PAYLAŞ

Boabdil el Chico’nun, yani son Granada emiri olan ve Endülüs topraklarının son sultanı 12.Ebu Abdullah Muhammed’in ayrılırken arkasına baktığında sekiz yüzyıllık bir geçmişe de veda ettiği Granada’ya vardım. Granada’da gezilecek yerlerin hepsini paylaşmaya çalışacağım ama bunun için önce kente bir Merhaba demek gerekiyor. Granada gezisi başlıyor.. “Merhaba Granada”

Granada Gezisi Başlıyor

Okuduklarımı zihnimde canlandırdığımda bile içimi ürperten, ama bunun yanında bir o kadar da heyecanlandıran bu toprakların öykülerinde kendime yeni bir durak daha buldum.

Bir kaç saatlik otobüs yolculuğuyla Cordoba‘dan geldiğim ve otobüsten indiğimde ilk gördüğüm yer olan Granada Otobüs Terminalinde sırt çantamı alıp çıkışa vardığımda Endülüs gezisi boyunca onlarca kez olduğum gibi yine bir süre kalakaldım.

Etrafa bakıp soluklandım bir süre. Olağan hale gelen seyahatlerin onları en çekici kılan hikayelerini düşündüm. İşte bu şehir sayılamayacak kadar anıları olan, sanki yüzlerce yıl yaşamış ve tatmadığı hiç bir duygu kalmamış gibi sessizliğe bürünmüş ama yüzündeki çizgilerde birşeyler anlatmaya hazır çukurlara sahip yaşlı bir bilge gibi duruyor önümde.

Granada gezisi notları

Granada Şehir Merkezine Gidiyorum

Kapının önünde dururken kalacağım otelime gitmek için ne taraftan hangi yöne gitmeli diye etrafa bakınırken, hemen yanıbaşımda yolcu indiren bir taksiye merkeze çok yakın bulunan otelimin adresini sordum.

Tahmin ettiğim yönü tarif ederek onbeş dakika yürüyerek ulaşabileceğimi söyledi. Sen beni ne kadara götürürsün diye sorduğumda “Bienvenido” (hoşgeldin) diyerek eliyle yedi işareti yaptı ve eğilerek sırt çantamı alıp arabaya attı. Bende sırtçantamdan ayrılmayayım diye koşarak araca bindim!

Geçtiğimiz yol üzerinde bir tramvay yolu yapılıyor. Hattın neredeyse tamamı bitmiş gibi. Birkaç yerde inşaat devam etse de, geniş olan bu caddenin araçların kullanamayacağı bir yolun ayrılarak tramvay yolu haline getirilmesi fikrini pek sevmedim. Gözüme pek hoş gelmedi. Ben daha çok özel araçlarla tramvayların birlikte yol aldıkları şehirleri seviyorum.

Granada Gezisi

Granada otobüs terminalinden şehir merkezine doğru kısa bir yolculuktan sonra sadece bir arabanın geçebileceği genişlikte bir ara sokağa girip sanki kullanılmayan bir çift demir kapının önünde durduk. Granada gezisi sürprizlerinden birinin başladığını hissettim.

İşte adres burası diyen taksiciye 7 Euro ücreti ödedikten sonra (Bu arada taksimetreyi açtığından 8,90 gibi bir ücret yazmasına rağmen 7 Euro istedi. Sonrasında da “Bizde laf ağızdan bir defa çıkar” şeklinde bir bakış atıp arabasına bindi ve gitti) elimdeki adrese tekrar baktım. Sokak ve numaranın doğru olup olmadığını yeniden kontrol ederek kapıda bulunan, ama çalışıp çalışmadığına emin olmadığım zile bastım. Çaldığına dair hiçbir belirti olmadığından bir kaç kez daha, hem de bu seferinde abartarak denemeye devam ettim.

Ne bir tabela ne de bir başka işaret olmayan binanın üzerine doğru başımı kaldırarak bir süre duvarları, pencereleri süzdüm.

Granada’da Nerede Kaldım

Pencerelerde de herhangi bir yaşam belirtisi göremedim. “Sanırım yanlış geldim” şeklinde düşünceler aklımda gezinirken, sessiz ve ıssız sokakta bir kilit açılma sesi bakışlarımı kapıya doğru çevirmeme yol açtı.

Kapıyı açan kişi, oldukça ilerlemiş bir yaşta güler yüzlü sevimli bir rahibeydi. Beyaz kıyafetleriyle kapının kolunu eliyle tutarak, “istisnasız, anladığımı kabul ederek” hızlı bir İspanyolca ile konuşmaya başladı. Vücut hareketlerinden anladığım kadarıyla beni içeri davet ediyordu. Ama sanki bir taraftan da kızıyor gibi bir hali vardı.

Ben anladığımı doğru kabul ederek içeriye doğru yöneldim. Kapıdan içeri girdik, karanlık bir koridorda yürümeye başladık. Ben de önce İngilizce, sonra işe yaramadığını görünce Türkçe olarak karşılık vermeye başladım. Uzun süredir bu topraklarda olmanın rahatlığı ve uğraşsam bile kendimi yorup bir sonuca ulaşamayacağımı bildiğimden ben de onlar gibi davranmayı öğrenmiştim. Yani anlayacağınız, kapıdan beni içeri alan yaşlı rahibeyle koridorda birbirimizi anlamadan konuşarak ya da aslında sadece gürültü yaparak yürüdük.

Granada gezisi gezi rehberi

Benim içeri girdiğim kapıya benzer bir kapının yanında bulunan bir odaya geldik. İçeride iki masa vardı. Bugüne kadar benzerini görmediğim ancak sanırım Graham Bell‘in ilk tasarladıklarına benzer bir sabit telefon ve üzerinde rakamlar olan garip şekilli bir alet dikkatimi çekti.

Bulunduktan sonra piyasaya çıkma şansı olmayan icatlardan olduğunu düşündüğüm değişik bir görüntüsü vardı. Bunun ne olduğunu düşünürken arkamdan gelen yine hızlı bir İspanyolca sese başımı çevirdim. Bana kapıyı açan rahibeyle aynı yaşlarda, aynı kıyafetli ve oldukça ona benzeyen ama sesi farklı bir rahibe daha ortaya çıktı. Bir an aynı kişi mi diye düşündüm. Ancak bana kapıyı açan rahibeyle yan yana durduklarından dolayı bu konuda kafamda bir şüphe oluşmasına fırsat vermediler.

Granada’da Arkadaşım Carlos

Kalacağım yerin, geldiğim adresin doğru olmasından dolayı burası olduğunu tahmin ettiğimden, rezervasyon ve mekanın ismi yazılı notumu gösterdim. Kafasını sanki “tamam” dercesine sallayan yeni gelen rahibe masaya doğru giderek uzandığı telefonu bir anahtarla sanki marş çevirerek çalıştırıp ahizeyi bana uzattı. Bir kilodan fazla olduğunu düşündüğüm ahizeyi tuttuğumda telefonun diğer ucundakinin kim olduğunu da merak etmedim değil!

“Merhaba” dedikten sonra telefondaki kişinin Carlos adında, benzin istasyonunda çalışan ancak aynı zamanda bu mekanında muhasebesiyle ilgilenen ve İngilizce konuşabilen biri olduğunu ve anlaşamayacağımızı bildiklerinden onunla konuşmamın doğru olduğunu düşünen bu tatlı ve sevimli iki bayanın devamlı başvurdukları bir çözüm olduğunu öğrendim.

Neyse ki, aslında var olmayan problemimden Carlos’a bahsettim. Yani anladığım kadarıyla tek problem, benim iki sokağa da kapısı bulunan bu mekanı, adreslerinin yazılı olduğu ancak kendilerinin kullanmadıkları arka kapısından ziyarete gelmem. Carlos’a aynı konudan bahsedip telefonu en yaşlı olan rahibeye verdiğimi düşünürken içeriye giren ve onların ablaları ya da anneleri olduğunu düşündüğüm bir üçüncüsüyle karşılaştım. Diğerlerine bakınca yeni gelen rahibenin 200 yaşlarında falan olması gerektiğini düşündüm.

O da yüzünün en sevimli haliyle gülerek ve yine İspanyolca olarak birşeyler söyledi. Ama bu kez direkt olarak genç(!) rahibeleri işaret edip konuyu kendi aralarında halletmelerini istercesine odanın kapısına yönelirken o acayip bir şekilde duran icadın ne olduğunu öğrenme şansına ulaştım.

Granada Gezisi ve İlk Defa Gördüğüm Cihaz

Rahibelerden biri aletin üzerinde duran rakamlara çok gizli bir kriptolu mesajı çözüyormuş edasıyla dikkatli bir şekilde bir kod girdi. Makinenin altından yuvarlak boşluklar bulunan bir çekmece benzeri bir bölüm açıldı. Kalacağım odanın anahtarı olduğunu tahmin ettiğim bir anahtar, hemen yanındaki kutudan wi-fi şifresi ve bir de kısa bir kod verdi. Sonra makineyi kapattı ve üzerine oda numaramı yazdı.

Sanırım bilgisayarlardan önce kullanılan ve gerçekten piyasaya hiç sürülmediğini tahmin ettiğim bir mekanik otel check-in aletini gördüm burada. Üç yaşlı, güleryüzlü ve olağanüstü sevimli kadının yüzüme bakarak, sanki onları anladığımdan hiç şüpheleri yokmuşcasına ciddi bir İspanyolca ile dertlerini anlatmalarını sürdürdüklerini görünce ben de onlara bakarak gülmeye ve odama doğru yürümeye başladım. Granada gezisi sanırım eğlenceli olacak..

Granada Sokaklarına çıkalım mı? Granada sokaklarını yazdığım ve Elhamra Sarayının en güzel manzaralarına sahip duraklarını yazdığım yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Granada Gezisi

Booking.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin..
Buraya adınızı girin..