PAYLAŞ

Kapadokya için çok fazla şey söylenebilir. Hatta yine internet başta olmak üzere gezilecek ve görülecek yerler listelerinde en fazla rastlayacağınız yerlerden biri de Kapadokya olabilir. Ama ben de Kapadokya gezisi için zaman zaman bir şeyler yazmaya hep devam edeceğim sanırım. Bunun ana sebepleri, sanki özenerek elle biçimlendirilmiş süslere benzeyen dev kayalar, bu dev kayalara oyulmuş evler, akla hayale sığdırılmayacak hikayeler barındıran yeraltı şehirleri, derin ve uçsuz bucaksız hissi veren vadileri ile adeta film setine benzeyen renklerin, rüzgarın ve güzel atların ülkesi. Adım adım Kapadokya gezisi için elimden geldiğince detaylı bir Kapadokya Gezi Rehberi hazırlamaya çalıştım.

Kapadokya İsmi Nereden Geliyor?

Kapadokya isminin nereden geldiği ile ilgili bir çok efsane var. Ancak en çok rağbet göreni Perslerin M.Ö 6 yüzyılda bölgeyi işgal ettiklerinde “Kappa Tuchia” yani “Güzel Atlar Ülkesi” olarak anması. Zamanla bu söyleniş Kappa Tuchia’dan Kapadokya’ya dönüyor. M.Ö 332 yılında Büyük İskender’in Persleri yenilgiye uğratması ile oluşan direnişte Kapadokya Krallığı kuruluyor. Ama geçen zaman içerisinde Romalıların gücü de hissediliyor. M.Ö 1’inci yüzyıl ortalarına doğru ise Kapadokya kralları Roma hakimiyetini tamamen kabul ediyor. Son Kapadokya kralı M.S 17 yılında öldükten sonra bölge tamamen bir Roma eyaleti halini alıyor.

Kapadokya aslında bir bölgenin adı. Ama bizim aklımıza her zaman Göreme, Ürgüp ve Uçhisar gelir. Kapadokya turları bile sadece bu yerleri kapsar. Oysa Kapadokya başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray, Kayseri şehirlerine kadar yayılır. Bizim Kapadokya olarak özümsediğimiz yer ise kayalık olan Uçhisar, Ürgüp, Avanos, Göreme, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresini kapsıyor.

Kapadokya ve Peribacaları Nasıl Oluştu?

Bölgede bulunan Erciyes, Hasandağı, Güllüdağ’ın yaklaşık olarak 60 milyon yıl önce püskürttükleri lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakalar milyonlarca yıl önce kayalaşıp, yine milyonlarca yılda yağmur ve rüzgarlarla aşınarak bugünkü coğrafi oluşumlar ortaya çıkmış. Yörede yaşayan halklar bu oluşumlara “Peribacaları” ismini vermiş. Böyle anlatırken kolay gelse de, milyon yılların ne anlama geldiğini sanırım tam olarak kavrayabilmek çok zor.

Kapadokya sonraki yüzyıllarda Hıristiyanlar için önemli bir merkez haline geliyor. Bölgeye yerleşen Hıristiyanlar burayı bir eğitim ve din merkezi haline getiriyorlar. Roma yönetimin baskısıyla vadi ve kayalarda oydukları kilise ve sığınaklarda yaşayarak öğretilerini zor şartlar altında yaymaya devam ediyorlar. Bizans imparatorunun ikonları yasakladığı ikonoklazm döneminde de ikondan yana olanlar Kapadokya’ya sığınıyorlar. Anadoluya yapılan Arap akınlarında bölge bu akınlardan kaçanlarla iyice hareketleniyor ve sonrasında 11 ve 12’nci yüzyıllarda Selçuklular Kapadokya’ya egemen oluyorlar. Selçuklulardan sonra Osmanlılar döneminde de bölge çok kültürlü yapısını sürdürüyor. 1924 sonrasında Hıristiyan nüfus bölgeyi tamamen terk ediyor. Kapadokya’nın kısa tarihi özetle bu şekilde.

Kapadokya’ya Ne Zaman Gitmeli

Kapadokya her mevsim ve her zaman olağanüstü güzellikler sunan bir bölge. Ancak Kapadokya’yı tadını çıkararak gezmek için ilkbahar ve sonbahar mevsimleri çok daha ideal dönemler. İlkbaharda bölgenin ılık havası, çiçek açan ve yeşilliklerle süslenen doğası sonbaharda sarıdan kırmızıya dönüyor. Havalar yine ideal oluyor. Yılın belirli dönemlerinde Kapadokya’yı karlar altında görmek de oldukça etkileyici tabii ki!

Kapadokya’da Gezilecek Yerler

Kapadokya Gezisi Uçhisar Kalesi

Kapadokya’nın neredeyse her yerinde masal diyarlarına sahne olabilecek görüntülerle karşılaşıyorsunuz.

Nevşehir’in yaklaşık altı kilometre doğusuna düşen Uçhisar’da böyle bir yer. Uçhisar kalesi deniliyor ancak aslında bölgenin en büyük peri bacası oluşumu da denilebilir. Kapadokya’nın neredeyse en yüksek noktasından kuş uçuşu olarak bölgeyi izleyebileceğiniz Uçhisar kalesi güney tarafında yaklaşık olarak elli metre, kuzey tarafına düşen bölümündeyse neredeyse yüz metre yüksekliğinde birbirine bitişik iki kaya kütlesi. Büyük olanı “Ağanın kalesi” küçüğü ise “Çavuşun kalesi” isimleriyle anılıyor.

Uçhisar kalesi için dünyada gün doğumunun en iyi izlenebildiği birkaç yerden biri deniliyor. Eğer gece bu kayaya çıkmayı düşünürseniz yıldızlarla olan iletişiminize çok şaşıracağınıza eminim. Öyle yakın görünüyorlar ki!

Bölgede korunma amaçlı yapılan çok sayıda yer altı sığınağına rağmen burası yüksek bir nokta ancak yine de aynı amaçla yani korunmak amacıyla da kullanılmış. İçerisinde çeşitli amaçlar için kullanılmış çok sayıda oyuk ve bölüm bulunuyor.

Uçhisar’a çıkmadan önce çok sayıda seyyar satıcı göreceksiniz. Bölgenin yerel ürünlerinden kuru yemiş ve meyveye ayrıca yöreye özgü bez bebeklere rastladığınızda ucuz fiyatlarla yöre halkına destek olabilir ve kendinize birkaç hatıra eşya alabilirsiniz.

Kapadokya Göreme Açık Hava Müzesi

Göreme’ye geldiğinizde adeta taş devri çağına dönüyorsunuz. Burada neredeyse bütün yerleşim ve yaşam yerleri kayalara oyularak yapılmış. Seyir teraslarından bölgeyi izlediğinizde evleri ve kayaları ayırt edemediğiniz anlar oluyor.

Göreme milli parkı içerisinde yer alan Göreme Açık Hava Müzesi Kapadokya’da en iyi korunmuş yerlerden biri. Volkanik kayaların oyularak kullanılabilir hale getirilmesiyle oluşturulmuş kilise ve manastırlardan oluşan Göreme Açık Hava Müzesi‘nin girişi ücretli. Müzekart kullanabiliyorsunuz.

Özellikle uzun süre gizli bir şekilde ibadetlerini gerçekleştirmek zorunda kalan erken dönem sayılabilecek Hıristiyanların yaptıkları en sıra dışı ve çarpıcı örnekleri burada bulunuyor.

Müze içerisinde Elmalı kilise, Tokalı kilise, Karanlık kilise, Yılanlı kilise, Aziz Basel Şapeli, Azize Barbara Şapeli, Azize Catherine Şapeli gibi yapılar bulunuyor.

Kapadokya’da Çanak Çömlek Avanos

Kapadokya turlarında gezilecek yerlerden biri de Avanos. Çömlekleriyle meşhur olan ilçe Nevşehir’e yaklaşık 18 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Çok sayıda konaklama konaklama yeri bulunan Avanos, bu nedenle en çok ziyaretçi alan yerlerden biri. Kızılırmak kasabanın ortasından  geçiyor ve adeta ikiye bölüyor. Oteller, restoranlar ve alışveriş yapılabilecek dükkanlarla dolu ilçe de, Kızılırmak kenarında yürümek ve iki yakayı birbirine bağlayan asma köprüde fotoğraf çekmek olmazsa olmazlardan.

Ürgüp

Ürgüp Kapadokya gezilerinin en önemli noktalarından biri. Bölgenin adeta bütün özelliklerini taşıyan ilçe Kapadokya’nın da özeti gibi adeta.

Nevşehir’in 20 kilometre doğusunda yer alan Ürgüp, Kapadokya’nın simgesi olan Peribacalarının en yoğun bulunduğu bölgenin merkezinde yer alıyor. Özellikle üç güzeller isimli peribacaları, Pembe Vadi, Kadı kilisesi, Rum Hamamı, ve diğer kiliseler Ürgüp’te gezilecek yerlerden birkaçı.

Ürgüp Kapadokya‘da her devirde merkez olmuş yerlerden biri olduğundan Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’dan da izler taşıyor. Altıkapılı ve Temenni tepesi türbeleri bunun en güzel örneklerinden.

Çavuşin

Çavuşin, Göreme ve Avanos yolu üzerinde yer alan küçük bir köy. Ancak bölgenin en önemli gezilecek yerlerinden biri.

Çünkü bir zamanlar Hıristiyanların yaşadıkları Çavuşin harabeleri bambaşka bir gösteri adeta. Beş kilisenin bulunduğu Güllüdere’de Çavuşin’in hemen yanıbaşında yeralıyor.

Çavuşin’e geldiyseniz Zelve ve Ürgüp yolu üzerinde yer alan Paşabağ bölgesini de görmelisiniz. Peribacaları manzaralarına hayran kalacaksınız. Bölgenin eski adı “rahipler vadisi” olarak kullanılmış. Etkileyici doku ve manzarasıyla sizi başka diyarlara alıp götürecek. Bazı peribacalarının görüntüleri ve içlerine oyulan bölümler hayret verici.

 

Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehri

Kapadokya’nın en ilgi çekici noktalarından biri de yeraltı şehirleri. Kapadokya’da yaklaşık iki yüz yeraltı şehri olduğu biliniyor. Ancak binlerce yıl önce yapılan ve saldırılardan korunma amaçlı saklanma yeri olarak kullanılan bu yeraltı şehirlerinden sadece birkaç tanesi ziyarete açık. Derinkuyu ve Kaymaklı yeraltı şehirleri bunların en ünlüleri.

Nevşehir’e 19 kilometre uzaklıkta bulunan Derinkuyu yeraltı şehri sekiz kattan oluşmasına rağmen bütün bölümleri gezilemiyor. Yeraltı şehrini gezmek için kapalı yer korkunuzun olmaması gerekiyor. Gerçekten etkileyici alanların bulunduğu yeraltı şehirlerinde dar tüneller ile bazen yaşam alanlarına bazen kiliselere bazen de depo olarak kullanılan yerlere rastlıyorsunuz. Havalandırmanın olağanüstü bir şekilde iyi organize edildiği Derinkuyu yeraltı şehri ise bir başka diyar. Yerin yaklaşık 40 metre altında 5 binden fazla kişinin barınabildiği yeraltı şehirlerini görmek Kapadokya gezisinin en büyülü anlarından biri.

Zelve Vadisi

Avanos yakınlarında yer alan Zelve, peribacalarının yine bolca bulunduğu yerlerden biri. Direkli kilise bölgenin en önemli yapısı.

Zelve’ye geldiğinizde görülecek diğer yerler ise Balıklı kilise, Üzümlü kilise ve Aziz simeon Şapeli.

Güvercinlik Vadisi

Kapadokya’da bulunan onlarca vadinin belki de en ünlüsü Güvercinlik vadisi. Yaklaşık dört kilometre uzunluğundaki parkur Uçhisar’a kadar uzuyor.

Vadiye ismini veren kayalara oyulmuş olan küçük deliklerde bulunan güvercin yuvaları. Güvercinler için bu alanın yaratılmasının bir sebebi var elbette. Yıllar boyu inşaatlar için güvercin yumurtaları harç malzemesi olarak kullanılmış. Güvercinlerin bıraktıkları gübreler ise tarım için toprağın verimini arttırmak amacıyla kullanılmış.

Güvercinlik vadisini izlemek de parkurunda yürümek de Kapadokya gezilerinin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.

Kapadokya’da Ne Yapılır?

Kapadokya doğal yapısı, vadileri ve eşsiz coğrafyası ile birçok aktiviteye ev sahipliği yapıyor.

Bölgede yapılabilecek aktivitelerden bazıları şöyle;

At Gezintisi

Kapadokya’nın “Güzel Atlar Ülkesi” ismini aldığını daha önce söylemiştim. Bu nedenle Kapadokya gezisinde yapabileceğiniz en unutulmaz aktivitelerden biri Avanos ve Göreme’de gerçekleştirebileceğiniz at gezintisi.

Herhangi bir binicilik deneyiminiz olmasa bile kısa bir eğitim ve gözetmenlerle bu turlara katılabilirsiniz.

Kapadokya’nın vadileri ve doğal sit alanları arasında yapacağınız bir at gezintisi Kapadokya seyahatinizi çok daha anlamlı kılabilir.

ATV Turları

Son dönemde Kapadokya’da en eğlenceli aktiviteler arasında yer almaya başlayan ATV turları oldukça ilgi çekiyor.

Her türlü zorlu zeminlerde yol alabilen ATV araçlarıyla yaklaşık bir saat boyunca bölgenin peribacalarının ve vadilerinin arasında geziyor ve tozu dumana katıyorsunuz.

Aktivitenin en önemli noktalarından biri de turun sonunda güneş batımını seyretmek için verilen mola oluşturuyor. Ben kendi deneyimi Göreme’de gerçekleştirdim ve toz toprak içerisinde kalmama rağmen oldukça eğlenceli vakit geçirdim.

Kapadokya’da Balon Turu

Dünyada balon ile yapılan aktivitelerin en güzellerinden biri Kapadokya’da gerçekleştiriliyor.

Daha önce Kapadokya’da balon turu ile ilgili detaylı bir yazı yazmıştım. Merak edenler o yazıyı buradan okuyabilirler.

Son dönemlerde Kapadokya’nın yıldızının yükselmesinde büyük rolü olan balon turları, Türkiye’nin tanıtım filmlerinde de en fazla kullanılan görüntüler arasında yer alıyor.

Kapadokya’da balon turuna katılmak için çok erken saatlerde kalkmanız gerektiğini unutmayın!

Kapadokya’ya Nasıl Gidilir?

Kapadokya’ya gitmek için karayolu ve havayolu seçenekleri bulunuyor. Ankara’ya karayolu ile yaklaşık üç saat uzaklıkta olan Kapadokya bölgesine kendi aracınız veya Türkiye’nin birçok kentinden otobüslerle ulaşabilirsiniz. Ankara ve Kayseri’den otobüs ve araçla ulaşmak ise çok daha kolay.

Kapadokya havaalanına İstanbul’dan ve Antalya’dan yapılan uçuşlarla havayoluyla da gidebileceğiniz bölgeye uçuş gün ve saatlerine göre yine uzak sayılmayan Kayseri Havaalanını da tercih edebilirsiniz.

Kapadokya’da konaklamak için oldukça fazla alternatif bulunuyor. Daha önce deneyimleme fırsatı bulduğum Cappadocia Cave Suites hakkındaki yazımı buradan okuyabilirsiniz.

Ayrıca bölgede yer alan otellerin güncel fiyat ve yer durumlarına da buradan bakabilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK