın satışa sunulması ile ilgili bir görüşme yapacağım. Kendileri bu konuda bize gerekli teknik ve lojistik destekte bulunmak istiyorlar. UzakRota web sitesinde Türkiye’nin en iyi gezi blogları listesinde sitemi görmek ise beni çok mutlu etti.

Söylemeden geçemeyeceğim, sosyal medyada seyahatimize ilgi gösteren ve bizi takip eden herkesin tüm yolculuğumuza yaptıkları katkı bizi oldukça mutlu ediyor. Yapılan en küçük destek bile bize oldukça büyük katkıda bulunmakta.

Medyanın az da olsa daha bir ilgisini cekmeye basardın sanırım ?

Bu konuda Kesfet.tv ve Sırtçantalılar grubunun desteği çok güzel oldu. Çok keyifli geri dönüşler aldık. Daha çok kişiye ulaşmak, insanların meraklarını gidermek, ilham vermek ve iletişim kurmak benim için oldukça heyecan verici bir deneyim.

yürüyerek balkanlar

Sırt çantası ve durmaksızın yürümek dışında yolculuğunun en ilginç taraflarından biri cogunlukla konaklamalarını cadırda gerçekleştirmen idi. Tren belirli bir konfor getirecek mi bu konuya?

Tren konaklamak için çadırdan daha iyi olmayacaktır. Sonuçta don-atlet uzanıp, kuşların ve yaprakların sesi ile sakin sakin uyuyabileceğimiz bir ortam değil. Tam tersine koltuk üzerinde, sürekli sallanan, gürültülü, ışıklı, bir sürü insanın sesinin bulunacağı bir ortamda konaklamak zorunda kalacağız. Konforumuzdan bir seviye daha ödün vermek durumundayız bu deneyimi yaşamak için.

Booking.com

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here