Siyular veya Siular.. Belki de tarihin en büyük asimilasyon ve soykırımlarından birine uğrayan, kendilerine hiçbir zaman Siu ismini vermemiş olan ama batılılar ya da yaygın deyimiyle “beyazlar” tarafından onlara verilen isimle anılan Amerika kıtası yerlileri.

Siu, Sioux değil Lakhota veya Dakhota

Siu kelimesi, Fransızca “Sioux” kelimesinin Türkçe söyleniş biçimi.

Bu kelimenin ilk kaynağı, Fransız kaşiflerin günümüz Kanada sınırları içinde karşılaştıkları Ojibva kızılderililerinin beyazlara komşu kabileleri aşağılamak için kullandıkları “nahdossiu” kelimesi. Ama onlar kendilerine Lakhota veya Dakhota diyorlar.

Peki kim bu bizim çizgi romanlar ve western filmleri ile hayatımıza giren ve isimlerine aşina olduğumuz kızılderili kabilesi.

Siyular Kim?

Siular olarak bilinen yerlilerKuzey Amerika‘da ilk zamanlar Superior Gölü çevresinde yaşayan bir kızılderili kabilesini tanımlıyor. Uzun bir mücadele ve kanlı bir savaş vermelerine rağmen bir cümle anlatmak gerekirse; Avrupalı sömürgecilerle yaptıkları savaşlar sonucunda yenilip, Minnesota ile Dakota’ya sürülüp, ya da soykırım korkusuyla göç edip(!) çoğunlukla asimile edildiler denilebilir.

Siyular

Ancak hikayeyi biraz daha açarsak; Siyular ilk olarak 19. yüzyıl ortalarına doğru toplama kamplarına benzer oluşumlara yerleştirilip kontrol altına alınmaya başlandılar. 1876 yılında ayaklanarak bağımsızlık ve özgürlük savaşını adeta yeniden başlattılar.

Efsanevi liderleri “Oturan Boğa” öldürüldü. 1890 yılında da ABD güçlerinin düzenlediği büyük bir katliamla direnişleri kırıldı ve efsanevi bir kızılderili kabilesi olarak tarihe geçtiler. Peki bu kadar mı? Tabii ki değil! Öyleyse devam edelim.

Oturan Boğa Efsanesi

Siyuların ya da kendilerine verdikleri isimle Lakota kabilesinin Hunkpapa kolunun reisi ve 25 Haziran 1876’de 7. Amerikan Süvari Birliği’ni yenen 3.500 savaşçının lideri olan Oturan Boğa, ABD ordularına karşı savaşan son kızılderili kabile şefi olarak biliniyor.

Oturan Boğa

Tatanka Iyotake veya Sitting Bull içerdiği anlamla Oturan Boğa, 1831 yılında Güney Dakota’da doğdu. Bilinen lakabı “Yavaş / Ağır” anlamına gelen Hunkesi’ydi. Hayatında telaşa yer olmamasından dolayı bu isimle anılıyordu. İstilacı olarak tanımladığı beyazlarla savaşan Siyu kabilesine mensuptu. İlk kez 14 yaşında bir savaşa katıldı ve çok geçmeden korkusuzluğu Cömertliği ve bilgeliği ile tüm kabilenin hayranlığını kazandı.

Amerikan Hükümeti ile Barış Yapan Kızılderili Reisi

Oturan Boğa, zaman zaman gerçekleştirdiği savaşlarla Siyuların avlandıkları toprakları genişletse de Birleşik Devletler ordusu tekrar tekrar topraklarını istila ederek yerli ekonomisine darbeler vurdu.

Siular

Durmak bilmeyen çatışmalar 1863-1868 yılları arasında aralıksız olarak devam etti. 1867’de Oturan Boğa, Siyu halkının reisi oldu. Kısa bir süre sonra Oturan Boğa barış konferansına katılmayı ya da anlaşmayı imzalamayı reddetmiş olsa da, ABD ile barış yapıldı.

Siyu Amerika Anlaşması

Fort Laramie Anlaşması, Siyah Tepeler’in sonsuza dek Siyu hakimiyetinde kalacağını garanti ediyordu. Ancak 1870’lerin ortalarına gelindiğinde altın keşfedildi ve maden arayıcıları buraya akın ederek “Altına Hücum” olarak bilinen dönem başladı.

1875 yılına gelindiğinde Siyah Tepeler’de binlerce maden arayıcısı kamp yapıyordu. Kızılderililerin koruma altına alınmış alanlara yerleşmeleri talimatı verildi. Bunun için son tarih olarak 31 Ocak 1876 belirlendi ve bu emre uymayanlar “düşman” olarak tanımlandı. Siyu kabilesi ise bu uyarıyı dikkate almadı ve bunun üzerine General George Crook, emrindeki orduyla birlikte bölgeye geldi.

Amerikan Kızılderili Savaşı

Oturan Boğa, Hayalet Dansı ve Kehanetleri

Oturan Boğa bu ordu ile tek başına başa çıkamayacağını ve diğer kızılderili kabileleri ile güç birliği yapması gerektiğine karar verdi. Bunun üzerine yaşanan 17 Haziran’daki Rosebud Savaşı’nda ABD birlikleri geri çekilmek zorunda kaldı.

Savaştan sonra Oturan Boğa, “Hayalet Dansı” diye adlandırılan önemli bir efsanevi dini tören gerçekleştirdi. Oturan Boğa trans halindeyken gökten asker yağdığını gördüğünü söyledi. 25 Haziran’da, Tuğgeneral George Armstrong Custer askerleriyle Big Horn Nehri boyunca ilerlerken Oturan Boğa’nın belki de öngörüsü gerçek oldu. Günün sonunda, Custer ve 200’den fazla Amerikan askeri hayatını kaybetti.

hayalet dansı

Oturan Boğa bu Amerikalıların yaşadığı bu hezimet ve kendi kazandığı savaştan sonra artık Birleşik Devletler hükümetinin onu rahat bırakacağını düşündü. Ancak öyle olmadı!

Birleşik Devletler için savaş daha yeni başlamıştı. Bunun üzerine gerçekleşen çatışmalarda yerli kabilelerin birçoğu teslim oldu. Sadece Oturan Boğa pes etmedi. Peşindeki askerlere bir not bıraktı. Notta şunlar yazılıydı: “Bütün bizonları kaçırıyorsunuz. Burada avlanmak istiyorum. Buradan geri dönün yoksa sizinle tekrar savaşırım.”

1877’de, Oturan Boğa ve savaşçıları Kanada’ya kaçtılar. Ancak dört yıl içinde başgösteren büyük kıtlık yüzünden teslim olmak zorunda kaldılar. Büyük şef Oturan Boğa iki yıl hapis yattı ve daha sonra Kuzey Dakota’ya gönderildi. 1885 yılında bir sirk benzeri etkinlik olan Buffalo Bill’in Vahşi Batı Gösterisi’ne katılıp Birleşik Devletler ve Kanada’yı dolaştı.

Birçok kaynak, onu bölgeden uzak tutmak için bu gösteriye katılmasına izin verildiğini aktarır. Oturan Boğa 1889 yılında bölgeye döndüğünde, yerlilerin birçoğu artık “Hayalet Dansı”nı benimsemişti.

Bir ritüel olarak kuralları kuşaklar boyunca gizlilik içinde yayılan ve uygulanan Hayalet Dansı, bir dans gösterisiyle simgelenen dirilişin habercisi, beyazların zulmünden kurtulup anayurtlarına kavuşmayı vaadeden bir ayin olarak tüm kabilelere yayıldı. Amerikan hükümeti tehlikeli olarak görmeye başladığı bu etkinlik ve direniş hareketini engellemek için “Hayalet Dansı”nı yasakladı.

Aslında artık çok da alakası olmadığı halde “Hayalet Dansı” olarak bilinen bu hareketin liderliği ile suçlanarak kendisini tutuklamaya gelen yerli bir polis kuvveti tarafından 15 Aralık 1890’da vurularak öldürüldü.

Buradaki en can alıcı nokta ise; Oturan Boğa’yı tutuklamaya gelen “polis” olarak tanımlanan kuvvetlerin, direniş döneminde Oturan Boğa’yla birlikte beyazlara karşı savaşan ve sonradan beyazların yönetimine giren “yerli polisi” olan kızılderililer olmasıydı.

Siyu Şefi Oturan Boğa ve Tarihi Konuşması

Oturan Boğa topraklarını istila eden beyazlar üzerine yaptığı efsanevi konuşmalarıyla da tarihin önemli karakterleri arasında yer alıyor. Bu konuşmalardan bir kesit de şöyle;
“(…) sahip olma isteği onlarda bir hastalık olmuş. Bu insanlar, zenginlerin bozabileceği ama fakirlerin bozamayacağı birçok kural koymuşlar. Yönetici olan zenginleri güçlendirmek için fakirlerle güçsüzlerden vergiler alıyorlar. Bizim annemizin, toprağın, kendilerinin olduğunu söylüyor, komşularını çitler yaparak kendilerinden uzaklaştırıyorlar; toprağı binalarıyla ve diğer süprüntüleriyle çirkinleştiriyorlar. Bu ulus, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan her şeyi yok eden bir ırmağa benziyor. (…)”

BİR YORUM BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin..
Buraya adınızı girin..