Konuyla ilgili olmayan birilerine “Osman Hamdi Bey kimdir?” diye sorduğunuzda alacağınız cevap ya “Kesin Osmanlı zamanında ünlü biridir ama tam olarak çıkaramıyorum” şeklinde bir cümle olacak ya da gerçekten tanıyanların büyük bölümünün de sandığı gibi, sadece “Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosunun ressamı olarak cevaplandırılacaktır. Oysa ki Osman Hamdi Bey, İstanbul Arkeoloji Müzesi gibi harika bir yapıya imza atan çok önemli bir değerdir. Yani aslında bambaşka bir hikayedir.

Osman Hamdi Bey ve İstanbul Arkeoloji Müzesi

Yazının başında sorduğumuz soruya verilen “örnek” ikinci cevabın ana sebebi halkımızın Türk resim sanatına olan ilgisinden çok, bahsi geçen tablonun astronomik fiyatının magazinsel haber yönüyle oldukça fazla ilgilenen medyamız olduğunu da hatırlatalım.

Bu arada “Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosu zaman zaman gündeme gelen, gerçekten de Osman Hamdi Bey’in ve Türk resim sanatının en önemli eserlerinden biridir.

Ancak Osman Hamdi Bey aslında bundan çok daha fazlasıdır. Konuya hakim üstadlarımızın affına sığınarak kısacık bir şekilde olsa da, tarihimizin bu çok önemli karakterini hatırlatma, hatta haddimizi bağışlayın ama belki de öğrenme ve öğretme gereği hissediyoruz.

Osman Hamdi Bey ve İstanbul Arkeoloji Müzesi

Osman Hamdi Bey Kimdir?

Osman Hamdi Bey, 1842 yılında dünyaya gelmiş ve Sadrazam İbrahim Ethem Bey’in oğludur.

Paris’te hukuk eğitimi sırasında resim sanatına olan tutkusuyla “Ecole Des Beaux Arts” yani Paris Güzel Sanatlar Okulu’nda öğrenim görmüştür. Sonrasında da Osmanlı Devleti adına bir çok resmi görevde bulunmuştur.

Osman Hamdi Bey aynı zamanda, İstanbul‘da Sanayi-i Nefise Mekteb-i Ali yani “Güzel Sanatlar Akademisi”ni kuran kişidir.

Yine İstanbul’da, İstanbul Arkeoloji Müzesi‘ni kurmuş ve belki de ülkemizde şu anda sahip olmayı ve bunun yanında korumayı başarabildiğimiz ender tarihi ve arkeolojik eserlerin korunması ile ilgili yasayı, yani “1874 Asar-ı Atika Nizamnamesi”ni yeniden düzenleyerek, eserlerin yurt dışına çıkışını önleyen maddeler ekleten Osman Hamdi Bey’dir.

Osman Hamdi Bey ve istanbul Arkeoloji Müzesi

Kısaca, anlatmaya çalıştığımız Osman Hamdi Bey, fazlasıyla hatırlanması gereken çok önemli bir kişidir.

Gidenler iyi bilir, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bulunduğu alana girdiğiniz andan itibaren İstanbul’un dışında hissedersiniz kendinizi.

Mimarisinin seslendirdiği “İstanbul’un bütün sokaklarında böyle yapılar bulunsa” dileği ile, daha içeriye girmeden şöyle bir etrafı seyretmek iyi gelir.

Bahçesindeki dingin sessizlik dışardaki kalabalıkları unutturur ve tarihi bir yolculuğa hazırlar sizi. Bahçede şöyle bir etrafa baktıktan sonra atarsınız kendinizi zamanda yolculuğa.

İstanbul Arkeoloji Müzesi

Sergilenen eserleri burada anlatmaya çalışmanın, tarihe yapılacak en büyük saygısızlıklardan biri olduğunu düşünüyoruz. Çünkü buna ne yerimiz, ne bilgimiz ne de hislerimiz yeter.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nden bahsetmemizin sebebi, sadece içinizden bir kaç kişiyi daha belki de tarihe davet edebilmek dürtüsü. Osman Hamdi Bey’in çalışmalarını, anısını ve ülkemizin değerlerini küçücük de olsa hatırlatabilmek isteği. Çünkü zaten buraya kadar geldiyseniz eğer; Osman Hamdi Bey ve İstanbul Arkeoloji Müzesi ile varolan bütün değerlerimiz -derecesi hiç önemli olmadan- sizi de ilgilendiriyor demektir!

Haydi öyleyse! İlk boş zamanınızda siz de öyle yapın. En kısa zamanda İstanbul Arkeoloji Müzesi‘ni ziyaret edin. Zamanınızın bol olduğu bir günde detayların içine girdikçe, sadece fiziken değil hikayeleri de sergilenen hayatların etkileyiciliğini kaçırmayın.

Not: İstanbul Arkeoloji Müzesine Müze kart ile giriş yapılabiliyor.

BİR YORUM BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin..
Buraya adınızı girin..