PAYLAŞ

Endülüs’e doğru yola çıktığımda Madrid’den sonra Toledo gezisi için de bir plan yapmıştım kendime. Madrid’e, hatta İspanya’ya gelen herkesin mutlaka gezmesi gereken yerlerden biri olan Toledo için Toledo Gezi Rehberi tüm detaylarıyla aşağıda yer alıyor.. Adım adım Toledo gezisi için bence biraz zaman ayırın..

Toledo Gezi Rehberi Başlamadan Birkaç Kelime.. Birkaç Cümle..

Nasıl bir öykünün içindeyim diye soruyorum kendime. Herşeyin kötü gidişine kızdığım, belki de kızmaktan çok kırıldığım bir zamanın başında, ortasında ya da belki de sonundayım. Bunu bile bilemiyorum bazen. Hayatın gerçek bir tanımı bu galiba. Bazen tuttuğumuz(!) ipleri gerçekten tutuyoruz sanıyoruz! Oysa elimizden gelen o kadar az şey var ki..

Her ne olursa olsun bu benim öyküm ve bu öykünün kahramanı benim. İbn-ul Arabi’nin Kitab al-isfar’da dediği gibi, varlığın kökeni hareket ise, herkesin öyküsünde olduğu gibi benim öykümde de hareket en ön planda. Yaşadıklarımın yarattığı bozuk ruh halini yazmak değil amacım. Sadece hangi ruh haliyle hayallerimin coğrafyasına, Güney İspanya’ya yani Endülüs’e gittiğimi kısada olsa paylaşmak istiyorum sizlerle.

İbn-ul Arabi hareketi yani yolculuğu anlatmaya devam eder..  “varlığın içinde hareketsizlik yer alamaz. Eğer varlık hareketsiz ise hiçliğe geri döner.” Bu anlatımı çok doğru anlamış olduğumuza inanmıyorum. Benim düşüncem de varlığın içinde hareketsizliğin yer almadığı. Ancak ulaşılması gereken yer aslında “hiçlik” ise ve o zaman, yani ona varmak için hareket ediyorsak.. ve aradığımız ama farkında olamadığımız “birşey olma hali” ya gerçekten “hiç”lik ise?

Neyse Toledo Gezi Rehberi’ne dönelim biz..

Toledo Gezi Rehberi: Önce Madrid Tren İstasyonu Atocha

Sabahın erken saatlerinde bunları düşünüp yürürken Atocha’ya girdim. Kimileriniz Atocha nedir? diye sorabilirsiniz.

Atocha bir tren garı. Madrid’i birçok kente bağlayan farklı türlerde trenlerin varış veya ilk hareket durağı. Eski Haydarpaşa gibi bir yer ama sadece amacı öyle!

Atocha’ya girdiğimde cebimi yokladım. Dün aldığım İspanya Demiryolları firması RENFE’ye ait olan biletim nerede diye.. Bulunca rahatladım. Onbeş dakika içinde hareket edecek olan hızlı tren ile Toledo’ya kısa bir yolculuk yapmak için geldiğim bu gara sadece bir gar demek bile haksızlık oluyor gibi. Yüksek tavanlı, içerden balkon katlar tasarlanarak inşa edilmiş olan binanın ferah bir ortam sunabilmesi için büyükçe bir alanı (yüksek tavanlı olan yeri) bir botanik bahçesine çevirmişler. Hatta kaplumbağalar ve balıklar da bu bahçede kendilerine ayrılan yerlerde zaman geçiriyorlar. Çiçeklerle kaplanmış, yaprakların sardığı, uzun yoldan gelenlerin sımsıcak karşılandığı tazelik kokan farklı bir tren garı. 

Garın içerisine geldiğimde Toledo treninin saatini ve kalkacağı peronu led ekranlardan kontrol ettikten sonra trenin kalkacağı perona doğru yürüdüm. Kapılar henüz kapalı olduğundan bir kahve almak için daha zamanım olduğunu farkedip, kendime bir sabah kahvaltısı ısmarladım.

Tren İspanya’da oldukça yoğun kullanılıyor. Ortalık çok hareketli ve kalabalık. Sabah erken bir saat olmasının da bu kalabalıkta etkisi olmalı diye düşünüyorum.

İspanya’da Atocha ile bir kaç randevum daha olacağından etrafı iyice keşfedip bir dahaki sefer için aklıma notlar yazarken, duyduğum anons Toledo’ya gideceğimiz trenin hazır olduğunu ve perona gitmemiz gerektiğini söyleyince ben de bir kısa yolculukla bir küçük hayale daha varmanın heyecanı içinde trenime doğru yürümeye başladım.

Kontrol kuyruğu bir hayli kalabalık olunca yeni bir banko daha açıldı ve bende o bankoya geçtim. Birçok kişi elinde bilgisayar çıktısı bilet örneği kağıtlarla laf anlatmaya çalıştığından yavaş ilerleyen bu kuyrukta sıra bana geldiğinde herhangi bir karmaşa yaşamadım. Çünkü Atocha’ya geldiğimde bilet otomatlarından daha önce web üzerinden yapmış olduğum rezervasyonun numarasını girerek biletin çıktısını almıştım. Böylece bir kısım Toledo yolcusunun yaşadığı “yok bu gerçek bilet, yok hayır bu rezervasyon” şeklindeki diyaloglardan da kurtulmuş oldum. İspanya’da tren kullanacaksanız gelmeden önce rezervasyon yapmış bile olsanız biletinizi makinelerden bastırmanızı tavsiye ediyorum.

Tren ile Toledo’ya Gidiş

Biletin üzerinde yazdığına göre Madrid – Toledo arası 33 dakika sürüyor. Şehir çıkışı ve istasyonlara gelmeden önce yavaşlamalarını da dikkate aldığımızda aslında yaklaşık 25 dakikalık bir yolculuk bu.

10,30 Euro tek yön ücreti. Ücretler, biletlerin erken alınıp alınmadığı, trenlerin doluluk oranları ve dönemsel promosyonlara göre değişiklikler gösteriyor. İspanyol demiryolları Renfe hakkında olumsuz şeyler okumuş olsam da, İspanya turu sırasında ilk yolculuğum olan Toledo ve sonrasında yaptığım beş renfe yolculuğunda daha herhangi bir sıkıntı yaşamadığımı belirtmeliyim. Hatta çok kez seyahat fırsatı bulduğum Orta Avrupa trenleri ile de hizmet konusunda bir farkları yok.

Koltuğuma geçip yerleşmem ile birlikte bilgisayarımı çıkarıp (bu arada trenlerde internet bağlantısı yok ancak her koltukta priz var) kısa bir yazı tuşlayıp, kesfet.tv ‘de yayınlamak için kaydederken, trenin yavaşlamasıyla birlikte sağda solda pek de birşey göremediğim bir istasyona girdik.

İstasyonun tabelasında Toledo yazdığından, yeniden bir sağdaki bir soldaki pencereden dışarı baktım. Görünürde hayallerimin Toledo’su yoktu. Biraz da merakla trenden indim. İstasyon binasını gördüğümde küçük de olsa bir umutlanma geri geldi. Gerçekten harika bir istasyon binası var Toledo’nun. Bakımlı, onarımlı ve tarih kokan bir yapı Toledo’ya hoşgeldiniz dercesine karşıladı beni.

Toledo istasyonu, Endülüs mimarisinden etkilenmiş islami bir tasarıma sahip. Bu tarz mimariye verilen bir de isim var. Neomudejar deniyor. Mudejar arapça müdeccen kelimesinden gelen İspanyolca bir kelime. “Kalanlar” anlamına geliyor ve İspanya’nın müslümanlardan alınmasından sonra kalanlara verilen bir isim. 20.yüzyılın başında ise mimaride gözde bir tarz halini alarak kullanılmaya başlıyor. Bu istasyon da geçtiğimiz yüzyıla ait bir eser. Ancak Neomudejar tarzının iyi bir örneği olarak gösteriliyor.

Toledo Gezi Rehberi Başlasın! Toledo Şehir Merkezine Nasıl Gidilir?

Trenden inenlerin büyük çoğunluğunu karşılayan insanlar ve turist gruplarını alan otobüsler olduğundan ben de her gittiğim yerde olduğu gibi önce istasyondaki turizm bürosuna girdim.

Elimde bir dolu bilgi, belge, döküman, elektronik ve manuel harita v.s olsa da en güncel değişiklikleri her zaman turizm ofislerinden alıyorum. Aldığım en güncel bilgilerin bendekilerden farkının olmadığını görüp, Toledo istasyon binasının dışına çıktım.

Toledo merkezine istasyondan taksilerle gitmek isterseniz 8-10 Euro arasında bir ödeme yapmanız gerekiyor. Bende bunu öğrendikten sonra her şehirde bulunan çift katlı City Tour otobüslerini kullanmayı tercih ettim. Çünkü hem panoramik şehir turunu bunlarla gerçekleştirebiliyor ve fotoğraf çekimi için uygun yerlerde 5’er dakikalık molalar veriyor, hem de ring sefer olduğundan gün boyu yararlanmak 18 Euro ama benim gittiğim period için promosyon yapmışlar ve sadece 9 Euro ödeme yaparak günlük biletimi aldım. Yani şehir merkezine gidip, yeniden tren garına döndüğümde bile daha hesaplı ve uygun bir ulaşım aracı haline geldi benim için (Burada dikkat edeceğiniz önemli detay kaç kişi olduğunuzla ilgili. Benim gibi yalnız değilseniz taksi daha hesaplı bir alternatif olabilir.)

Aracın üst kısmında yerimi aldım hemen. Yaklaşık beş dakika süren bir bekleme süresinden sonra araçta dağıtılan şirin kırmızı kulaklıklardan Toledo hakkında bilgiler akmaya başladı.

Merhaba Toledo

Tam da anlatılanları dinlerken İspanya’nın eski başkenti Toledo merkezine girmek üzere olduğumuzu karşıma çıkan muhteşem görüntüyle anladım. Otobüsün on dakika fotoğraf çekme molası verdiği bu yer Toledo’nun çevresinden geçen Tagus veya Tajo ismi verilen nehrin hemen kıyısındaki yamacın üzerinde bulunuyor. Tepe olarak adlandırılabilecek bu yer, Cigaralles bölgesinde ve Alto de Valles olarak anılıyor. Manzara karşısında etkilenmemek mümkün değil gibi. Karşınızda bir ortaçağ şehri, koyu sarı rengiyle adeta sizi selamlıyor. Bu doku ve renkler karşısında bir anda Mardin’i aklıma getirdiğimi de belirtmeliyim. Binlerce yıllık medeniyetlerin izleri ve belki de yorgunluğu ile yaşayan şehirlerden aldığım benzer hisleri yaşadım yine.

İspanya’da birçok kente öyküler bırakmış olan Cervantes’in “İspanya’nın en değerli mücevheri” olarak tanımladığı Toledo, baktıkça keyif veren görüntüsüyle sokaklarında dolaşma isteğimi bir heyecana çevirdi. Aslına bakarsanız turistik bir fotoğraf çekme noktasında çok da fazla yaşamadığım bir duygu bu!

Toledo, okuduğum kitaplardan ve dinlediğim öykülerden öylesine fazla iz taşıyor ki, belki de bu duygunun asıl sebebi bu diye düşündüm kendi kendime. Karşıdan seyrederken bile binlerce yılın izlerini farkediyor ve bu dokuya pek de fazla el atılmadığını açıkça görüyorsunuz.

Zamanın rakamlarını algılamayı bıraktığınızda, Toledo’nun neden başkent olarak seçildiği ve binlerce yıldır önemini koruduğunu kenti bu noktadan süzerek daha iyi anlıyorsunuz. Şehrin etrafını çeviren ve buradan Portekiz’e, oradan da okyanusa ulaşan Tajo nehri, Toledo’yu adeta doğal bir hendek ile çeviriyor. Doğal bir koruma ve savunma sağlayan stratejik konumu ile Toledo her devirde gözönünde kalmayı başarıyor.

Toledo Gezi Rehberi: Tajo Nehri Kıyısında Muhteşem Toledo

Toledo oldukça görkemli duruyor karşıdan bakıldığında. Ancak barındırdığı hüznü saklamaya çalışıyor. Gezilerimde hüzünlü topraklara, acılar yaşamış coğrafyalara uğradığımda -ki bu çok oluyor- onu anlamak için çok fazla hazırlanıyorum. Çok fazla okuyor, araştırıyor, hikayelere göz gezdiriyorum. Her bastığım taşa, toprağa daha bir dikkat ediyorum. Yalnız kalıp orayı dinlemeye başlıyorum adeta.

Toledo’yu gördüğümde de aynı şeyleri hissettim. Tajo nehrinin ardından Toledo’ya bakarken yanımdaki birkaç turistin çıkardıkları seslere kulağımı kapatıp, buradan yani tam da bu bastığım noktadan yüzlerce yıl öncesinde Toledo’yu seyredenleri düşünüyorum. Aynı noktalarda yürüyen yerel halkı, kenti kuşatıp buralardan izleyen askerleri bir an aklıma getiriyorum. Sakladığı hüzünü o zaman açığa vuruyor karşıdaki şehir. Hem güzelliklerin hem de dökülen kanların kokusu birbirine karışıyor. Mutlu gibi duruyor Toledo, tüm yaşananları kabul edercesine.

Artık şehre girme zamanı. Araç hareket ettiğinde Toledo üzerine çöken bulutları görmem ile birlikte fotoğraf makineme bakıp birkaç ayarı gözden geçirmeye başladım. Tam da bu sırada küçük desem de beni üzen bir aksilik oldu. Geniş açı objektifimin motorunun can çekişircesine çıkardığı bir sesle bana veda etmesi burada bu anda yaşanmaması gereken bir şeydi..

Yolculuklarda yanınızdan ayrılmayan planlamadığınız aksilikler bazen moral bozucu olabiliyor. Ancak yine de Toledo hayalim ve burada geçen hikayelerin mekanlarında bulunacak olmamla birlikte, kendimi kötü hissetmemek için yaptığım telkinler sonucu kendimce bir takım çözümlere girişip bu konuyu sonra düşünmek için hafızamın derinliklerine gönderiyorum.

Toledo’nun İncileri: Alcantara ve San Martin Köprüleri

Kıvrılan yol ile birlikte kısa mesafeleri katederken Tajo Nehrini geçmek için yapılmış köprüleri görüyorsunuz. Alcantara ve San Martin Köprüleri. Köprüler oldukça ilgi çekici.

Alcantara Romalılar tarafından inşa edilen bir köprü. San Martin ise 14. yüzyıla ait. Ortaçağ döneminde Avrupa’da inşa edilen en görkemli köprülerden biri olduğu söyleniyor. Şehir sizi ana kapısından konuk ediyor. Bunun için San Martin köprüsüne geldiğinizde, İspanya’nın geçmişteki en önemli kenti, eskimiş ancak tertemiz giysileriyle sizi karşılayan bir emektar  evsahibi gibi içeriye buyur ediyor. Toledo’ya Bisagra kapısından geçerek merhaba diyorum.

Toledo’ya merhaba demek günümüzde kolay bir iş. Ancak bu kentin az önce de bahsettiğim geçmişte yaşadıkları ve hatıraları o kadar fazla ki, bu “merhaba” pek ufak kalıyor hissine kapılıyorum.

Romalılardan Arapların fethine, Katolik Krallıklar döneminden Engizisyon acılarına ve İspanyol iç savaşına kadar öylesine çok döneme sahne olan Toledo, yine de mağrur ve bir o kadar da etkileyici.

Alkazar: Toledo’ya Tepeden Bakıyor

Sırt çantam, fotoğraf makinem ve not defterimle yürümeye başladığımda yanımdan koşarak geçen sporcular oldu. Çok geniş olmayan yolda kenara çekilip onlara yol verdim ve Alkazar’a doğru yürümeye başladım.

Alkazar İspanya’da birçok şehirde göreceğiniz görkemli kale-saray karışımı yapılar. İspanya’daki birçok kelime gibi Arapça kökenli. Al-Kasr yani hisar, kale anlamlarına geliyor. Yapıldıkları dönemlerde bir İspanyol güç simgesi olarak inşa edilmiş kombine yapılar. İçerlerinde birçok unsur bulunduran Alkazar yapıları genellikle de şehirde bulunan eski kale ve sarayların oldukları yerlere yapılmış.

Toledo Alkazar’ı da böyle bir yapı ve onların en görkemlilerinden biri. 14. yüzyılda inşa edilmesine rağmen birçok yangın, çatışma, hasar görme gibi durumlarla karşılaştığından, aslına uygun onarımlar ve geliştirmelerle günümüzdeki halini almış. Ancak Toledo’ya gerçekten görkem kattığını söylemek gerekir.

Bu arada az önce yanımdan geçtiklerinde gördüğüm koşan sporcuların Alcazar’da sona eren bir yarışın parçaları olduğunu gördüm. Alkazar’da koca bir platform kurulmuş. Bir şehir maratonunun tam ortasındayım bugün anlayacağınız.

Alkazar’la selamlaşmam sonrası dar ve gölge düşmüş Toledo sokaklarına daldım. Bir o sokağa bir ona benzeyen bu sokağa bakıp, yürüyüp hikayelerime daldım yine. Kemerli sokak araları, incecik ve dar sokakları, merdivenlerini saymak istemediğiniz sokak araları yokuşları ve rengarenk evleriyle Toledo tam da beklediğim gibi. Hiç şaşırtmıyor beni. Aynı okuduğum öykülerdeki sokaklar ve aynı tablolarda anlatılan resimler gibi.

Toledo Gezisinin Sokak Tiyatrosu

Toledo Alkazar’ından aşağı doğru inerken bir tiyatro binasının önünden geçtim. Burası ünlü “Teatro de Rojas” binası. İspanya’da kültür ve sanat alanında önde gelen sahnelerden biri olduğu gibi bir de ismine düzenlenen ve Toledo’nun ev sahipliği yaptığı ödül törenine sahip.

Tiyatronun hemen önündeki basamaklarda ve ön cephesinde sokakta sergilenen bir oyuna tanık oldum. Benim için güzel bir sürpriz oldu. Detaylarını çevreden sorunca öğrendim. Devamlı yapılan bir aktivite olduğunu ve hem tanıtım hem de sanatı halkın günlük hayatına sokmak istedikleri için gerçekleştirdiklerini söylediler. Aynı zamanda oyunlara da bilet satıyorlar elbette.

Sokakta rastladığım ve aslında tam anlamıyla bir gelenek yansıtan bu gösteriyi sonuna kadar seyrettim. Sokakta toplanan kalabalık arasında turistlerin değil çevredeki İspanyolların fazlalığı dikkatimi çekti ve inanın herkes de çok keyifliydi.

Yine zaman ve mekan yolculukları yapıp ülkemizdeki durumu düşündüm. Bizim de geleneklerimizde olsa bile büyük şehirlerde salonlara tıkıştırılmış ve festivallerden festivale halka ancak bir nebze yanaşabilen faaliyetler geldi aklıma. Binlerce yılı bırakmayanlar ile binlerce yıla göz kapayanları bir anda yanyana getiremedim aklımda zaten. Döndüm tekrar Toledo sokaklarına. Yolu takip ederek Katedral’e ulaştım. Hani neredeyse hepsi ünlü olan şu İspanyol Katedrallerinden bir tanesine.. Görkemli Toledo Katedrali’ne.

Toledo Katedrali

Toledo Katedrali, Vizigotlar tarafından yapılan sonrasında Magripliler tarafından camiye dönüştürülen ve en sonunda da Katedral olarak inşa edilen bir yapı. Yapımının 200 yıldan fazla sürdüğü bilinen katedral Katolik Krallar döneminde tamamlanmış. İspanyol mimarisinin Fransız Gotik tarzının etkilerini taşıdığı yapı, Toledo içerisinde gerçekten çok görkemli duruyor. Katedralin 3 ana kapısından biri benim geldiğim yönün karşı tarafında küçük bir meydana açılıyor. Ayuntamiento Meydanı.

Ancak katedrale ziyaret için girişler Ayuntamiento Meydanı tarafından değil hemen yan sokağındaki kapısından yapılıyor.

Katedrale giriş ücretli. Web üzerinden aldığım bilgilerde 11 Euro olan ücretinin 8 Euro olduğunu gördüm. Pazar günü hariç hergün 10:00 – 18:00 arası ziyaret edilebilen katedralde pazar günleri ve dini bayramlarda ayinleri bulunuyor. Bu nedenle bu günlerde de 16:00 – 18:30 saatleri arasında yine katedral açık bulunuyor. Giriş biletini yan sokaktaki resmi hediyelik/hatıra eşyalarında satıldığı bir bilet ofisinden alarak sıraya geçiyor ve bir süre bekledikten sonra içeriye girebiliyorsunuz. Kapı önündeki görevliler içeride fazla bir yığılmaya engel olmak için kontrollü giriş yaptırıyorlar.

Ayuntamiento meydanını çevreleyen taşlardan birinin üzerine oturup çevreyi seyretmeye ve dokusuyla hiç oynanmamış kente ait görüntülere bakmaya başladım. Yahudiler tarafından kurulan, Romalıların işgal ettiği, sonrasında önce kuzeyden gelen Germanik kavimlerden Vizigotlar’ın başkent yaptığı, ardından Magrip müslümanlarının ele geçirip, gerçek bir “birarada yaşayan dinler kenti” haline gelen ve sonrasında Castilya ve Leon hanedanlarının Magriplilerden geri alıp, engizisyon denen kapkara dönemlerin yaşandığı ve oluk oluk kanların dökülüp acılar çekildiği İber yarımadasının bu güzel şehrini izleyip durdum.

Üç semavi dinin mensuplarının dualarını ettiği bu topraklar gerçek bir hoşgörü anlayışı ile bir arada yaşayan insanlara yüzyıllar boyu evsahipliği yapmış. Ancak her dinin temelinde bulunan hoşgörü, barış ve insanlık unsurları, yine insanların kendilerine yorumladıkları manevi değerlere kişisel hırsların eklenmesiyle, günümüzde de olduğu gibi bir çırpıda hüzünleri kan rengine boyamış.

Yaşananları görüp belki de seslerini işitebileceğiniz, hiçbirini yapamadıysanız en azından hissedebileceğiniz bir şehir burası. Toledo Katedrali, çok fazla şeyi hatıralarına gömüp saklayan bu kentin en sır dolu yerlerinden biri. Verilmeye çalışılan büyüklük ve ihtişam hissinin özellikle yapıldığı dönemler için ne kadar etkileyici olduğunun farkına varıyorsunuz.

Ayuntamiento Meydanında Mola

Gerçek bir el sanatı işçiliği sergilenen yapının içerisi de önemli detaylarla dolu. Hayatını Toledo’ya ve eserlerine adayan ünlü El Greco’nun göz kamaştıran eserleri de bu katedralde bulunuyor.

Girit doğumlu ünlü sanatçı hayatının büyük bölümünü Toledo’da geçirmiş. Hatta birazdan onun adımladığı sokaklara doğru yürüyeceğim. Toledo Katedrali adeta bir sanat eserleri müzesi gibi. El Greco eserleri yanında Goya, Vasques, Rubens gibi sanatçılarında eserleri yine katedrali süslüyor. Toledo, misafir ettiği bunca kültürün bıraktıkları eserler ve birbirinden esinlenmiş tarzlar ile zengin bir mimari ve kültürel hazineye sahip.

Toledo surlarının bir bölümünü Vizigotlar, bir bölümünü Magrip döneminde Araplar inşa etmişler. Dini yapılarını ise şehri her fetheden ulus kendi inançlarına göre dönüştürerek onarımdan geçirmişler. Bu nedenle her dönemden eser ve her dönemden izler kalmış kıyıda köşede. Katedralin karşısında oturduğum basamaklardan son bir kez daha, Ayuntamiento meydanından geçenlere baktıktan sonra bu noktadan ayrıldım.

Bu kez hedefimde zaten pek de bir benden kaçma olanağı olmayan daracık sokakları keşfetmek var. Bende elbette öyle yaptım.

Bulutlardan kendini sıyıran güneşin beni yakalamaya çalıştığı anların başında, daracık sokakların gölgesine atıverdim kendimi. Birkaç gündür Madrid sokaklarını arşınlamanın verdiği yorgunluğa rağmen, Madrid gibi bir şehir sonrası Toledo adeta sakinleştirici, dinlendirici etkisi yapan bir ilaç gibi geldi. Uykusuzluk ve yorgunluğumu sokakların güzelliği, evlerin ahengi ve kaldırım taşlarının verdiği görüntülerle epey ardımda bırakarak neredeyse tek başına bile geçmekte zorlanılan dar sokakları adımladım durdum.

Toledo Gezi Rehberi Toledo Sokaklarını Geziyor

Bu çok eski ama bakımlı evlerin bu daracık sokaklara açılan kapıları kimbilir hangi zaman aralığında ve hangi sayılarla tahmin edemeyeceğim kadar fazla açılıp kapanmıştı.

Sokaklarda yürürken, adımlarımın çıkardığı seslerin bile kulağıma rahatsız edici gelmesi, devrin “Kutsal Kardeşlik” örgütü olan Santa Hermanded şövalyelerinin zırhlarının ve silahlarının çıkardığı metalik seslerin, evlerde nasıl bir tedirginlik ve gerginlik yarattığını düşündüm.

Toledo Sokaklarının hepsinin birbirine benzediği klişesini kullanmak istemiyorum. Çünkü aslında hiç birşey birbirine benzemez. Bakmayı, görmeyi, farketmeyi ve bunlarla beraber algılamayı derece olarak yükseltmek gerekiyor sanırım sadece. Ardından gerisi geliyor ve bakıyorsun ki, aslında birbirine benzettiğin birçok şeyin birbiri ile ilgisi bile yok. Elbette benzerlikler yakalayabilirsin. Ancak önemli olanın farklıları görmek olduğunu ve bunları görmek için yola çıktığının bilincinde olduğunu bilmek yeterli olabiliyor.

Toledo sokakları, dar ve arnavut kaldırımı benzeri taşlar döşeli. Sokakların kemerleri ve evlerin küçük balkonlarında olağanüstü güzel çiçekler var. “Öylesine birbirine benzer sokaklar işte!” deyip geçmemek için bu dar sokakları oluşturan evlere, evlerin renklerine, perdelere, perdelerin kapanış biçimlerindeki detaylara, kapıların üzerinde yazan yazı ve numaralara, çiçeklerin cinsine, evlerin kapılarının açılıp kapandığında çıkardığı sese, sokak ortasından çıkan bir yaban otuna bakmadan ya da aslında onları görmeden ve hepsinin içine insanı, hayatları katmadan geçmemek gerekiyor.

Bu zamanın dışında olan sokakları var Toledo’nun. Uzak coğrafyaların izleri kazılı her yerde. Yaşananları bir nebze de olsa unutturmak için semavi dinlere ait işaretler, yazılar, mekanlar bulunuyor. Belki hiçbir zaman dönülmeyecek zamanlara ait yorgunlukların ve kırgınlıkların kokusu tütüyor.

Toledo Gezi Rehberi

Sokaklarında kaybolmak ve kaybolduktan sonra çıktığınız daha geniş bir sokakta nefis bir yapı veya bir gözalıcı bir eser ile karşılaşmak sizi kısa bir süre sonra alıştırıyor sürprizlere. Şehirlerde yürümeyi seven biri olarak şu an bana en farklı gelen şehirlerden birini yürüdüğümden oldukça keyif aldım Toledo sokaklarından.

Şehirleri keşfetmeyi sevmiyorsanız çok uzaklaşmayın. Turistik haritada herşey rota dahilinde mevcut. Ama bilirsiniz ki, adım adım gezip sürprizleri karşına çıkarmak, hedefe giderken başka şaşırtıcı bir şeylerle karşılaşmak keşfetmenin doğasında var.

Bunu, beni zor zamanlarda ayakta tutan sihirli bir şey olarak görüyorum. Aynı yazmak gibi, fotoğraf çekmek gibi.

Dar bir sokaktan geçerek güneşin -benzetme yerindeyse- “kavurduğu” biraz daha genişçe bir  sokağa çıktığımda, gitmek istediğim noktalardan birine tesadüfen vardığımı anladım. Demek ki, gerçekten dar sokaklarda kaybolmuş ve farklı sokaklarda daireler çizip durmuşum.

Biraz soluklanmak için kenarda bulunan taşın üzerine oturduğumda, böylesi bozulmayan bir şehirde oturduğum taşın bile nelere şahit olduğunu düşündüm. Taşa bir daha baktım acaba yanılıyor muyum diye. Ama ait olduğu duvara öylesine bir sarılmış ki, adeta bırakmıyor gibiydi. Duvarın çerçevelediği binanın üzerinde çok belirgin olmayan bir yazıda 1673 veya 1675 olduğunu düşündüğüm taş ustalarının bıraktığı tarihi görünce çok da yanılmadığımı ve taşın belki de şahit olduklarından dolayı koca duvara sarıldığını aklıma getirdim.

Toledo, aklımı alacak gibi oluyor bazen. Sanki sokak sokak tanıyor ve neler olduğunu görüyor gibiyim. Bir daha hakkında senelerce hikayeler okuduğum topraklara varırken, bu gibi durumlar için kendime bazı çözümler bulmalıyım.

Toledo Gezi Rehberi Santa Cruz

Oturduğum duvara veda edip, sola doğru uzanan yolu takip ederek “Calle Miquel Cervantes” üzerindeki Santa Cruz Müzesine yürüdüm. Santa Cruz, bir müze ve elbette ki bir caminin üzerine kilise olarak inşa edilmiş bir yapı. Çok öncesine gidildiğinde ise bu yapının bulunduğu yerde camiden önce de kilise olarak kullanılan bir başka yapının olduğu ve Müslümanların Toledo’yu fethinden sonra camiye çevrildiğini anlatıyorlar. Aslına bakarsanız bu, fetihlerde çokça görülen bir durumun şehir birkaç kez el değiştirdiğinde dahi devam ettiğini gösteriyor. Elbette bir genelleme olmasa da, dini yapılar genelde yine dini yapı olarak kullanılıyor.

Santa Cruz etkileyici bir mimarisi olan bir yer. Magribi ve Hristiyan mimarinin izleri iyice birbirine girmiş burada. Bu farklı müze ve kilisenin içerisinde birçok sanatçıya ait resimler, heykeller, duvarlara yapılmış sanat eserleri ile portreler yer alıyor. Ancak sergilenen eserlerden en ünlülerinde biri olan El Greco’nun “Orgaz Kontunun Gömülüşü” isimli eseri ziyaretçileri tarafından ön planda tutuluyor. Hemen girişte kendine ayrılan özel bölümde sergilenen eserde konu edilen Orgaz Kontu, yoksulların koruyucusu olarak biliniyor ve 1323 yılında öldüğünde Santa Tome Kilisesine gömülüyor. Efsaneye göre iki aziz onun gömüldüğü sırada ortaya çıkıp toprağa yerleştiriyorlar. İşte bu olayın ardından 250 sene sonra bu efsanenin tablosunun yapılması görevi El Greco’ya düşüyor. İki seneye yakın bir sürede tamamladığı eseri, günümüzde sanat tarihinde önde gelen yapıtlarından biri olduğu kabul ediliyor. İçerde zaman geçirmeniz için sizi meşgul edecek çok fazla detay bulunmasa da, sadece bu tablo için büyük kalabalıklar burayı ziyaret ediyor. Santa Cruz müzesi Toledo içinde ki önemli gezilecek noktalardan biri olduğundan turistik kalabalıklara yakalanmamak için öğleden sonrayı buraya ayırmanızda fayda var. Saat 18:30’a kadar açık olan müzeyi ben saat 15:00 gibi ziyaret ettim ve oldukça keyif alarak gezdim.

Kapıdan çıkıp taş döşeli sokaklarda yürümeye devam ederek ve hatta iki kolumu bile açamayacak kadar birbirine yaklaşmış sokaklardan geçerek yine yoluma çıkan “not alınmış” adreslerimden birine rastladım. San Juan De Los Reyes, San Juan Katolik Krallar Manastırı.

Toledo Gezi Rehberi San Juan de Los Reyes

San Juan de Los Reyes, Katolik Krallar döneminde yani Isabel ve Ferdinand tarafından zafer şerefine yaptırılan bir manastır.

Toledo’da girişi en ucuz yer burası. 2,50 Euro ödedikten sonra zaten sessiz bir şehir olan Toledo’nun içinde sessizliğin en ucuna ayak basıyorsunuz. Manastırın içerisinde oldukça huzurlu bir hava var. Bahçesi ve bahçeyi çeviren kemerli balkonların çevresinde ki heykeller ve duvarlardaki işlemeler dikkat çekici. Manastırın kilisesi de önemli detaylar içeriyor.

Binanın dışında yani çıktıktan sonra sağına doğru giderseniz dış cephede asılı zincirler göreceksiniz bu zincirlerin iki hikayesi var. Bunlardan ilkine göre, Katolik Krallığın hükümdarı Isabel tarafından Endülüs fethedildikten sonra kurtarılan Katolik Hristiyanlardan çıkarılan zincirler olduğu ve onlar ile kazanılan zaferi simgelemesi için astırılmış. Bir diğer hikaye ise yine Endülüs’ün fethi sırasında esir alınan müslümanların bu zincirlere bağlanarak vahşi bir şekilde öldürülmelerini anlatıyor. Hangisi doğru hangisi yanlış diye düşünmeden yine karanlık çağlarda anlamlandıramadığım birşeyler olduğunu ve nerede, nasıl sorularının getireceği birşey olmadığını aklımdan geçiriyorum.

San Juan de Los Reyes manastırından çıkıp yanında ki küçük meydanda heykelin altında bir süre duruyorum. Buradan girilen giriş kapısı ve önündeki kırmızı halı dikkatimi çekiyor. Merak bu ya! Kapıya gidip sorduğumda gün içerisinde bir düğün yapıldığını ve onun hazırlıklarından kalan düzenleme olduğunu öğreniyorum. Dokusundan, yapısından olsa gerek bir an unuttuğumu farkediyorum Toledo’da günlük yaşamın sürdüğünü. Toledo belki çok şey yaşamış ama hayatın da tüm hızıyla devam ettiği bir yer elbette. Sanki bunlar bir an için bir garip geliyor bana. Garip bir an işte!

Toledo Gezi Rehberi

Toledo Zocodover Meydanı

Artık birşeyler yemenin ve serinlemek için birşeyler içmenin zamanı olduğunu düşünerek, bu kez etrafa sadece yiyecek ve içecek mekanlarına dikkat kesilerek yürümeye devam ettim.

Elbette gideceğim yerde biraz da oturmak istediğimden, doğru noktanın bulunduğum yere göre biraz daha tepede bulunan Zocodover Meydanı olduğunu düşünerek artık tükenen enerjim ve yorgunluğumla yine ayaklarıma yüklenerek, yokuş yukarı meydana doğru ilerledim. Evlere, sokaklara, balkonlarda bulunan rengarenk çiçeklere bakarak varolan yorgunluğumu keyifli bir yürüyüşle terkederek Zocodover Meydanına geldim.

Zocodover, klasik bir eski şehir yada İspanyol şehir meydanlarından biri. Meydanda kış aylarında saat başlarında, yaz sezonunda ise yarım saatte bir hareket eden zocotren isimli bir gezi treni var. Tren şeklinde bir araç demek daha uygun olur, zira bu araç raylarda gitmiyor. 45 – 50 dakika kadar süren bu keyifli gezi için 5 Euro (yaptığım araştırmalarda 3,5 Euro olduğu yazıyordu) ödüyor ve rahat bir şehir gezisi yapabiliyorsunuz. Meydanın hemen kenarına dizilmiş dükkanlarda fast food zincirlerinden İspanyol usulü kafelere kadar bir çok seçenek var.

Acıktığımı düşünerek uğradığım Zocodover Meydanında, bir kafenin sandalyelerine oturduğumda yorulduğumu da anladım. Gün boyu teknik donanımlarla dolu olan küçük sırt çantamı boş olan diğer sandalyeye koyduğumda kısa süreli bir dinginlik yaşadım. Belki de en güzeli tüm yorgunluğun üzerine bu meydana gelmek oldu. Toledo’nun sokaklarını gölgeler kaplamaya başladığından saatime bakıp tren saatini kontrol ederek kalan birşeyler var mı diye not defterimi gözden geçirdim.

El Transito ve Santa Maria la Branca

Isabel’in çok renkli ve hoşgörülü bir coğrafyada yarattığı tek renk ve karanlıklarla dolu bir inanç savaşının sonuçları Toledo için çok ağır olmuş.

Şehirde, diğer semavi dinlerin yeniden manevi dünyalarıyla yer alması, belki de günümüzde Toledo’nun ziyaretçilerine sadece turistik bir anlam katıyor. Toledo sokaklarını gezerken rastladığım dini yapılar (Sinagog, kilise ve camii) ve tarihi detaylar gözümden bir bir geçerken aklıma yine “El Greco” geldi. El Greco müzesinin olduğu yere doğru giderken önce El Transito Sinagogu’nda ve ardından Santa Maria la Branca Sinangog’unda bir süre zaman geçirdim. Mudejar stildeki bu yapıları, eğer mimari ve tarih ile ilgileniyorsanız gezmenizde fayda var.

El Transito’da, Santa Maria la Branca’da farklı açılardan oldukça etkileyici dini yaplar. Mimarisi ve gözalıcı sütunları ile küçük de olsa görkemli bir görüntü sunan Santa Maria La Branca ilgi çekici. El Transito ise daha bir Toledo’ya ait, daha bir Toledo renklerini taşıyor. Elbette hemen bitişiğinde bulunan Sephardi müzesi ise Toledo Sinagogları rotasında gezilmesi gereken bir başka önemli nokta.

Buraları gezip görmek, 1492 yılında Osmanlı topraklarında kucak açılan, gemilerle buradan taşınan bir avuç yahudinin hikayesini anlamak için neredeyse şart gibi. El Transito ve Santa Maria La Branca Sinangoları diğer tüm gezilecek yerler gibi ücretli. El Transito için 3 Euro, Santa Maria La Branca için ise 2,50 Euro ödemeniz gerekiyor.

Toledo Gezi Rehberi El Greco

El Transito lokasyonunda ilginizi çekecek bir yapı daha bulunuyor. Toledo’ya anlam katan, eserleri ile unutulmazlar arasında yer alan, Yunan asıllı Domenikos TEOTOKOPULOS ya da İspanyolların ona verdikleri isimli “El Greco” adına düzenlenen müze.

El Greco o dönemde Venedik idaresindeki Girit adasında doğmuşÖnce eğitim almak amacıyla Venedik’e sonrasında Roma’ya giden Domenikos, anlatılan rivayete göre büyük bir salgın haline gelen veba hastalığı nedeniyle İspanya’ya, Toledo’ya gelmiş. Sonrasında Toledo ile özdeşleşen sanatçıya yine rivayete göre isminin zor telaffuz edilmesi nedeniyle “El Greco” yani Yunanlı anlamında yeni bir isimle hitap edilmeye başlamış.

İspanya sarayı başta olmak üzere kiliselere ve katedrallere yaptığı çalışmalarla hayatını sürdüren El Greco, bugün eserlerine paha biçilemeyen bir sanatçı olmasına rağmen 1614 yılında sefalet içinde hayata veda etmiş.

Toledo’da Yemek ve Alışveriş

Toledo sokaklarında bulunan dükkanlarda oldukça keyifli vakit geçirebilirsiniz. Özellikle Toledo’lu ustaların ellerinden çıkma, ortaçağ dönemine ait zırhlar, kılıçlar, mızraklar ve bunların minyatür hediyelikleri ile çelik işçiliği Toledo’nun en ünlü ürünlerinden biri. Yine Toledo’da Damaskino ismi verilen yöreye özgü geleneksel altın işlemeciliği yapan dükkanlar oldukça hoş ürünler ortaya çıkarıyorlar.

Yemek konusunda gelirsek; Toledo bütün bu dokusu ile 1986’dan itibaren Unesco korumasında olsa da tamamen turistik bir şehir. Bu nedenle turistlere yönelik bir çok restoran zengin şarap koleksiyonları sunan mahzenleriyle hizmet veriyor. Eski şehirin ve yeni Toledo’nun bulunduğu yerlerde de birçok alternatifiniz var. Ancak benim gibi günübirlik bir Toledo gezisi yapıyorsanız yapılacak en iyi şeylerden biri ya fastfood zincirlerine kendinizi bırakmak ya da turistik olmayan bölümde tapas veren dükkanlarda yemek faslını halletmek.

Toledo’da zaman, sanki “zaman geçmeyen” bir yerde akıp gidiyor gibi çelişkilerle dolu. Trenimin saati yaklaşmaya başlayınca, “bir gün” ismi verilen yaklaşık 8-9 saatte Toledo’yu yoğun bir şekilde hissetmek neredeyse imkansız diye düşünüyorsunuz. Toledo’nun gezilecek, görülecek yerleri ve Toledo’da ne yenir ne içilir? tarzındaki turistik sorulardan çok daha fazlasını sunmaya hazır olduğuna emin olabilirsiniz. Yapmanız gereken şey sadece Toledo’nun hikayelerini okumak, tarihini bilmek ve sonrasında duygularınızı açık tutmak. Toledo sonrasını zaten kendi hallediyor.

Toledo Gezi Rehberi

Booking.com

20 YORUMLAR

  1. Mukemmel bir yazi .. Su anda 2 gundur Toledo dayim ve ve burda sanirim olene kadar yasayabilirim .. Tarih kokan bu sehirde benim gibi hisseden birini daha gormek guzel ..

  2. Sayın Özen,23 Nisan-03 Mayıs 2015 tarihleri arasında sırası ile Barcelona,Sevilla,Cordoba,Granada,Madrid ve Toledo programı yaptık.Sizin yazılarınız ana rehberimiz oldu.Rotamızla iligili yazılarınızı copy-past yaptık.Şimdiden aydınlatıcı yazılarınız için teşekkürler.Saygılarımla.Süleyman Özgül.İstanbul-Ataşehir.

    • Selamlar Süleyman Bey, Öncelikle yorumunuza teşekkür ederim, umarım faydam dokunmuştur. Granda ve Sevilla yazıları ve detayları da siz oradayken yayında olur sanırım 🙂 Belki okur ve siz de birşeyler eklersiniz. Şimdiden iyi seyahatler olsun..

  3. Harika bir anlatımla müthiş bir kaynak hazırlamışsınız Erkut Bey. Ben ki Toledo’ya gittim ama sizin anlatımınızla gezmemiştim. Birgün birlikte gezelim 🙂

  4. Gezmekten kim usanır ? Tadına doyum olmaz diye bir şarkı vardı erkut bey.. Siz usanmıyorsunuz gibi :)) çok güzel bir yazı yine. Tebrikler

  5. Gittiğim bir yeri sizden okumak harika. Gezdiğim yerleri hatırlayıp, değişik bir yönden bakmama yardımcı olduğunuz için teşekkürler..

  6. Toledo benimde görmek istediğim bir yer. Bugüne kadar denk getiremedim. Toledo’dan Portekiz’e nasıl ulaşırım. Kolay gelsin

    • Toledo’dan Portekiz’e geçmek için ya belirli bir rotayı takip ederek Portekiz’e doğru devam edeceksiniz ya da Madrid üzerinden ulaşacaksınız. Ama Toledo – Portekiz arasında direkt bir ulaşım noktadı değil. Teşekkürler

    • Elif hn, yazıda da belirttiğim üzere konaklamayı Toledo’da değil Madrid’de gerçekleştirdim. Bu nedenle hızlı tren ile 30dk.lık bir yolculuk yeterli oluyor. Programınızı bilmiyorum ama benim rotam Endülüs’e devam ettiği için madrid günlerimde Toledo’yu aradan çıkardım.
      Yinede Toledo’da konaklamak için farklı bütçeler için alternatifler mevcut. İyi bir seyahat diliyorum size de. Dönünce tecrübelerinizi bizimle de paylaşın.

  7. Vay be! demekten başka diyecek ne olabilir ki? Mükemmel bir gezi yazmışsınız. Umarım bende giderim buraya.

  8. Planladığım İspanya turum için faydalanacağım harika ve güncel bir post. Zamanım dolayısıyla Toledo’yu pas geçecektim ama öyle bir anlatmışsınız ki adeta ağzımın suyu aktı 🙂
    Sizin gibi gezebilir ve hissedebilirim umarım.

    • Planlarınız arasına ilgi alanınıza göre Toledo mutlaka eklenmeli. Pas geçmeyin derim!
      Gezmek ve hisssetmek konusundan çokca bahsediyorum yazılarda. İnanın bu çok zor değil. Şimdiden iyi yolculuklar ve seyahatler.

  9. Harika bir rehber olmuş. Endülüs yazılarınızı zaten bekliyordum ama bekleyişe değdi.
    Her zamanki gibi emek verilmiş bir yazı büyük bir seyahat rehberi olmuş. Tebrikler

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here