Marpessa ismi, belki de birçok kişiye bir şey ifade etmiyor. Ancak Mersin‘in Taşucu sahillerinde yankılanan bir hikaye binlerce yıldır dilden dile anlatılıp duruyor.

Marpessa Taşucu’na Hikayeler Anlatıyor

Mersin‘e gidenler bilirler. Mersin’in Taşucu beldesinin hemen sahilinde bir denizkızı heykeli vardır.

Taşucu gezisi sırasında neredeyse herkes burada birkaç kare fotoğraf çektirir. İşte o deniz kızı Marpessa‘dır.

Marpessa kim mi? Mitoloji seviyor mitolojik hikayeler ilginizi çekiyorsa okumaya devam öyleyse..

Marpessa Hikayesi

Güzeller Güzeli Artemis

Önce anahatlarıyla hikayeyi bir hatırlayalım ve devamını da arkasına ekleyelim.

Tanrı Zeus’un kızı Artemis, ikiz kardeşi Apollon’dan kısa bir süre önce doğarak annesine doğumu sırasında yardım etmiş. Ancak doğum annesine öyle acılar vermiş ki, Artemis o gün Zeus’a hiç evlenmeyeceğine, her zaman lekesiz, bakire ve kutsal kalacağına yemin etmiş. Zeus kızının bu isteğini kabul ederek onun artık “İffet Tanrıçası” olarak anılmasına giden yolu açmış. Artemis de bundan sonra ok ve yayı ile avlanan ve kutsallığını koruyan güzeller güzeli bir Tanrıça olmuş.

Ancak Artemis öyle güzelmiş ki, tanrılar arasında ona gıpta edip, av sırasında engel olmasın diye giydiği çok kısa elbisesiyle koşmasını seyretmeyen yokmuş. Ona aşık olan hiçbir Tanrıya babasına verdiği sözü bozmamak için kendisini teslim etmemiş.

Ama bu arada bu duygularını bastırmak için de çok zorlanan Artemis, gündüzleri ormanda geceleri ise denizlerde avlanarak zaman geçiriyor kimi zaman da Akdeniz sahillerine inip burada hayaller kuruyormuş.

İdas, Bianna ve Artemis’in Aşkı

İşte bu anların birinde bir yeraltı mağarasına rastlamış. Mağaraya giren Artemis, mağaranın içinde bir de eşsiz bir mağara gölü olduğunu görünce, kendini yüzmek için sulara bırakmış. Tam o anda duyduğu seslerle irkilen Artemis, sessizce sudan çıkarak seslerin geldiği tarafa doğru, kayaları kendine siper ederek yavaşça ilerlemiş.

Marpessa

Baktığı yerde bir kızla bir erkeğin seviştiklerini gören Artemis, biraz daha yaklaşınca kızın güzelliğini ve erkeğin de Tanrıları kıskandırabilecek kadar diri ve güzel olduğuna şahit olmuş. İçinde ona karşı duyduğu hisleri belirten kıpırdanmaya da, “Aşk” demiş.

Ama o an Tanrıların Tanrısı babası Zeus‘a verdiği söz aklına gelerek kendine hakim olmaya çalışmış. Ne de olsa “İffet Tanrıçası”ymış.

Ancak Artemis, yine de bazı hislerini bastıramayarak aniden geri dönüp genç adamın seviştiği kızı taş haline çevirmiş. O anda şaşkına dönen delikanlı perişan bir halde ağlayarak mağaradan dışarı çıkmış ve Tanrı Zeus‘a “Kendisi gibi fakir bir balıkçıdan ne istediğini” haykırmış.

Balıkçı‘nın ismi İdas güzel sevgilisi ise Bianna’ymış. İdas, Bianna’yı durmadan her an içi sızlayıp, günlerce gecelerce ağlayarak anmış.. Ama ne Zeus, ne de bir başkası sesini duymamış. İdas da kendisini, bakmakla zorunlu olduğu ailesini geçindirmek için denize vermiş.

Zeus’un Gazabı

Günlerden bir gün yine balığa çıkan İdas‘ın ağına oldukça ağır bir şey takılmış. Ağı zorlukla çeken İdas, ona belki de tüm dertlerini unutturacak kadar güzel bir denizkızı olduğunu görmüş.

Denizkızı isminin Marpessa olduğunu ve yolunu kaybettiğini, kısa bir süre onun yanında biraz dinlenip dinlenemeyeceğini sormuş.

Marpessa İdas ve Bianna Taşucu

İdas, Marpessa isimli denizkızını yukarı çekmiş ve vücudunun alt tarafı tamamen pullarla kaplı olan kıza aşık olmuş. İdas ve Marpessa, dünyanın en güzel kıyılarında dünyanın en büyük aşklarından birini yaşamaya başlamışlar.

Ancak bu denizkızı aslında “İffet Tanrıçası” olan Artemis”ten başkası değilmiş. Tanrı olarak iffetini o güne kadar koruyan Artemis, bu insanoğluna bekaretini teslim etmiş. Bu büyük aşk yıllar boyu sürüp gitmiş. Bu aşkı duyan insanlar, aşkın yaşandığı bu kıyılarda şehir kurmuşlar.

Ünleri öylesine yayılmış ki, Deniz Tanrısı Posseidon da onları merak etmiş. İdas ve Marpessa‘yı görünce, denizkızının yeğeni Artemis olduğunu anlamış ve Zeus’tan korkan Artemis’i tehdit ederek, sevgilisini yılda sadece bir gün görmesine izin vermiş.

Marpessa denizkızı

İdas, Marpessa‘nın olmadığı günlerde mağara içindeki taş kesilmiş Bianna’ya sarılıp ağlıyor ve günlerini onun yanında geçiriyormuş.

Sürekli onu izleyen Artemis ise bundan dolayı deliye dönmüş. İdas’ın olmadığı bir anda mağaranın girişini taşlarla kapatmış. Mağaraya dönen İdas, olan bunca şeyden sonra yine Zeus’a haykırarak  “Ey Tanrıların Tanrısı Zeus! Benim bedenimi de taş haline getir!” diye öyle çok ağlayıp bağırmış ki, bu dileği duyan Zeus da İdas’ı taş haline getirmiş.

O günden sonra, her yıl aynı gün bu kıyılara gelen Marpessa, eski haline getirdiği aşk mağarasına giderek İdas’ı Bianna’nın yanına koymuş.

İşte Taşucu sahilindeki denizkızı heykeli de Marpessa‘dır. Her yıl aynı gün bu sulara gelen Marpessa anısına orada durmaktadır.

BİR YORUM BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin..
Buraya adınızı girin..