Ana Sayfa Marmara İstanbul Galata Kulesi: Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Hikayesi ve Galata Kulesi

Galata Kulesi: Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Hikayesi ve Galata Kulesi

0

Galata Kulesi ve Hezarfen Ahmet Çelebi diye yazdım başlığı. Çünkü hiçbir zaman ayrı olarak düşünemiyorum onları!

Galata Kulesi bildiğiniz gibi. Hala ilk yapıldığı yerde İstanbul’u izlemeye(!) devam ediyor. Tepesindeki külahı, o kalabalık, karmaşık ve çirkin yapılaşmaya rağmen boğazdan geçen gemilere, haliç köprülerindeki insan yığınlarına ve rüzgara karşı duran şehir kıyılarına göstermek için çabalayıp duruyor.

Galata Kulesi Hep Gidilebilir Gibi

Yanıbaşında yaşayıp ismine sahip çıktığımız, nerede olduğunu çok iyi bildiğimiz ve hatta adresleri tarif ederken onları referans noktası aldığımız eserler, yapılar, simgeler vardır. Hani biraz mistik bir şey gibi olacak ama “sanki onlar hep oradadır!” Onların ne zamandan beri orada olduğuyla ilgili aklımızı yormayız bile. Öyle simge olmuşlardır bulundukları semtlere.. Hatta isimlerini vermişlerdir yaşadıkları yere!

Böylesi simgelerin her gün yanıbaşında yaşamak, yanından geçmek bizi günden güne, yıldan yıla sanki daha da ilgisizleştiriyor. Onu orada görmek insana sanki “hep gidilebilir” rahatlığı veriyor. Onu bize ait yapıyor ama her zaman bize ait olanlara yaptığımız gibi davranarak sırtımızı dönüyoruz.

İşte bu hep orada olanlardan biri de Galata Kulesi. Tam olarak kimin tarafından yaptırıldığı bilinmeyen kocaman bir simge. İmparatorluk yaşayan bütün büyük şehirlerde olduğu gibi kentin tarihine anlam katan ancak tarihi “aslında” pek de bilinmeyen bir yapı. Anlatılanların tamamının hikayelere dayandığı sanki bir masallardan kalma bir kule.

“Semtin ismiyle anılan veya semte ismini veren” tartışmasına girmeden, hemen yanıbaşındayım Galata Kulesinin.

galata kulesi

Galata Kulesi’ni Kim, Ne Zaman?

Kimin yaptığını bilmiyoruz ama ne zaman yapıldığı ile ilgili bilgilere dalarsak, 500‘lü yıllara gitmemiz gerekiyor. Eğer biraz araştırırsanız; kayıtlarda, tarihi belgelerde ve dönemin kroniklerinde Doğu Roma imparatorluğunun Leo hanedanlığı ile Justinyan hanedanlıkları arasında el değiştirdiği yıllarda yapıldığı ile ilgili bilgilere rastlayabilirsiniz.

Kabul edilen görüşlerden biri, 1. Anastasios (veya Justinianus) tarafından fener ve gözetleme kulesi olarak, askeri amaçlarla hizmet vermesi amacıyla yaptırıldığıdır.

Leo hanedanının son imparatoru Anastasios’un yerini belirlediği yapının, aynı amaç ve şekliyle olmasa bile 1500 yıl sonra hala aynı yerde duracağını tahmin ettiğini ise hiç sanmıyorum!

Yine kabul edilen ilk yapım tarihleri 507 veya 528 olan (Bu yıllar Justinianus’un ve/veya Anastasios’un hüküm sürdüğü dönemlere denk geliyor.) Galata Kulesi bu özelliği ile bile fark yaratıyor. Çünkü Galata Kulesi “dünyanın bilinen en eski” ve hala ayakta duran kuleleri arasında yer alıyor.

İstanbul’un tamamını yakıp yıkan, Doğu Roma İmparatorluğu’na bir kaos dönemi yaşatan 1200’lü yılların başındaki Haçlı Seferi sırasında büyük oranda yağmalanmış ve tahrip edilmiş olan kule, 1348 yılında Cenevizliler tarafından yeniden eski ve görkemli haline getiriliyor. Sonrasında defalarca yangınlarda, fırtınalarda hasarlar görüyor ancak tekrar tekrar onarılıyor ve yangın gözetleme görevinden, esir barınağına ve rasathane’ye kadar çeşitli amaçlarla da hizmet vermeye devam ediyor.

Galata Kulesi istanbul

Galata Kulesi’nden İstanbul’a Bakın

Elbette tarihi bu kadar kısa cümlelerle geçerek tam anlatabilmek mümkün değil. Zaten aslında burada yapmak istediğimiz tarih hocalığı da değil. Ancak gezilecek yerler ile ilgili tarihi bilgiler ve tabii ki hikayeler, bana bir gezgini hayalden hayale taşıma konusunda çok değerli geliyor.

Daha önceleri kulenin tepesinden aşağıya doğru inerken sıklıkla kullandığım, tarih kokan loş ve dar merdivenleri kullandırmadıklarından artık asansör kullanılarak inip çıkılabiliyor. O merdivenlerden inip çıkmış biri olmak artık bir ayrıcalık haline geliyor demek ki! Hele ki son restorasyondan sonra daha önce gezenlerin çok ayrıcalıklı olduklarını düşünmemek elde değil.

Galata Kulesi Çıkış Ücreti

Galata Kulesi 2020 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden restore edildi. Birtakım unsurlar ve kafeterya kaldırılarak, müze işleviyle kapılarını ziyaretçilere yeniden açan Galata Kulesi çıkış ücreti 30 TL olarak belirlenmiş. Herhangi bir müzeyi anlatırken kullandığım “giriş ücreti” kelimeleri yerine “çıkış ücreti” yazmak beni bir an şaşırtsa da, kulenin hergün açık olduğunu eklemek gerekir. Galata Kulesi yaz ve kış mevsimlerinde ziyaret saatlerini ayrı ayrı düzenliyor. Ancak pandemi döneminde olduğu gibi zaman zaman gerçekleştirilen zorunlu düzenlemeler nedeniyle mağdur olmamak için gitmeden önce mutlaka ziyaret gün ve saatlerini teyid etmenizi öneririm.

Galata kulesinin benzersiz manzaralar sunan seyir terasının bulunduğu kattaki kuleyi çevreleyen balkon, çok dar ve haddinden fazla kalabalık olduğundan ve ziyaret edenlerin fotoğraf çekmek için “haklı ilgisiyle” kıpırdanamaz konuma geldiğini de mutlaka hesaba katmalısınız. Yani “Galata Kulesi Selfie”si bazen zor anlar yaşatabiliyor.

Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Baktığı Yerden

Tavsiyem tabii ki -eğer şanslıysanız- sakin bir saatte, adım adım her açıdan çevreyi izleyerek İstanbul’a bakıp hayaller kurmanız ve sizden yüzlerce yıl önce, sizin durduğunuz aynı yerden kimlerin benzer yerlere bakıp, gördüğü farklı silüetleri hayal etmeniz olacak.

İşte tam bu an bir durun. Esen rüzgardan derin bir nefes çekin. Olağanüstü etkileyici bir coğrafyanın merkezinde bulunan ve bildiğimizi sandığımız ama aslında bilinmeyen binlerce benzersiz hikayeyle dolu olan, bugünlerde çoğunluğa “kalabalık bir şehirden başka bir şey ifade etmeyen” dünya tarihinin imparatorluk başkenti olarak anılan bir şehirde yani İstanbul’da olduğunuzun bir farkına varın.

Bu imparatorluklar şehrinde, Galata Kulesi tarih katliamına uğramamış ender yapılardan biri olarak gerçek anlamda hissedilmeyi hakediyor.Galata Kulesi Haliç ManzaraGalata Kulesi’nden söz edip hikayelerinden birinden hatta en önemlisinden hiç bahsetmeden geçmiş olmam yazıyı bu satırlara kadar okuyan kimsenin dikkatini çekti mi, bilmem? ama ben son gidişimde bunun eksikliğini çok hissettim.

“Hangi hikaye mi?”

Elbette Ahmet Çelebi’nin hikayesinden. Nam-ı diğer Hezarfen Ahmet Çelebi’nin buruk hikayesinden. Hani Galata Kulesi’ni bir efsane haline getiren ve o dönemlerde Avrupa’da dahil dilden dile anlatılan “uçan adam”ın hikayesinden.

Biz millet olarak kendisiyle sorunları olan bir topluluğuz. Hani o cehennem fıkrasındaki “kazanın başında zebani bulundurulmamasının ve kazanda bulunan Türklerin, birbirlerinin zaten kazanın içinden çıkmasına müsaade etmeyeceklerinin anlatıldığı” gibi.

Mesela biz süper kahraman hikayeleri çıkaramayız hiç bir zaman. Çünkü “yarasa”dan da adam mı olur? diye sorgularız. Gerçekten bir örümcek insanı ısırırsa o insan ellerinden ağ fırlatabilir mi diye televizyonlar da tartışma programları yapar, her şeyden önce genel olarak bir burun kıvırır ve hep birlikte bu tip şeylere inanmayız. O yüzden hikayelere sadece hikaye olarak bile bakamadığımız zamanlar olur.

Sahiden Hezarfen Ahmet Çelebi Nerede?

İşte Hezarfen Ahmet Çelebi’de böyle bir hikaye. Biz onun Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar’a kadar uçtuğu ile ilgili değil “o dönem de bu gerçekleşebilir miydi?, uçtu mu gerçekten?” gibi konularla, yani işin magazin kısmıyla daha da doğrusu dedikodusuyla ilgileniriz. Bu nedenle böylesi bir efsane, turistik olarak hizmet veren Galata Kulesi’nden bile kazınmış gitmiş!

Ahmet Çelebi’nin hikayesinin turistik imaj ve obje olarak kullanılamamasının nasıl bir tutar yönü vardır inanın anlaşılacak gibi değil. Ancak anlaşılmayacak olan bir diğer nokta da milyonlarca kişinin yaşadığı bu şehirde bunu sorgulayan kimsenin olmaması.

Kafe, restoran, bar gibi mekanların açılışlarını veya menülerini şehir kültürü olarak yutturmaya çalışan bol yazar çizerli “şehir medyası” ve “influencer”lar da herhalde bunu bir ara sorar, diye temenni ediyorum!

Bırakın gerçeği, hayal ürünü bile olsa bu efsanevi hikaye ve kahramandan yararlanmayan, yararlanamayan, onu bir hikaye ve bir kültür ürünü olarak sunamayan bir şehir tanıtım yönetimini kabul etmiyorum. Edemiyorum! Hezarfen Ahmet Çelebi bu şehrin en önemli karakterlerinden biri ve hatta en ünlü kahramanı olabilirdi..Galata Kulesini ziyaretinizde (gerçek veya efsane) 1609 – 1640 yılları arasında yaşamış ve hayatını idealine, hayaline ayıran 1632 yılında 3558 metrelik uçuşu gerçekleştirerek Sultan 4.Murad tarafından da ödüllendirilen Hezarfen Ahmet Çelebi’nin hikayesine bir anlık da olsa dalın, gidin. Bırakın başka söylenenleri, doğru mu yanlış mı tartışmalarını. Sadece bir an dingin kalın ve onun durduğu yerden Üsküdar’a bakın. Eğer lodos da esiyorsa işte gördüğünüz belki de “o” olabilir.

Hezarfen Ahmet Çelebi’yi kulesinden ayırmayın.

YORUM YOK

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz